Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

Yerinden Edilmiş Yetişkin ve Genç Erkekler Raporunun Tamamı

Yerinden Edilmiş Yetişkin ve Genç Erkekler Raporunun Tamamı

Yerinden Edilmiş Yetişkin ve Genç Erkekler Raporunun Tamamı

Bu rapor Hayat Sende Derneği adına Hüseyin Yalım, Pınar Çömlekçi, Hasan Yılmaz, Kubilayhan Doğukan, İpek Altan, Hasan Özuğurlu tarafından yapılmıştır.

Yazının orjinal linkine ulaşmak için tıklayınız.

 

Rapor Hakkında

Bu rapor, cinsiyet konusunda uzman ve insani yardım etkinliklerine katılım sağlayan Delphine Brun tarafından araştırılmış ve yazılmıştır. Delphine son 17 yıldır toplumsal cinsiyet eşitliği politikaları, stratejileri ve programları konusunda hem küresel hem de ülke düzeyinde çalışmaktadır.  Rapor, CARE'nin Cinsiyet ve Koruma Kıdemli İnsani Yardım Danışmanı Toral Pattni tarafından denetlenmiştir. Rapor, değerli destek ve tavsiyeler sağlayan Promundo ile birlikte yayınlanmaktadır.

Teşekkürler

Röportajlar için zaman ayıran herkese (özellikle Lewis Turner, Petra Samways ve Jessica Skinner) ve araştırmayı destekleyen tüm kuruluşları (özellikle CARE Yunanistan personeli ve paha biçilmez destekleri için PRAKSIS ekibi dâhil) de dâhil olmak üzere bu çalışmaya katkıda bulunan herkese içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Ayrıca deneyimlerini, insani yardım konusundaki görüşlerini ve daha iyi bir gelecek için hayallerini paylaşan, CARE ile ortak bir proje kapsamında, PRAKSIS tarafından korunan ve Avrupa Komisyonu (ECHO) tarafından finanse edilen yalnız genç mülteci insanlara minnettarız. Raporun taslakları hakkında tavsiyede bulunmak için zaman ayıran herkese özel teşekkür ediyoruz. Ayrıca MenEngage Alliance'a bu raporun hazırlanmasındaki önemli katkılarından dolayı minnettarız.
 

Özet

 

Mülteci kadınlar ve çocuklar, belirli risklerle karşı karşıya kalmaktadır ve ihtiyaçları, insancıl toplum tarafından tam olarak vurgulanmakta ve ele alınmaktadır. Fakat, bekâr erkek mültecilerin durumu ve özel ihtiyaçları genellikle daha az anlaşılmaktadır. Bu rapor, bu bilgi açığını ele almayı amaçlamaktadır.  Lübnan, Türkiye, Ürdün ve Yunanistan'daki duruma odaklanarak, mülteci krizinin 13-17 yaşları arasındaki yalnız ergen erkekler ve bekâr ya da ailelerinden ayrı yaşayan erkekler üzerindeki cinsiyetçi etkisinin daha iyi anlaşılmasını aileler ve insani müdahalede mevcut ve potansiyel boşlukları vurgulamayı amaçlamaktadır.

Rapor, mülteci erkeklerin ve genç erkeklerin ihtiyaçları ile mülteci kadınların ihtiyaçlarını karşılaştırmayı veya mülteci kadınların karşılaştığı belirli riskleri küçümsemeyi amaçlamıyor. Rapor, yalnız erkek mültecilerin durumunu, kırılganlıklarını ve ihtiyaçlarını araştırırken, kriz durumlarında ve krizden etkilenen topluluklarda farklı gruplar arasındaki bağlantıları ve ilişkileri tanır ve bir grubun ihtiyaçlarını karşılamamasının doğrudan veya diğer gruplar üzerinde dolaylı, olumsuz etkisi olabileceğini savunur.

Ana bulgular

  • Yalnız erkekler, güvenlik güçlerinden taciz ve düşmanlık riski de dâhil olmak üzere günlük hareketlilikte zorluklarla karşılaşmaktadır. Yalnız bir ergen genç erkek olmak aynı zamanda daha büyük gözaltı riskleri de yaratmaktadır: Yunanistan'da, yalnız küçük genç erkekler, gözaltına alınma korkusundan dolayı gerçek yaşlarını yetkililere bildirmekten korkmakta, bu nedenle kilit koruma ve yasal haklardan mahrum kalmaktadırlar.

  • Birçok ev sahibi ülkedeki yasal statü eksikliği, çoğu mültecinin çalışamadığı ve gelir elde edemediği veya düşük ücretler için ve gayri resmi ayrımcılık veya istismardan az korunma konusunda gayrı resmi olarak çalışması gerektiği anlamına gelir. Çocuk işçilik özellikle genç ergen erkekler arasında yaygındır. Yalnız erkek mültecilerin sık sık akrabalarına para gönderme zorunlulukları vardır ve gelir elde etmenin zorluğu sadece erkeklerin kendi temel ihtiyaçlarını karşılama becerisini değil aynı zamanda kendi öz değerlerini de etkiler.

  • Kadınlarla birlikte evlerde tanımadıkları erkeklerin bulunmasına ilişkin kültürel sınırlamalardan dolayı bekâr ve yalnız erkekler, ortak konaklama birimlerine ulaşmada zorlanabilirler. Cinsel ve toplumsal cinsiyet azınlıkları ek önyargılarla karşı karşıya kalmaktadır ve genellikle düşük kalitede yaşamaya, güvenli olmayan konutlara sahip olmaya ve zorbalık ve cinsel sömürü tehditleriyle karşı karşıya kalmaya zorlanmaktadır.

  • Yalnız erkekler sosyal olarak soyutlanabilir ve bu da uyuşturucu ve alkole meyletmeye ve bağımlılığa yol açabilir.

  • Seks işçiliği ve yankesicilik ya da uyuşturucu ticareti gibi cezai faaliyetler diğer zararlı başa çıkma stratejileridir. Atina ve diğer kent merkezlerinde yaygın bir olay olmasının yanında Yunanistan'da, küçük yaştaki insanları dahi kapsayan “hayatta kalmak için seks” uluslararası topluluklar ve hükümet tarafından uzun süre görmezden gelinen bir gerçekliktir.

  • Bazen zihinsel sağlık bozukluklarına yol açan acı ve psikolojik sıkıntı, bu araştırmanın kapsadığı ülkelerde çalışan örgütler tarafından yaygın olarak bildirilmektedir. Birçok mülteci yaşadığı sürgün edilme yolunda ağır travmalar geçiriyor; çoğu arkada kalan ya da çatışmada öldürülen aile üyeleri için yas tutuyor. Yetişkin erkekler yaşamları ve gelecekleri üzerinde kontrol sahibi olmaktan mahrum hissediyorlar: uygun belgeleme eksikliği, karmaşık ve yavaş yer değiştirme planları, sınırlı hareketlilik, iş ve gelir eksikliği, hepsi çaresizlik hissine, yüksek endişe, strese, hayal kırıklığı ve öfke ve nihayetinde benlik saygısı kaybına neden olur.

  • Şiddetli psikolojik hasar, yalnızca krizle ya da erkeklerin mevcut durumuyla yalnız bağlantılı değildir. Bu aynı zamanda birincil finansal sağlayıcı ve aileleri için koruyucu olarak cinsiyet kimliğinin kaybolmasından da kaynaklanmaktadır.

  • Bazı kuruluşlar, erkek mültecilerin mevcut hizmetleri kullanmalarını sağlamada karşılaştıkları ilave zorlukları bildirmektedir. Erkekler için, gerçek bir erkek olmanın sert olmak ve korku ya da üzüntü göstermekle ilgili olmadığı konusundaki hâkimiyet nedeniyle duygular “içeride kilitli” kalabilir. Erkeklerin yardım aradığı yerlerin akranları olma olasılığı daha yüksektir, ancak gayrı resmi bir destek ağı, yalnız erkek mülteciler için hemen anında hazır olmayabilir.

 

İnsani müdahalenin analizi

  • Erkek mülteciler, özellikle de bekâr yetişkin erkekler, insani müdahale çerçevelerinde genellikle belirli bir yere sahip değildirler. İnsani aktörler, bağışçılar ve devlet kurumları arasında, erkeklerin kendilerine en iyi şekilde bakabilecekleri ve yardımsız yer değiştirmenin karmaşıklığını müzakere edebileceği yönünde ortak bir algı var. Onların belirli savunmasızlıkları genelde göz ardı edilir.

  • Önceliklerini belirlerken, insani müdahale için fon arayan kuruluşlar, fon sağlama ihtimalinin ne olduğu anlayışından genellikle etkilenirler. Mevcut yardım sisteminin ihtiyaç duyulan önceden tanımlanmış popülasyon kategorileriyle çalışılması, erkek nüfusu verilen cevaptan daha fazla dışlama eğilimindedir. Güvenlik açığı ölçütlerinin kasten veya kasıtsız olarak belirlenmesi, yalnız erkeklerin programlara erişimlerini kısıtlar. Erkekler hep yardım için son sırada durma hissine kapıldıklarını ifade eder.

  • Yalnız erkeklerin durumunu ihmal etmenin ve bütünleşmelerini desteklememenin istenmeyen sonuçları, erkekler için değil, aynı zamanda dolaylı olarak daha geniş bir toplum için de sonuç doğurmaktadır. Erkeklerin ve kadınların hayatlarının birbirleriyle nasıl etkileştiğinin ve ihtiyaçlarının ve gerçekliklerinin birbirlerini nasıl etkilediğinin anlaşılmasını içeren mülteci krizinin toplumsal cinsiyet boyutu, müdahaleleri bilgilendirmek için analiz edilmelidir.

 

Önerilerin özeti

Uluslararası ve ulusal insani yardım ajansları için:

  1. Müdahalelerin varsayımlara değil kanıtlara dayandığından emin olun.

  2. Koordinasyon mekanizmalarının (özellikle insancıl sektör / kümelenme sistemleri), kadınlara yönelik şiddete karşı mücadeleye yönelik önlemleri içeren ancak aynı zamanda diğer toplumsal cinsiyet risklerini de yansıtan acil durumlarda farklı toplumsal cinsiyet ihtiyaçlarını ele almaya odaklandığından emin olun.

  3. Mülteci kadın ve erkeklerin endişelerini ve cinsiyet rollerini değiştirmekten korktuğunu kabul edin ve ele alın.

  4. Erkeklere, özellikle yalnız olanlara yönelik desteği hedefleyin.

Bağışçılar için:

  1. Yalnız mülteci erkeklerin ihtiyaçlarını karşılayan projelere fon desteği sağlayın.

  2. Ortakların, yalnız erkekler de dahil olmak üzere tüm grupların özel ihtiyaçlarını tespit etmek ve bunlara cevap vermek için tüm müdahalelere toplumsal cinsiyet ve çeşitlilik bakış açısını bütünleştirmeleri konusunda ısrar edin.

Mülteci barındıran hükümetler için:

  1. Yalnız erkek mülteciler de dâhil olmak üzere tüm mültecilerin karşılaşabileceği dışlanmaya ve toplumdan soyutlanmaya karşı stratejiler uygulayın.

  2. Mültecilerin taciz ve sömürüye karşı önlem alma ve çalışma hakkını koruyun.

  3. Yalnız erkek mülteciler için güvenli ve uygun barınma imkanı sağlayın.

 

GİRİŞ

 

Orta Doğu’yu, özellikle, Suriye, Irak ve Afganistan’ı etkileyen çatışmalar milyonlarca insanı ülkelerini terk etmeye mecbur bıraktı. Lübnan, Türkiye, Ürdün ve Yunanistan öncelikli olmak üzere; komşu ülkeler, sayıları neredeyse 5 milyona varan mültecilerin büyük bir kısmını misafir etmekteler. Ufukta bölgesel çekişmelere ve istikrarsızlıklara karşı herhangi politik bir çözüm gözükmezken, 2016 Mart’ında yayınlanan AB – Türkiye Ortak Bildirisi sınırların kapanmasına yol açtığından, mültecilerin çoğu arafta kalmış durumda: yolculuklarına devam edemiyor, kendi ülkelerine de dönemiyorlar

Mülteci kadın ve çocuklar belli risklerle yüzleşmekteler ve ihtiyaçları, yardımsever kitle tarafından haklı olarak öne çıkarılmakta. Fakat çoğunluğu yetişkin ve ergenlik çağındaki erkeklerden oluşan “yalnız” mülteciler, genellikle ihmal ediliyorlar. İhtiyaç duydukları özel destek ve korunma gereklilikleri neler? Bu ihtiyaçlar kadınları nasıl etkiliyor?  Cinsiyet ilişkileri ve güç dinamikleri nasıl anlaşılıyor ve yardımsever hareketleri nasıl etkiliyor? Kimler özel olarak çaresiz addediliyor ve kimlerin ihtiyaçlarına öncelik veriliyor?

Rapor, bu malum bilgi eksikliğine ışık tutmayı amaçlıyor. Lübnan, Türkiye, Ürdün ve Yunanistan’daki mülteci krizlerine odaklanarak yaşları 13-17 arası değişen erkekleri ve yalnız veya ailesinden ayrı yaşayan yetişkin erkeklerin nasıl etkilendiğini inceliyor. Aynı zamanda iş erkek mültecilere yapılacak yardımlara öncelik verilmesine geldiğinde yardım sever kitledeki baskın görüşlerin, söylemlerin ve uygulamaların neler olduğunu keşfediyor.

Raporun ne erkek mültecilerin kadınlardan daha zor durumda olup olmadığını karşılaştırmak, ne de mülteci kadınların karşılaştığı belli başlı riskleri küçümsemek gibi bir amacı yoktur veya yardım sever hareketlerin kadınların karşılaştığı bu risklere karşı olan yaklaşımını, yapısal ayrımcılığı ve handikaplarını sorgulamıyor.

Raporun incelediği bu ülkelerdeki kadın mülteciler bu yabancı ve sinir bozucu yeni çevrede yollarını bulmak zorundalar. Geçimlerini sağlamakta zorlanıyor ve sağlık gibi zorunlu hizmetlere çoğu zaman erişemiyorlar. Güvenliklerini ihlal eden günlük tehditler altındalar. Kamplarda, tecavüz dahil, şiddet hayatın bir parçası haline gelmiş durumda. Aşırı yoksulluk kadınları ev sahipleri tarafından cinsel istismara uğramak gibi tehlikelere karşı çaresiz kılıyor ve zoraki evliliklerle çocuk evlilikleri gibi birliktelikler de bazı aileler tarafından mevcut ekonomik yoksulluktan ötürü kızlarını güvende tutmak ve aile onurunu korumak için tek çare olarak görülüyor.

Kadınları etkileyen bu tehlikelere karşı,  tartışmasız yardımsever bir tepkiye ihtiyaç var.  Önceki dört raporumuzun da gösterdiği üzere, mülteci kadınlar ve kız çocukları cinsel ayrımcılığın en büyük mağdurları olduğundan CARE International’ın kadınların güçlendirilmesi ve cinsiyet eşitliğinin sağlanması hususunda özel bir çabası var.

Ayrıca kadınların ve erkeklerin davranışlarından etkilendiklerini de farkındayız. Örneğin çocuk ve yetişkin erkeklerin mülteci gruplarındaki durumu düşünüldüğünde, gösterilecek her anlayış, kavrayış ve hareket onların durumlarına ve davranışlarına karşı olan tepkileri kadınlar ve kız çocukları için de geliştirilmiş bir koruma sağlayacaktır. Yalnız çocuk ve yetişkin erkeklerin spesifik ihtiyaçları da raporda bu bağlamda incelenmektedir.


Cinsiyet, yaş veya cinsel yönelim fark etmeksizin bir krizden veya felaketten herkes etkilenir, bir tür çaresizlik yaşayabilir ve hemen ardından yardıma ve desteğe erişimi olmalıdır. Bu diğer grupların ihmaline sebebiyet vermemeli topyekûn bir anlayışla sağlanmalıdır.  Bu aynı zamanda kriz durumundaki farklı gruplarla ve krizden etkilenmiş topluluklar arasındaki ilişkileri de açıklayabilir. Çünkü bir grubun ihtiyaçlarını karşılayamamak diğer gruplar üzerinde doğrudan veya direkt olumsuz etkiler bırakabilir. Örnek olarak, yaşadıkları stresli durumlar; yalnız mülteci erkekleri,  kamplardaki diğer çaresiz toplulukları etkileyecek taşkınlıklara sürükleyebilir.

 

Eskiden yardımsever programların cinsiyetler arası dinamiklere yeterince hitap edemeyeceği düşünülürdü. Fakat krizler son yıllarda insanları zorla yerinden ettiği için, yardım stratejileri artık yardımsever çabayla, süreklilik ve gelişim arasında bir köprü görevi görüyor. Bu bağlamda, bütün cinsiyet gruplarının ihtiyacına hitap eden yardımın ve koruma stratejilerinin kapsamında yaklaşımlar ve davranışlardaki olumlu değişimlerin teşviki artmıştır.  
 

Bu rapor mülteci krizindeki yalnız erkeklerin durumundaki cinsiyetçi etkiyi daha iyi anlamak ve insani müdahalelerdeki güncel ve potansiyel eksikleri vurgulamayı amaçlıyor. İnsani müdahale ve yardım kuruluşlarına her cinsiyetten mültecilerin spesifik ihtiyaçlarına hitap eden cinsiyete duyarlı program ve hareketlerdeki ihtiyaçları karşılamak için planlama, uygulama ve fonlama hususlarında detaylı tavsiyeler sunuyor.

 

Metodoloji

Sunulan buluntular kaynak taraması, röportajlar ve Yunanistan’daki iki haftalık direkt gözlem üzerine kurulu. Kaynak taraması seçilen dört ülkede insani müdahalelerdeki stratejik ve işlevsel raporlara, cinsiyet meselelerine odaklanan tematik çalışmalara, koruma ve maskülenliğe odaklanıyor. Telefondan ve yüz yüze olmak üzere toplamda 50 kişiyle yalnız erkek mülteciler ve sıkıntıları ve bu sıkıntıların yardımsever kitle tarafından nasıl anlaşılıp çözüldüğü hakkında röportaj yapıldı. Önemli bilgi kaynakları arasında bağışçılar, BM örgütleri, uluslararası ve ulusal sivil toplum kuruluşları, CARE cinsiyet ve koruma danışmanları, örgütler,  danışmanlar ve bölgedeki cinsiyet ve maskülenlik meseleleri konusunda uzmanlaşmış araştırmacılar var. Yalnız çocuk ve yetişkin erkeklere sağladıkları doğrudan destekleri, cinsiyete duyarlı programlardaki uzmanlıkları ve seçilen ülkelerde daha önce yaptıkları araştırmalar sebebiyle raporda isimleri anılıyor. BM kuruluşları ve bağışçılarla yapılan röportajlar öncelikle konu hakkındaki görüşleri, fonlarını bu görüşlere göre nasıl yönlendirdikleri ve planlama stratejilerine odaklıydı. Yunanistan’da röportajı yapılanlar ya Atina’da ya da Yunan Adaları’ndaki kamplarda çalışıyorlardı. CARE ve Atina’daki ortak organizasyonumuz PRAKSIS ile iletişimde olan genç mülteci erkeklerle de, tecrübelerini, mücadelelerini, sıkıntılarını ve ne tür yardıma ihtiyaçları olduğuna dair görüşlerini duymak için geniş kapsamlı röportajlar yapıldı.


 

YALNIZ BİR ERKEK MÜLTECİ OLMAK NASIL BİR ŞEYDİR?


 

Hareketlilik

Mart 2016’daki Avrupa Birliği ve Türkiye Ortak Beyanı’nın ardından sınırların kapatılması, mültecilerin yolculuklarına devam etme olasılıkları konusunda ek bir engel oluşturdu. Ancak, hareketlilik kısıtlamaları, ev sahibi ülke sınırları içinde mültecilerin kayıtlı olduğu ilçelerde ve hatta bir adanın kıyı şeridinde bile yaşanmaktadır.

Gerekli belgelerin olmaması durumunda, polis zorbalığı korkusu birçok kayıtsız mültecinin özgürce hareket etmesini engellemektedir. Türkiye'de, kayıtlı oldukları bölgeyi terk etmelerine izin verilmemektedir. Amman'da ve bazı büyük Ürdün şehirlerinden bazılarında mülteciler, özellikle de erkekler, sokaklarda yürürken tutuklanmaktan korkuyorlar çünkü polis tarafından iş arayan veya yasa dışı olarak çalışmaları muhtemel kişiler olarak görülüyor.

Lübnan’da, Lübnan askeri kontrol noktaları, polis zorbalığı veya Lübnan halkının düşmanlığı nedeniyle mülteci hareketliliği sınırlıdır. Potansiyel tehdit olarak algılanan Suriyeli erkekler, polis veya diğer güvenlik güçleri tarafından tacizde bulunma, hapsedilme veya tutuklanma riski altındadır. Örneğin tutuklanma, hapsedilme, gözaltına alınmaları veya ev sahibi toplumla olan gerginlikler nedeniyle kamusal alanlarda bir tür fiziksel şiddet yaşamış olma ihtimalleri Lübnanlı erkeklerinkinden iki ila üç katı daha fazladır.

Genel olarak Lübnan makamlarını bir koruma kaynağı olarak ya da telafisi olarak algılamamakta, aksine sıklıkla kişisel güvenliklerine yönelik bir tehdit olarak görmektedirler.

Kadınlar, hareket üzerindeki kültürel kısıtlamalar ve cinsel şiddet risklerinin artması nedeniyle belirli hareketlilik zorluklarıyla karşı karşıya kalsa da, nadiren tehdit olarak algılandıkları için, tüm ana yollarda konumlandırılan askeri kontrol noktalarından geçmekte genellikle daha az güçlük çekmektedirler. Bu durum bazı erkekler için, orduyla birlikte oldukları zaman ordu personeli tarafından durdurulması daha az muhtemel oldukları için, kadınsız kendilerini güvende hissetmedikleri önemli bir toplumsal cinsiyet rolünün tersine çevrilmesine neden olmaktadır. Yalnız olan mülteci erkekler için bu, hareket eksikliğini daha da güçlendirebilir ve bu nedenle, kadın aile üyeleriyle birlikte seyahat edememeleri toplumdan soyutlanmalarını artırabilir ve hareket etmeleri durumunda taciz ve düşmanlık riski artabilir.

Rüşvet ödemek zorunda kalma, oturma izninin gösterilmemesi durumunda alıkonulma veya fiziksel olarak saldırıya uğrama korkusu, özellikle yalnız oldukları zaman erkeklerin iş arama ve normal sosyal ilişkileri sürdürme yetenekleri üzerinde doğrudan etki eder. (Aileleri ve arkadaşları ziyaret etmek yürümek ve çıkmak, Suriyeli erkekler için yerinden edilmeden önce ortak faaliyetlerdi) Erkekler dikkat veya şüphe çekme ihtimaline karşın kontrol noktalarından ve büyük toplantılardan kaçınma eğilimindedir. Bazı örneklerde görülüyor ki iş bulma fikrinden vazgeçiyorlar bu da toplumdan soyutlanmalarına ve başa çıkma yeteneklerinin azalmasına sebep oluyor: Hareketlilik kısıtlamaları, Lübnan’daki ankete katılan Suriyeli mülteci erkeklerin yüzde 37’sinde iş aramaktan vazgeçtiklerini belirten bir faktör olabilir.


 

Bazı durumlarda, hareketlilik bir adanın sınırlarıyla kısıtlı olabiliyor. Kararları hakkında bir hüküm bekledikleri için Yunanistan’daki çoğu iltica başvurusu vahim taktiklere sebep olan belirsiz bir durum halinde sürüp gidiyor. Yunanistan menşeli Oxam şirketinde çalışan bir yetkili şöyle açıklıyor:

Mülteciler kampları terk edip başka bir yere yerleşmek için her şeyi yapar. Bazı erkekler kendilerini tehlikede gibi göstermek için Hepatit B, C gibi hastalıklara yakalanmaya çalışırken bazıları kendilerini yalandan eşcinsel olarak gösteriyor bu sayede coğrafi kısıtlamaların kalkmasını ve farklı bir yere tahsis edilmelerini sağlamak istiyorlar. Erkeklerin daha değersiz olduklarının düşünülmesi ve sert koşullarla daha rahat başa çıkabildiklerinin düşünülmesinden dolayı erkekler yerleştirilme konusunda çok daha büyük zorluklar yaşıyor. Herkese yardım edilemediği zamanlarda öncelik haklarının olmamasına mahkûmlar. Moria’ da kış geldiğinde çocuklar, kadınlar ve 65 yaş üzerindekiler otellere ve apartmanlara taşınıyorlar fakat bekâr erkekler çoğunlukla kamplarda tutuluyor. Bazıları konteynır evler inşa edilene kadar çadırlarda hayatta kaldı. Bazıları sadece barınak olsun diye duş olmayan askeri bir gemiye gönderildi. Diğerleri bütün bir yıl boyunca çadırlarda kalmaya devam etti.

Yalnız bir çocuk olmak da yetersiz kalacak yer olması durumunda büyük bir alıkonma riski taşıyor.  Uygun ve yeterli kalacak yer eksikliği durumunda Yunan yetkililer düzenli olarak çocukları (çoğunluk genç erkekler) karakollara ve ıslahevlerine alıyorlar ve bunu geçici olarak çocukların menfaatleri doğrultusunda yapılan geçici bir uygulama olarak kabul ediyorlar.

İş ve gelir

Ev sahibi ülkenin hukuki durumunun elverişsizliği çoğu mülteciyi iş bulmaktan ve kendi gelirini elde etmekten mahrum bırakıyor. Lübnan ve Türkiye’de çoğu mülteci ikamet iznine sahip değil ve çalışanlar kanunsuz bir şekilde çalışıyor. Çalışma izninin sağladığı hukuki haklar olmadan şiddet ve maaşların kısıtlanması gibi suiistimallere karşı açık haldeler. Resmi olmayan durumları onları herhangi bir haklarını arama gücünden mahrum bırakıyor yani sıklıkla maaşlarını asgari ücretin altında alıyorlar ve herhangi bir suiistimal veya ayrım durumunda başvurabilecekleri bir merci yok. Bu ihlaller erkek mültecilerin yerel yöneticilere güvenmeyip çalışma haklarına karşı ihlalleri bildirmemelerinden dolayı daha kötü bir hal alıyor ve bu suçluların ceza almadığı bir atmosfere katkıda bulunuyor.

İş bulmayı başaran çok az sayıda gey, biseksüel ve trans mülteciler iş yerlerinde taciz, istismar ve şiddet olaylarının yanı sıra cinsel yatkınlıklarından veya cinsel kimliklerinden dolayı işten çıkarıldıklarını belirtiyorlar. Lübnan’da bazı gey, biseksüel ve trans birey mülteciler başka şansları olmadığı için seks isçiliğine yöneldiklerini belirtiyorlar ve korunmalı cinsel ilişki talep etmek için yetersiz güçte olduklarını düşünüyorlar ki bu da ilişki yoluyla bulaşan hatalıklara yakalanma riskini doğuruyor.

Katı uygulamalar hukuki çalışma ihtimalini azaltıyor. Lübnan ve Türkiye’de mültecilerden çalışma izni için yerel bir sponsor talebinde bulunuluyor. Lübnan’da mülteciler sadece seçtikleri üç iş alanında iş arama iznine sahipler. Türkiye’de mülteciler kayıtlı oldukları bölge haricinde bir yere seyahat hakkına sahip değil. Yetenek ve deneyim genellikle önemli değil, Suriyeli küçük bir mülteci Yunanistan’da şu şekilde açıklıyor:

Burada deneyimin bir değeri yok. Sadece diploma istiyorlar. Bence deneyim veya yetenek yeterli olabilir.

Gelir sağlamanın ve kendi hayatını idame etmenin zorluğu sadece erkeklerin barınma ve yiyecek gibi temel ihtiyaçlarını karşılama yeteneğini değil aynı zamanda onurlarını da etkiliyor. Bir işe sahip olmamanın utandırıcı görülmesini CARE ve PRAKSIS tarafından Atina’da kurulan bekâr erkek kampında çalışan psikolog şu şekilde açıklıyor:

İş sahibi olmamayı ekonomik bir gerçekten dolayı olduğunu düşünmek yerine kendi kişisel başarısızlıklarından dolayı olduğunu düşünüyorlar. Onlar için çalışmak oldukça önemli. Sadece para için değil aynı zamanda bir erkek olduğum için iş bulmak istiyorum, ailemi geri götürmem gerekiyor, diyorlar.

Yalnız erkek mülteciler sıklıkla akrabalarına para gönderme baskısı altında olmalarını CARE ve PRAKSIS tarafından Atina’da kurulan gençlik kampında çalışan danışman şu şekilde açıklıyor:

Aileler özellikle sağlık ve annelerinin dul kalması durumuna karşı ekonomik desteğe ihtiyaçları olduğundan sürekli olarak iş hakkında sorular soruyor.

Özellikle genç erkekler için gelir elde etme gerekliliği bir gerçek olduğundan dolayı çocuk iş gücü oldukça yaygın. Birçok çocuk fabrikalarda, çiftliklerde, mağazalarda veya sokaklarda küçük eşyalar satarak çalışıyor.

Barınma

Uygun konut eksikliği hem erkek hem de kadın mülteciler için büyük bir problem. Mültecilerin kanunsuz yerlerdeki çadırlar, garajlar, konteynır evler, bitmemiş inşaatlar, gizliliğin olmadığı ve fiziksel güvenliklerini tehlikeye atan fazla kalabalık paylaşımlı apartmanlar gibi tehlikeli yerlerde yaşamaları oldukça yaygın. Örneğin Lübnan'da ev kiralayan mültecilerin yüzde kırk beşi küçük konutlarını aşırı kalabalık olmasına rağmen başka ailelerle paylaşıyor. Akraba olmayan bir erkekle bir kadının ve kız çocuğunun aynı evde bulunması kültürel açıdan doğru bulunmadığı için erkeklerin paylaşımlı ev bulması oldukça zor bir hal alıyor.

Cinsel azınlıklar ek olarak önyargılara; pahalı, düşük kalitede, güvensiz konutlarda kalmayı kabul etmeye; ev sahiplerinin uyguladığı fahiş fiyatlara ve cinsel sömürüye maruz kalıyorlar.

Barınma sıkıntısı yaşayan kadınlar barınmaya karşılık yüksek oranda cinsel istismara maruz kalırken aynı zamanda yalnız erkekler de cinsel istismara maruz kalıyor. Eğer zamanında ve yeterli yardım olmazsa sosyal açıdan ötekileştirilmeye, alkole ve uyuşturucuya eğilimli hale geliyorlar.

Atina menşeli CARE ve PRAKSIS şirketlerinde çalışan bir psikolog şöyle açıklıyor:

Hiçbir hizmetin olmadığını ve öncelik tanınmayacağını bildiğinde evsiz bir erkeğe ne diyebilirsin ki? Sabırlı olmasını mı isteyeceksin? Bir kadına durumunun dikkat çekeceğini ve bir çözüm bulunacağını söyleyerek umut verebilirsiniz, bir erkeğe değil.

Barınma durumu, çoğu erkek, tek başına olan gayri reşit çocuklar için vahim bir durum: Yunanistan’da çocuk koruma programı için kabul edilen evsiz 5174 çocuktan %91’i erkekti. Bu araştırma sırasında Yunanistan’da yalnız ve ayrı çocuk sayısı tahmini 2280’di. 1652 güvenli barınma arayan olmasına karşın yalnızca 1126 güvenli barınak bulunması da bu sayıya dâhil.

 

Koruma

Kadınların bir bunalım sırasında yüksek oranda şiddet yaşıma ihtimalleri oldukça yüksek olduğu bilinirken aynı zamanda mülteci erkeklerin ve çocukların da onları savunmasız bırakan bazı tehdit ve şartlarla karşılaştıklarını bilmek gerekmektedir.

Erkekler sıklıkla geçmişte yaşadıkları şiddet olaylarının etkilerini taşıyorlar. Ailelerinde yaşadıkları buna örnek verilebilir: Lübnan’da yapılan araştırmaya göre ankete katılan erkeklerin %58’i daha çocukken evlerinde duygusal veya fiziksel istismar gibi bir veya daha fazla ihmale maruz kaldıklarını belirtiyor. Ana vatanlarında silahlı kuvvetlerde ve gruplarda zorla yer alma, işkence, savaş yaraları, zorla tutuklanma ve bazı durumlarda cinsel istismar gibi birçok şiddet olayına maruz kalmış olma ihtimalleri var. Savaştan kaçarken fiziksel şiddete, özellikle kaçakçılar tarafından, maruz kalmış olabilirler. Yalnız genç erkekler borçlarını ödemek veya yollarına devam edebilmek için seks işçiliği yapmaya zorlanmış olabilirler. Sosyal hizmet uzmanları kaçakçılara ödeme yapabilmek için organlarını satan ergenlik yaşındaki çocukları da naklediyor.

Ev sahibi ülkedeki toplulukla olan gerilim aynı zamanda erkek mültecileri şiddete maruz bırakıyor. Lübnan’da erkek mültecilerin üçte ikisi bireysel olarak yapılan ankete hem vatandaşlardan hem de yerel yönetimden kişisel güvenliklerine karşı tehdit aldıklarını belirttiler. Ürdün’de erkek ve kız çocukları okula giderken bariz risklerle karşı karşıyalar; kadınlar cinsel istismarla karşılaşmaya daha yatkınken erkekler daha çok fiziksel şiddete maruz kalıyor. Eğitim kurumlarında zorbalık ve cinsel taciz erkek mülteci çocukları için de gittikçe artan bir problem.

Sıklıkla kendi ülkelerindeki zulümden kaçan gey, biseksüel ve trans birey mülteciler taciz, gözaltına alınma, kaçırılma, işkence, tecavüz, öldürülme gibi olaylar yaşıyorlar. Türkiye’de mülteci akımının patlamasına yol açan Suriye krizinden önce bile çoğu mülteci en az bir kere fiziksel olarak saldırıldığını, dövüldüğünü, cinsel istismara maruz kaldığını silahla tehdit edildiğini, eve kadar takip edilip cinsel ilişki teklifi aldığını bildiriyordu. Lübnan’da silahlı aktörler ve ev sahibi ülkenin vatandaşları cinsel tercihlerini ortaya çıkartmakla tehdit ederek zorla bir şeyler yaptırabiliyorlar.  Bu riskler sadece artmakla kalmıyor cinsel istismara maruz kaldığını silahla tehdit edildiğini, eve kadar takip edilip cinsel ilişki teklifi aldığını bildiriyordu. Lübnan’da silahlı aktörler ve ev sahibi ülkenin vatandaşları cinsel tercihlerini ortaya çıkartmakla tehdit ederek zorla bir şeyler yaptırabiliyorlar. Bu riskler sadece artmakla kalmıyor toplumsal damgadan dolayı azaltması çok daha zor bir hal alıyor aynı zamanda kültürel ve dilsel bariyerlerden ve adalet sistemine ulaşmanın zorluğundan dolayı tecrit ve aşırı yalnızlık rutin halini alıyor.

Kamplar gibi toplama alanlarında yalnız erkekler alışılmışın dışında şiddetli yaman bir ortama maruz kalabilirler: Yunan adalarında bulunan kamplardaki yalnız erkekler, bazen yalnız gayri reşit erkekler, farklı bir düzen içerisinde yerleştiriliyorlar. Bu sınıflandırma farklı yaştan ve farklı kültürel ve etnik kökenlerden erkekleri birleştirerek güçlü ve canlı bir altyapı oluşturuyor. Kültürler arası savaşlar, düş kırıklıkları ve yalnızlık oldukça yaygın. Bazı durumlarda genç erkekler hırpalanma veya soyulma korkusundan vardiyalı olarak uyuyorlar. 17 yaşındayken bir kampta olan mülteci bir çocuk şu şekilde açıklıyor:

Kampta olmak, Yunanistan’da, oldukça korku vericiydi. Yalnız erkekler için ayrılmış olan bölümde yaşıyordum. Oldukça fazla şiddet olayı vardı özellikle büyük olanlar kendilerinden küçük olanları fazlasıyla istismar ediyorlardı. Çok fazla polis vardı. Daha fazla yardım alınan ve daha güvenli olan ailelerin yaşadığı bölüme taşınmak istediğimi söyledim ama kamp yöneticileri izin vermedi.

Başka erkekler tarafından işlenen cinsel istismar suçlarının aşağılamak ve güç farklılıklarını zorla kabul ettirmek için bir araç olduğu düşünülüyor. Yerel halk genel olarak aileleri veya tanıdıkları tarafından eşlik edilmeden seyahat edildiğinde genç erkeklerin cinsel istismarla karşılaşabileceğini anlamakta oldukça yavaş davranıyorlar. Aslında genç erkeklerin cinsel istismara maruz kalması bazen eşcinsellikle veya karşılıklı anlaşmayla bağdaştırılıyor. Teknik güvenlik izleme danışmanı ve Yunanistan’da bulunan Danimarkalı mülteci konseyiyle koruma işi grubunun öncülerinden olan kişinin söylediği gibi:

‘’Kadınlar zorlanıyor fakat genç erkeklerin bir seçim şansı var’’: Bu konu hakkındaki genel yargı bu şekilde. Erkeği çevreleyen şiddeti belirleyen genel tabu yardım severlere halkın ne söylediği sorulduğunda: İslam kültürü kadınların güvenliği konusunda oldukça tetikte fakat erkekler için bu durum tam tersi, şeklinde genel kanıyı belirliyor.

Seks işçiliği, kapkaççılık, uyuşturucu satıcılığı gibi suç faaliyetleri diğer zararlı başa çıkma türleri. Yunanistan’da gayri erkeklerin alım hayatta kalmak için seks işçiliği yapmaları Atina’da ve diğer kırsal merkezlerde olağanüstü derecede yaygın olmasına rağmen halk ve hükümet tarafından görmezden geliniyor.  Atina’da CARE ve PRAKSIS tarafından kurulan barınaktaki genç mültecilerin bu araştırmaya katılanlarının hepsi direkt kendilerinin veya tanıdıklarının cinsel ilişki için teklif aldıklarını bildiklerine dair tanıklık ettiler. Müşteriler ve aynı zamanda seks turizmi için gelen yaşlı Yunanlar internetten tanıştıkları erkeklerle görüşmek amacıyla Atina’ya geliyorlar. 18 19 yaşında olanlar barınma verilmesi için uygun olmadıklarının söylenilmesinden ve reşit olmayanların sahip oldukları haklardan yararlanamadıkları için büyük bir risk altındalar. Aynı zamanda Lübnan’da da seks isçiliği yapan genç erkek Suriyeli mültecilerin sayısında artış var.

Eşcinsel davranışın tabu olduğu ve genellikle yasal olarak cezalandırıldığı muhafazakâr çevrelerde, erkek seks işi, erkekler ile ilgili sorunlarda ve kültürel yetkinlikle ilgili konularda uzmanlaşmış bir danışman tarafından aşağıda belirtildiği üzere yalnızca ekonomik zorluk ve toplumsal soyutlanma ile açıklanamaz:

Aynı cinsiyet içinde seks işçiliği yapmak, bir genç veya bu kültürlerden bir yetişkin erkek için yapılacak en utanç verici şeylerden biridir. Seks işlerine girmelerinin nedeni sadece parasızlık değil. Bu kendi kendine değer ve onur duygusu kaybıyla ilgilidir. Yolculukları sırasında aşağılandılar, Avrupa'ya yolculuklarına devam etmelerine izin verilmedi, bunun yerine adalara hapsoldular; üstelik kolluk kuvvetleri her an onların suçlu olduklarını varsayıyorlar. Avrupalı ​​erkeklerin normal günlük hayatlarını yaşadıklarını görüyorlar ve onlar gibi olduklarını veya insanlık bakımından eşit olduklarını hissetmiyorlar. Kendi kendine değer verme ve kendini takdir etme duygularını kaybettikleri zaman, kendilerine zarar verecek davranışlardan onları ne alıkoyabilir?

Eşcinsel uygulamaları çevreleyen stigma ile birlikte erkeklerin cinsel olarak baskın, kadınların boyun eğici olarak görüldüğü yıkıcı kültürel klişeler, bu gençler için güçlü bir utanç duygusu ve daha az erkeksi olma korkusu yaratır. Sonuç olarak, bazı erkekler altındaki kaybettiklerini sandıkları erkekliklerini yerine getirmek için seks işçileriyle birlikte olmak için para öderler. Toplumsal cahillik korkusu ve ihtiyaçlarına cinsiyete ve kültürel değerlere duyarlı bir yanıt verecek donanıma sahip olmayan koruma hizmetlerinden yeterli destek alamama onları daha da ötekileştirir.

 

Sadece bir çatı değil

18 yaşına girdiklerinde, yalnız erkek mülteciler büyük bir evsiz kalma riskiyle karşı karşıya geliyorlar. Daha fazla evsiz gayri yetişkinler için olan barınaklarda kalmaları uygun olmuyor bu yüzden kamplara gitmek için veya başka bir alternatif bulmaları için zorlanıyorlar. Ve yalnız erkekler için var olmayan apaçık bir barınma problemi veriliyor. Tatmin edici konut çözümü her zaman mümkün olmuyor.

Yunanistan’da, bağışta bulunanlar, yerel ve evrensel sivil toplum kuruluşları bu genç erkekleri artık bir çocuk değil ama aynı zamanda tam bir yetişkin çünkü oldukça zayıf şeklinde tanımlıyorlar. Çoğu ara sokaklarda veya caddelerde uyumak dışında bir çözüm bulamıyor. Uyuşturucu ve alkol bağımlılığı, şiddet ve fuhuş genç erkek mültecilerin karşılaştıkları en temel tehlikeler. Fakat yardıma geldiğinde unutulup gidiyorlar çünkü erkek olarak sıklıkla yardımların hedefinde olmuyorlar.

CARE ve onun yerel ortağı PRAKSIS 18-22 yaş arasındaki genç mülteci erkekler için Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilen bir barınak kurdular. Genç mülteci erkekler için olan birkaç barınaktan birisi olarak sadece cinsiyet değil aynı zamanda yaş ile ilgili büyük bir boşluğa hitap ediyor. Genç barınağın koordinatörünün söylediği gibi:

Mülteci erkekler ayrıca kaldıkları ülkede de çeşitli tehditlere maruz kalıyorlar. Erkek olarak, yöneticilerin uyguladığı belli başlı ayrımlar, tacizler ve şiddetlerle karşı karşıya geliyorlar. Ürdün’de zorla Suriye’ye gönderilme veya zorla kampa götürülme riski taşıyorlar. Lübnan, Türkiye ve Yunanistan’da polis ve güvenlik güçleri tarafından taciz edilme, tutuklanma, hapse atılma ve zorla alı koyulma riski taşıyorlar. Yunanistan’da gayri reşit yalnız erkekler sıklıkla gerçek yaşlarının yöneticilere şikâyet edilmesinden ve bu yüzden zorla alı koyulmaktan korkuyorlar. ( bu yüzden koruma ve hukuki haklarından mahrum kalıyorlar)

Bu barınak 18 yaşına gelmiş Yunanistan’da bulunan erkek mültecilerin karşı karşıya kaldıkları o boşluğu doldurmak için var. Genellikle, 18 yaşın altındaki erkekler için olan yardım programlarınca destekleniyorlar. Fakat 18 yaşlarına geldikten sonra bu programlar için uygun olmadıkları düşünülüyor ve bir anda hayatta kalmaları için bir başlarına bırakılıyorlar. Bu çocuklar nereye gidecekler?

Bu deneme projesi genç erkek mültecilerin kendine güvenmesini ve bazen onları avlayan geçmişte edindikleri kötü tecrübelerden kurtulmaları için duygusal destek sağlamayı amaçlıyor. Genç barınağın koordinatörünün şu şekilde açıklıyor:

Spor yapmanın da dahil olduğu birçok aktiviteyi yapmaya ve ders çalışmaya muhteşem bir ilgi gösteriyorlar fakat genellikle motivasyon eksiklikleri var. Depresyonun erken aşamalarını gösteren gün içerisinde çok fazla uyuma eğilimi içerisindeler. Hayal edin bu barınak yıl içerisinde değiştirdikleri 4.veya 5.barınak olabilir. Hiç tanımadığın insanlar sana hiçbir bilgi vermeden sürekli olarak seni bir yerden başka bir yere gönderse nasıl hissederdin?

Tek başlarını ayakta kalmayı başarabilene kadar biz onları bu barınakta destekliyoruz. Kariyer danışması, mesleki eğitim, eğitim, psikososyal sağlık ve hukuki yardım yeteneklerine, güçlerine ve gerçek ihtiyaçlarına yönelik alabilecekleri yardımların bütünü. Eğer doğru aracı onlara vermezsen nasıl olur da kendi hayatlarını yeniden inşa etmelerini bekleyebilirsin?

Psikososyal etki

Zihinsel sağlık bozukluklarına yol açan acı ve psikolojik rahatsızlıklar, bu araştırmanın kapsadığı ülkelerde çalışan örgütler tarafından yaygın olarak bildirilmektedir. Yetişkin erkekler yaşamları ve gelecekleri üzerinde kontrol sahibi olmaktan mahrum hissediyorlar: yeterli belgeleme eksikliği, karmaşık ve yavaş yer değiştirme planları, sınırlı hareketlilik, iş ve gelir eksikliği, hepsi çaresizlik hissine, yüksek endişe, strese, hayal kırıklığına ve öfkeye ve nihayetinde benlik saygısı kaybına yol açıyor. Ailelerinden uzakta olan yalnız ergen ve genç erkekler, akrabalarının güvenliği, refahı ve geride bıraktıkları aileyi maddi olarak desteklememeleri konusunda soyutlanmış ve endişeli hissediyorlar. Birçok mülteci, sürgüne gitme yollarında ciddi travmalar yaşadı; birçoğu aile üyelerinden geride kalmış yas tutuyor ya da çatışmada öldürülüyor.

Önemli bir gelişimsel dönemde aileden ayrılmak ve çok stresli olayların yaşanması, bekâr ergen erkeklerin zihinsel sağlığı ve refahı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir. Yunanistan'daki örgütler, bu çocukların karşılaştıkları ve depresyona, travma sonrası stres bozukluğuna, soyutlanmaya ve risk alma davranışlarına dönüşebilen şiddetli acıdan endişe duyuyorlar. Suriye krizinden önce yapılan araştırmalar, travma sonrası stres bozukluğu belirtilerinin yalnız mülteci refakatçiler arasında yalnız olmayan mülteci refakatçilerden daha yüksek olduğunu göstermektedir.

Depresyon, Lübnan’daki mülteciler arasında genel nüfusa göre daha yaygın. Suriyeli erkeklerin % 42’si depresif belirtiler gösteriyor. Kendine zarar verme ve intiharın Yunan kamplarındaki sağlık ekipleri tarafından da endişe olarak bildirilmektedir. Gerçek bir erkek olmanın sert olmakla ilgili olduğu ve korku ya da üzüntü göstermekle ilgili olmadığı konusundaki yaygın görüş nedeniyle erkekler duygular ‘kendi içlerine sıkışık’ kalabiliyorlar. Uyuşturucu kullanmak, sigara içmek ve alkol almak, acı çekmeden ve bu kabul edilmeyen duygularla başa çıkmanın en kolay yoludur. Sert davranmak, genellikle psikolojik yardım istememekle eşanlamlıdır. Bazı kuruluşlar, erkek mültecilerin mevcut hizmetleri kullanmalarını sağlamada karşılaştıkları ilave zorlukları bildirmektedir. Lübnan’da, erkeklerin yüzde 59’u (hem vatandaşları hem de mültecileri) hiç sağlık hizmeti almamışlardı - Son zamanlarda veya yaşamları boyunca sağlık hizmetlerinden en az yararlandığını bildiren Suriyeli erkekler- Stres, depresyon, anksiyete, intihar düşünceleri veya madde bağımlılığı durumunda, erkeklerin sadece yüzde 3'ü profesyonel tedavi talep etmektedir. Erkeklerin akranlarından yardım talep etme olma olasılığı daha yüksektir, ancak böyle bir gayrı resmi destek ağının varlığı yalnız erkek mülteciler için hazır değildir. Güvenlik açığı, hem belirli bir çevreyi karakterize eden dış tehditler hem de o ortamı yaşayanların baş etme kapasiteleri ile tanımlanırsa, bekâr mülteci çocuklar ve erkekler açıkça savunmasız bir grup olarak nitelenebilir. Ancak, psikososyal ve sağlık hizmetleri şu anda desteğe ihtiyacı olanlara yeterince ulaşmıyor.

 

Kimlik kaybı

Saha çalışanları, yalnız ergen ve yetişkin erkeklerin, yalnızca kriz durumundan ve yerinden etme travmasından dolayı değil, aynı zamanda ailelerinin birincil para kazananı ve koruyucusu olan cinsiyetçi kimliklerini kaybetmelerinden dolayı da psikolojik zarar gördüklerine inanmaktadır. Yalnız erkeklerin ailelerine para göndermeleri ve eminde sonunda akrabalarının Avrupa'ya gelmelerine olanak sağlamak için gidilecek ülkeye sorunsuz bir şekilde ulaşmaları beklenir. CARE'nin Yunanistan'daki cinsiyet ve koruma danışmanının açıkladığı üzere:

Bu adamların bir görevi var. Ancak işleri ve düzenli bir gelirleri olmadığında ve sınırların kapanmasıyla bu görevlerini yerine getiremez durumdalar. Bu da stres, depresyon ve utanç yaratır.

“Ekmek kazanan” olmak, Orta Doğu'dan gelen mülteciler için erkekliğin merkezi bir unsuru olarak algılanıyor. Sonuç olarak, ekonomik olarak kendi kendine yeterli olmama ve aileye bakma rolünü yerine getirememe, erkek mülteciler üzerinde özgüvenlerini doğrudan etkileyen çok büyük bir baskı yaratmaktadır. Yunanistan'da yaşayan yalnız bir genç mültecinin dediği gibi: “Sadece para için değil aynı zamanda bir erkek olduğum için iş bulmak istiyorum.” Lübnan’da ankete katılan mültecilerin neredeyse yarısı, yerinden olmanın kendi erkeklik algılarını “çok fazla” etkilediğini söyledi. Kendine değer verme duyguları, CARE’nin Yunanistan’daki koruma ve cinsiyet danışmanının işaret ettiği gibi, toplumda herhangi bir konuma sahip olmamaları nedeniyle daha da zarar görüyor:

Onlar evlerindeyken, kararların merkezinde toplumun bel kemiğini oluştururlardı. Birer yalnız mülteci olduklarında, kendilerini savunabilen veya sorun yaratan kişiler olarak algılanıyorlar. Genellikle dikkate alınmıyorlar.

EMPATİ KURMAYA DEĞER KİŞİLER KİMDİR? ALGILAR VE SÖYLENTİLER

Bu bölüm yardımsever bireylerin ve donörlerin mülteci kadın ve erkeklere, özellikle de yalnız olanlara yönelik algı ve tutumlarının, kendi ihtiyaçlarını nasıl şekillendirebildiğini incelemektedir.

'Cinsiyet' genellikle 'kadınlara’ işaret eder

Cinsiyete dayalı bir yaklaşımı içeren acil durum müdahalelerinin geliştirilmesinde somut bir ilerleme kaydedilmiştir. İnsani müdahaleciler, toplumsal cinsiyet politikaları ve rehberlik uygulamalarını sağlamak için daha uyumlu çabalar göstermektedir. Kadın hakları örgütlerinin yıllarca süren yorucu çabaları sayesinde, kadınları etkileyen yapısal ayrımcılık, gerçek programlarda eşit olarak ele alınmasalar bile, giderek daha fazla tanınmaktadır. Bu tanıma memnuniyetle karşılanırken, toplumsal cinsiyet eşitliği ile kadınların ihtiyaçları arasında genel bir bağdaşmazlık vardır.- bu cinsiyetin ele alınmasının, kadınların katılımı veya özellikle kadınlara yönelik şiddete değinmek gibi konulara eşit olduğu anlamına gelir.

Kadınlara yönelik büyük çapta ihlaller ile cinsiyet eşitsizliklerinden kaynaklanan kadınların özel ihtiyaçları ele alınmaya devam ediyor. Bununla birlikte, “cinsiyet” terimini seçerken, yardımsever topluluk, tüm cinsiyetlerden insanların bir krizden nasıl farklı bir şekilde etkilendiğini belirlemek ve farklı cinsiyetteki kişilerin deneyimleri ve kriz durumunda ihtiyaçları arasındaki ilişkiyi ve kesişimleri belirlemek için aktif bir karar vermiştir. Cinsiyetin ikili olarak sınıflandırılması, yardımsever topluluğun, kriz durumundaki kişilerin karşı karşıya kaldığı zayıflıkların ve risklerin ilişkisel ve kesişimsel doğasını ele alan tepkiler geliştirme kapasitesini sınırlamaktadır. Bu kısıtlama aynı zamanda, erkeklerin ve kadınların hayatlarının nasıl etkileşimde bulunduklarının, ihtiyaçlarının ve gerçekliklerinin birbirlerini nasıl etkilediğinin anlaşılmamasına yol açmaktadır.

Savunmasızlık Sorunu

Mülteci kadınların savunmasızlığı genellikle basitçe gerekçelendirme veya analiz gerektirmeyen bir gerçek olarak kabul edilir: örneğin kadınların ve çocukların cinsel şiddete karşı savunmasızlığı mültecilerin mevcut durumunun özetidir. Ancak bu, kadınları etkileyen ayrımcılıklara ve dezavantajlara müsamaha gösterilmesi anlamına gelirken riskleri de beraberinde getirir. Savunmasızlığı oluşturan tehditler, zorluklar veya koşullar yerine, kişiye (kadına) savunmasızlığı doğrudan atfetmek, onu o kişinin kalıcı bir özelliği haline getirir ve mağduriyeti güçlendirir. Bu temel savunmasızlık algısı aynı zamanda erkeklerin ötekileşmesinin ve savunmasızlığın kabul edilmesini de önler. Savunmasızlık, kimin en çok ihtiyaç duyduğu ve dolayısıyla kimin önceliklendirilmesi gerektiğini tanımlayan mülteci sorumluluğu temel bir örgütlenme ilkesi olduğu için yardıma ve korumaya doğrudan erişim üzerinde doğrudan bir etkisi vardır. Kadın savunmasızlığına odaklanılması yalnız erkeklerin ihtiyaçlarına ve savunmasızlıklarına insani müdahalelerde yeterince yer verilmemesi anlamına gelir.

İnsani yardım kuruluşları “en savunmasız” olan üzerinde çalışmak ve onlarla birlikte olduklarını göstermek istiyorlar. Yardım kaynakları kısıtlı olduğundan, çoğu zaman önceliklendirilmeye ihtiyaç duyulduğundan ve kadınlar ile çocuklar fiilen en savunmasız olarak kabul edildiğinden, mülteci erkeklerin ihtiyaçlarını analiz etmek ve ele almak için alan yaratmak zor olabiliyor. Kaynakların sınırlı olduğu yerlerde, erkeklerin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurma girişimlerinin bazen mülteci kadınların güçlendirilmesine yönelik çabaları baltaladığı görülmektedir. Erkekleri desteklemek için çalışmanın kadınlar için hizmetleri azaltmak veya kendileri için mevcut kaynakları tüketmek anlamına geleceği algısı hakim.

Kadınların karşılaştığı çok sayıdaki ayrımcılığı ve dezavantajları ele almak için son yıllarda zor kazanılan alanların bir kısmını kaybetme riski taşıyan bir durum yaratmak yerine, eşitlikçi bir tavır ile tüm cinsiyetlere ile daha iyi destek sağlayan programlar için genel olarak yeterli finansman sağlamak önemlidir. Böyle bir eşitlikçi yaklaşım, bir gruba verilen zararların ve karşılanmayan ihtiyaçların doğrudan veya dolaylı olarak diğer gruplar üzerinde olumsuz bir etkisinin olmamasını sağlar. Örneğin şiddetle karşılaştıklarında ya da maruz kaldıklarında erkeklerin iyileşmelerine yardımcı olmak, evlerinde ve kişisel yaşamlarında şiddete başvurmamalarına ve diğer erkeklere travmalarını başkalarına yönelik şiddet uygulayarak engellemekten kaçınmalarına yardımcı olabilir. Erkekleri etkileyen belirli tehdit ve ihtiyaçları ele almak, daha geniş bir topluluğa fayda sağlar ve daha sağlıklı toplumlar oluşturmaya yardımcı olur. Bu ihtiyaçları karşılamamak, kadınlar ve her cinsiyetten insanlar için daha kötü bir duruma yol açabilir.

Cinsiyet Klişeleri: ‘Erkekler Baş edebilir’

Yardımsever bireyler, donörler ve hükümet acenteleri arasında erkeğin kendilerine bakabilecek ve yerinden edilmenin zorlukların üstesinden gelebilecek en üstün cinsiyet olduğu algısı vardır. Bu rapor için araştırmaya katılan kuruluşların tümü, bu algının, kadınların ve çocukların otomatik olarak en dezavantajlı oldukları algısı ile birlikte, erkek mülteci nüfusunun durumuna ve gereksinimlerine daha az dikkat edilmesine yol açan temel bir inanç olduğunu düşünmektedir.

Bu algı bir şeylere ne kadar ihtiyaç duydukları ve ne kadar yardıma muhtaç oldukları ile ilgili şüpheye dönüşebilir. Örneğin, kendilerini olduklarından küçük gösteren yalnız genç erkeklerin sözlerine itimat edilmiyor ve gerçek yaşlarını belirlemek üzere fiziksel testlere tabi tutuluyorlar fakat aynı durum kadınlar için söz konusu olduğunda onlara doğrudan güveniliyor.

Erkeklerin de savunmasız olabileceğini kabul etmemek, erkekleri ‘daha güçlü’ ve daha az yardıma ihtiyaç duyan, kadınları ‘daha zayıf’ ve sürekli yardıma ihtiyaç duyan olarak klişeleştirmeye hizmet ediyor. Yalnız erkekleri sömürülmeye ve yok sayılmaya meyilli kılan toplumsal soyutlanmanın varlığı - ki bu da psikolojik sağlıklarına zarar veriyor – tam anlamıyla kabul edilmiyor. Buna karşılık, aynı zamanda Yunanistan’daki PRAKSIS ve CARE mobil koruma ekibinin psikoloğunun ifadelerine göre, savunmasızlıklarını kabul edilmemesinin zayıflıklarını güçlendirdiği ve hatta bunun yeni savunmasızlıklar ürettiği bir döngü yarattığı için yardım istemekten vazgeçiyorlar:

Mevcut savunmasızlık ölçütleri yeni savunmasızlıklar doğuruyor. Açıkça desteğe ihtiyacı olan, ancak ihmal edilen çok sayıda yalnız mülteci var. Savaştan kalma yaraları var ve bir kısmı işkenceye maruz kalmış. Sokaklarda uyuyorlar, önemli sağlık ve psikolojik problemleri var ve unutmak için uyuşturucu ve alkol kullanıyorlar.

İnsanları cinsel organlarına göre ayırmamalıyız. Bu onlara yardım etmemiz için yeterli bir kanıt değil.  İnsanlara yardım yaşadıklarının sonucu olan savunmasızlığa göre yapılmalıdır, cinsiyetlerine göre değil.

Cinsiyet Rolü: Asıl Sorun

Mülteci insani müdahalesinin gerçekleşen, terörist anlatıların gölgesinde bıraktığı ve ev sahibi hükümetler tarafından yoğun bir şekilde denetlenen oldukça politikleşmiş ortam Müslüman ve Arap mülteci erkekleri potansiyel güvenlik riskleri olarak görüyor. Güvenliğe verilen önem, mülteci erkeklerin, özellikle de Suriyeliler, Afganlar ve genç olanların, ev sahibi ülkeler için risk oluşturduğu düşünülen grup olduğu anlamına geliyor.

Bu algı genellikle genç, bekâr erkekleri diğer mülteci kampları sakinleri için güvenlik tehdidi olarak algılayan diğer mülteciler tarafından da desteklenmektedir. Belli bölgelerde bekâr erkekler, özellikle bir grup içinde bulunurlarken, kötü birer insan olarak algılanırlar. Toplulukların ifade ettiği endişeleri yansıtan insani yardım toplulukları, yalnız mülteci erkekleri yardımlardan faydalanan kişiler olarak değil potansiyel tehdit olarak algılayarak benzer görüşler ortaya koyabiliyorlar.

Benzer şekilde, kadınlar ayrımcı kültürel tutumlarca mağdur edilerek sınıflandırılması da yeniliğe muhtaç ‘medeniyetsiz’ erilliğin göstergesidir.

Bu tutumlar ve algılar kanıta dayalı gerçek ihtiyaçların anlaşılmasını engelleyebilir. Örneğin, sorunlu davranışlara yol açan zihinsel sağlık sorunları genellikle bir kadının başına geldiğinde ne oldukları tanınmaktadır. Ancak, bir erkek yaşadığı zaman zihinsel sağlık sorunları, genellikle desteğe ihtiyacı olan savunmasız bir birey olarak görülmek yerine, toplumun geri kalanı için bir sorun olarak algılanıyor. Yunanistan'daki Danimarka Mülteci Konseyi'nin koruma izleme danışmanının belirttiği gibi:

Özellikle yalnız olan erkek mülteciler,  toplumdan ve insani topluluklardan kadınlarla aynı muameleyi görmemektedir. Bir kampta psikolojik olarak rahatsız olan ve kendisinden genç bir çocukla cinsel ilişkiye giren yapmaya başlayan bir ergen kadın vardı. İnsani yardım işçileri onun güvenliğini göz önünde bulundurarak onu başka bir yere yerleştirdiler. Fakat aynı şeyi bir ergen erkek yapsaydı, sadece zihinsel olarak yardıma ihtiyacı olan biri olarak değil aynı zamanda büyük bir sorun olarak görülürdü.

Arsis'in Yunanistan’daki gençlik destek merkezi koordinatörü tarafından belirtildiği üzere bu tür basmakalıp ayrımcılıklar yalnızca onların ihtiyaçların karşılanmadığı anlamına gelmez; ayrıca bekar erkeklerin topluluktan uzak durmalarını arttırır ve asosyal grup davranışını güdüler:

17 yaşında bir erkek görürseniz, onu tehlike olarak algılarsınız. Bu nedenle genç mülteciler kendi küçük toplumlarını kendi aralarında oluşturuyor.

Elbette erkeklerin şiddet eylemlerinde bulunmaları muhtemeldir fakat genç bir mülteci erkeğin dediği gibi onlar zaten şiddetten uzak durmak için ülkelerin terk ettiler:

Suriye’den ayrıldık çünkü 18 yaşına girmek üzereydik ve orduya katılmak istemiyorduk. Savaşmanın ve hayatımızı riske atmanın manası yoktu. Bütün ülkeler savaşa katılıyor ve sen kiminle savaştığını bile bilmiyorsun.

Savaşmak istemeyen ve ülkelerinde savaşmaya zorlanmaktan kaçan genç erkekler, şiddet odaklı basmakalıplara uymaya zorlanmak yerine yeni bir erkeklik modelini temsil edebilirler.







 

İnsani Müdahale Yalnız Erkeklerin İhtiyaçlarını Nasıl Ele Aldı?


 

Yardımın “politik olarak doğru” yardım hedefleri

Erkek mülteciler, özellikle bekâr ve yetişkin erkekler, insani müdahale çerçevesi içinde çoğunlukla belli bir yere sahip değildir.

İnsani müdahale için kaynak arayan kurumlar önceliklerini belirlerken neyin kaynak çekebileceğini düşünerek hareket edebilir. Örneğin bağışçılar bir kurumun birlikte çalıştığı mültecilerin ne kadarının kadın başlı hanelerde olduğunu özellikle bilmek isteyebilir. Benzer şekilde, cinsiyete dayalı şiddet, sağlık ve psikososyal destek üzerine en kolay satılan programlar özellikle kadınların ihtiyaçlarına karşılık veren programlardır. Fakat kadınların ihtiyaçlarını karşılama üzerine desteklenen ve zor kazanılan bu odak, erkeklerin ihtiyaçlarını karşılayan programları üretmeyi ve desteklemeyi zorlaştırır.  

Ek olarak, Avrupa’nın zihnine yerleşmiş yalnız mülteci erkeklerinin tartışmalı imajı özellikle bekâr ve genç olan erkeklere yönelik eylemleri “satmayı” daha da zorlaştırır. Bu araştırmanın bir parçası olarak birlikte röportaj yapılan bir bağışçı özellikle erkek mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir projenin finanse edilme ihtimalinin düşük olduğunu söyledi:

 

Eğer finanse edecek olsaydık muhtemelen kadınların ve çocuklarında yararlanmasını bir şart olarak sunardık. Veya kadınlara ve çocuklara önceden yardım edildiyse finanse ederdik. Sanırım bu kadar hedeflenmiş bir proje sadece hükümetler tarafından radikalleşmeyi önlemek gibi güvenlik sebeplerinden dolayı finanse edilebilir.

Bağışçıların cinsiyet politikaları ve Çatışmada cinsel saldırıyı sonlandırma için taahhüt bildirgesi gibi uluslararası taahhütler, hak ve ihtiyaç sahibi kişiler olan ve eşit toplulukların oluşturulması için önemli rol oynayan erkeklerle çalışmanın önemini kabul eder. Fakat uygulamada, kurumlar ve bağışçılar cinsiyet eşitliği programlamasını kadınlara odaklanarak eşitleme eğilimindedir. Bu kurumlar erkeklerin gereksinimlerini karşılamadaki eksikliği kabul etseler de genellikle bu soruna erkekleri bir alt grup olarak hedefleyerek değinmişlerdir.

 

Sırada son: Risk altındaki grupların sınıflandırılması

Şimdiki yardım sisteminin “statü bazlı sınıflandırma” ile çalışıyor olması erkek nüfusunu yapılan müdahaleden dışlama eğilimindedir. İş yüküne olan odak önceden tanımlanmış kategorilerden birinin parçası olmayan açıkları gözden kaçırmaya meyillidir. Örneğin Midilli Adası’nda erkek bireylere önceden sadece evin başıysalar veya reşit değillerse yardım sağlanıyordu. Sadece bu alt gruplara odaklanmak diğer kimsesiz erkeklerin göz ardı edilmesi anlamına geliyordu. Sonradan savunma mekanizmaları sosyal olarak rahatsız edici hale gelince daha fazla ilgi çekebildiler.  

 

Sınırlı kaynakları olan insani müdahalenin en savunmasızlara ulaşmak için sınıflandırmaya ve önceliklendirmeye ihtiyaç duyması oldukça normal. Ancak, kasıtlı veya kasıtsız olarak programlarına erişimi kısıtlayacak şekilde savunmasızlık kriterlerini belirleyen kurumlar bazı grupları yabancılaştırarak ve potansiyel olarak damgalayarak yanlışlıkla zarar verebilir. Ve bu toplumun kendisinin belirleyeceği zayıflıkları yansıtmayabilir. Örneğin Lübnan’da BM destek kategorileri erkeklerin daha iyi çalışabildikleri varsayımına dayanıyor. Benzer şekilde, çalışabilecekleri varsayımına dayanarak eşcinsel erkekler ve transseksüel bireyler de dâhil olmak üzere bekâr erkekler, Türkiye'deki Acil Sosyal Güvenlik Ağı için uygun değillerdir. Türkiye'deki Acil Sosyal Güvenlik Ağı, en savunmasız mültecilere aylık nakit transferler yoluyla yardım etmeyi amaçlar. Yunanistan'da, herkes için iyi barınma koşullarına erişimin olmaması ile birlikte kadınların sistematik olarak en savunmasız olduğu görüşü, çoğunlukla bekâr erkeklerin yaşadığı gecekondulardaki korkunç koşullara yansımaktadır. Kimsesiz ergenlik çağındaki erkekler savunmasızlık kategorilerinin altında yer almaktadır ama genellikle kadınlar daha savunmasız görülürler ve bu nedenle erkekler destek ve yardım sağlanmasında daha az önceliklidir.  

Bekâr erkekler, özellikle 18 yaşın üstünde olanlar, insani yardım kurumlarına görüşlerini ifade etme şansını bulduklarında, her zaman en son hizmet edilen olma hissini ifade eder. Bu, sırada son olma hissi, danışma ve katılım eksikliği ve onlarla programlama hakkında iletişim kurulmamasından dolayı güçlenir. Yani erkekler diğer grupların ihtiyaçlarının karşılanmasının onlarınkinden neden daha acil olduğunu kolayca anlayamaz.

Erkeklerin ihtiyaçlarına uygun olmayan hizmetler

Bu öncelik verilmemesi, kurumların erkek mültecilere etkin bir şekilde ulaşmak için gerekli çabayı göstermediği durumlarda da ortaya çıkmaktadır. Gerçekten de program zamanlamasının, içeriğinin ve erişiminin mülteci erkekler için nasıl daha alakalı ve erişilebilir hale getirilebileceğini sorgulamaktansa, tartışmalar, mülteci erkeklerin önceden var olan çerçevelere tepki verme biçimi ve uyum sağlayamaması etrafında dönme eğilimindedir.

Erkekler tabi ki de bütün mülteciler için sağlanan genel hizmetlerden yararlanabilir. Fakat kadınların topluluk komiteleri gibi alanlardan dışlanabileceği gibi, ince engeller de erkek nüfusunun yardım istemesini engelleyebilir. Bu özellikle kadınları ve çocukları tarih boyunca desteğe en muhtaç olanlar olarak tanımlayan ve kadınlar ve çocuklar düşünülerek tasarlanan ve sunulan hizmetler için doğrudur. Örneğin, mülteci kampı düzeni, ailelerin, kadın başlı hanelerin ve çocukların ihtiyaçlarına göre tasarlanmaktadır. Bu düzende eğitim, koruma ve sağlık hizmetleri merkeze yerleştirilir. Kimsesiz erkeklerin sığınakları genellikle hizmetlerin bulunduğu merkezden en uzak noktadadır.

Özel hizmetler çoğunlukla kadınları ve çocukları hedefler: örneğin kadınların güvenli alanları, emzirme köşeleri, çocuk dostu alanlar. Bu, erkeklerin aile alanlarından dışlanmış hissetmelerine neden olabilir ve kasıtsız olarak erkeklerin bakıcı olamayacağına dair varsayımları güçlendirebilir ve bu da maskülen basmakalıplarına zarar verir. Bu sırada, özellikle erkekleri hedefleyen hizmetlerin eksikliği veya yokluğu bu araştırma için röportaj yapılan kurumların çoğu tarafından kabul edildi.  Erkekler için hedeflenen hizmetler daha nadirdir ve mevcut olduklarında personel açısından yeterli değildir veya daha düşük bir destek seviyesi sunar. Bunlar genellikle sosyalleşmek, kahve içmek, telefon şarj etmek veya internete erişmek için var olan yerlerdir. Bu tür yerler bilgi veya koruma sağlayarak potansiyel olarak bir destek kaynağı olabilir.

Zihinsel sağlık hizmetlerine çok az erişimi olan ve depresyon, endişe, yalnızlık ve tecrit duyguları hakkında konuşacak hiç kimsesi olmayan eşcinsel, biseksüel ve transeksüel mülteciler için fark daha da göze çarpıcı. Engelli ve yaşlı insanların da psikolojik sıkıntı belirtileri bildirme ihtimali genel mülteci nüfusundan çok daha fazla. İnsani yardım programları kanıta dayalı, kapsayıcı ve ihtiyaçlara uygun olmalıdır.

Aynı şekilde, cinsel ve üreme sağlık hizmetleri erkeklerin ihtiyaçları düşünülerek tasarlanmamıştır. Örneğin, ergenlik çağındaki bir erkek çocuğun aile planlaması servisinden cinsel sağlık, cinsellik ya da doğum kontrolü gibi hassas konularda bilgi edinmesi zor olabilir. Gözlemleme yaparak bu tür hizmetlerin sadece kadınlara tahsis edildiğini düşünebilir. Özellikle genç erkekler bilgiye erişebilecekleri güvenli bir alan sağlanmasından faydalanırlar ancak mevcut hizmetler nadiren onları hedefler.

Kadınlar ve kız çocukları için cinsel sağlık ve üreme sağlığı hizmetleri genellikle koruma hizmeti vermeye giriş yoludur fakat bu hizmetler ve temel olarak cinsiyete dayalı şiddetten kurtulanlara yönelik hizmetler, erkekler için kolayca erişilebilir değildir. Erkeklerin zorla askere alınma, kaçırılma, gözaltına alınma veya öldürülme riski altında olduğu kabul edilse de, cinsel şiddete maruz kalabilecekleri gerçeği daha az yaygın olarak kabul edilmektedir. Erkek nüfusa yaklaşabilecek ve güvenini kazanabilecek eğitimli koruma personelinin eksikliği genellikle kimsesiz erkekleri ciddi bir yardım boşluğu içinde bırakır.  

İnsani aktörlerin kapasitelerini geliştirmede BMMYK'nın olumlu çabalarına rağmen, eşcinsel, biseksüel ve transeksüel mültecilere nasıl yeterli destek sağlanabileceği konusundaki becerilerin eksikliği bir başka endişe kaynağı. Diğer mülteciler tarafından sık sık kötü muamele gördükleri ve hizmet sağlayıcılar tarafından ihmal edildikleri için, sunulan hizmetlere en az düzeyde erişebilirler veya hiç erişemezler.  

Erkekler bazen insani sektörün onlarla çalışmaya ilgisiz olduğunu düşünür. Onlar “beslenecek ağızlar”dır ve temel ihtiyaçları karşılamak önemli olsa da geçim sağlama ve mesleki eğitim gibi erkekleri hedefleyen hizmetlerin eksikliği erkek mültecilerde becerileri, kapasiteleri, istekleri, planları ve umutlarının insani müdahalenin içinde görünmez kaldığı izlenimini bırakır.

 

 

Eylemsizliğin bedeli

Kimsesiz ergenlik çağındaki erkek mültecilere yetersiz dikkat verilmesinden dolayı doğan sonuçları değerlendirmek için yeterli çaba gösterilmedi. Durumlarını yeterince kabul etmemenin veya ihtiyaçlarını karşılamamanın bazı potansiyel sonuçları olabilir.

Şiddete maruz kalanların ihtiyaçlarını kabul etmemek veya karşılamamak iyileşmelerini engeller ve başkalarına karşı şiddet uygulamalarına neden olabilir. Erkeklerin karşılaştıkları sıkıntıların ev içi şiddete sebep olabilecek gerginliklere yol açtığına dair kanıtlar var.

Baskın olan fakat elde edilemeyen erkeklik modellerine uymama, umutsuzluklar ve ihmal edilme hissi nedeniyle oluşan hayal kırıklığı, öfke ve can sıkıntısı, refahlarını etkiler ve bağımlılık ve zihinsel hastalıklara yol açabilir. Bu da toplum için koruma riskleri yaratabilir veya var olan riskleri arttırabilir.

Gelecek için sahip oldukları az umut, ev sahibi ülkeleriyle zayıf bağları ve Avrupalı olmayan Müslüman göçmenleri ulusal egemenliğe, geleneklere ve kültürlere karşı tehdit olarak niteleyen büyüyen yabancı düşmanlığı ile bir araya gelmesi, bekâr erkek mülteciler için Suriye silahlı grupları tarafından askere alınma riskini arttırır. Ölçeğin ve kapsamın tespit edilmesi zor olsa da raporlar, Ürdün'de ergen erkeklerin proaktif olarak silahlı gruplar tarafından askere alındığını gösteriyor.

Böyle bir ihmalin istenmeyen sonuçları açıkça erkekler için ve aynı zamanda dolaylı olarak toplum için sonuçlar doğurmaktadır. Statik cinsiyet savunmasızlığı modeli, ihtiyaçların bağlama göre analizi ile değiştirilmeli ve insani kimselerin ilgi alanındaki kişilerin kimler olması gerektiğine dair görüş genişletilmelidir. İnsani programlama, kanıta dayalı, kapsayıcı ve ihtiyaçlara uygun olmalıdır.  

          

SONUÇ


 

Mülteci krizinin cinsiyete dair boyutu yeterli derecede incelenmemekte, incelendiğinde de elde edilen bilgiler müdahalelere yansımamaktadır. Bir krizin farklılık yaratan etkileri üzerindeki incelemelerde bu denli bir eksiklik, etkili ve bütünü kapsayan bir insani çözüm üretme konusunda büyük eksikliklere sebep olmaktadır.

İnsani müdahalelere yön veren, erkeklerin desteğe ihtiyaç duymamaları ve kadınların her durumda en savunmasız kimseler olduğu veya kadınların her durumda kurban ve erkeklerin de suçlu durumunda olmaları gibi insani müdahalelere yön veren efsaneler, durumun olması gerektiği gibi incelenmesine engel olmaktadır. Mültecilerin, bekâr erkekleri olası güvenlik tehditleri gibi gören(ve dolayısıyla kadınların da tüm siyasi özgürlüklerini elinde alan) uluslararası politikalar tarafından siyasallaştırılması da bunda bir etkendir. Bu gibi efsaneler ve yanlış anlaşılmalar ve beraberinde getirdikleri genellemeler ile derhal ilgilenilmesi gerekmektedir.

Erkek ve kadın mülteciler ile ilgili bu denli basit önyargıların hâkim olması insani müdahalenin niteliğini ve kapsayıcılığını büyük oranda kısıtlamaktadır. Özellikle de yalnız genç erkeklerin ve bekâr erkeklerin durumları nadiren dikkate alınmakta ve anlaşılmaktadır. Bu görünmezlik ve zaman zaman damgalanma, onların ihtiyaçları olan desteği görememelerine neden olmaktadır. Kısa vadeli planlamalar, mültecilerin anlık temel ihtiyaçlarını karşılamakta, ancak içinde bulundukları durumun psikososyal etkilerini veya uzun vadede sosyo-ekonomik bütünleşmelerini yeterli derecede hesaba katmamaktadır. Bu planlamalar ile aynı zamanda mülteciler daha fazla ayrımcılıkla ve gittikçe artan ihmal ve riskler ile karşı karşıya bırakılmakta ve belki de evlerine dönemeyecekleri konusuna değinilmemektedir. Mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamamanın ve bütünleşmelerini desteklememenin sonuçları hem onlar için hem de bölgesel, ulusal ve hatta küresel seviyede toplumun geneli için olabilir.

İnsani müdahalelerin yalnızca temel ihtiyaçlar ile yanıt vermekle kalmamalı, dönüştürücü bir hedefi olması gerekmektedir. Eğer insani topluluğun amacı söylediği gibi cinsiyet eşitliğini teşvik etmek ise, erkeklerin ihtiyaçlarını gözeten eylemlerin, mülteci kadınların güçlendirilmesinin önünde bir engel olarak görülmemesi gerekmektedir. Gerçekten de insani müdahalelerin altında yatan, görünürdeki bu savunmasızlığa dair söylemler, kadınların güçlendirilmesini engelleyen genellemeleri desteklemektedir. Ayrımcılığı ve eşitsizliği azaltacak şekilde acil ihtiyaçlara yanıt veren bir insani yardımın geliştirilmesi savunmasızlığı azaltacak, direnci artıracak ve cinsiyet eşitliğini teşvik edecektir.

İnsani ajansların sağlayabildikleri yardımlar, hükumet yetkililerinin ve uluslararası kamuoyunun bu konudaki duruşu başta olmak üzere, siyasi güçler tarafından yönlendirilmekte ve de sınırlandırılmaktadır. Mültecileri barındıran ülkeler, onların haklarının korunması konusunda gerekli siyasi bilincin ve kamu bilincinin korunması veya teşvik edilmesi konusunda zorlanmışlardır. Bu bağlamda erkek ve özellikle genç erkek mülteciler totemsel bir nitelik kazanmıştır. Siyasiler, basın ve diğerleri çoğu zaman bu gençlere ilişkin bu ırkçı ve korku salan söylemleri beslemişlerdir. Bunun sonucunda çok sayıda genç erkek mülteci net bir yasal statüden ve kendisini geçindirme, eğitim ve bir yaşam kurma ümidinden yoksun bırakan politikaların ve uygulamaların ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bu dar görüşlü yaklaşımın doğuracağı, toplumdan dışlanmayı artıran ve kayıt dışı ekonomiyi güçlendiren sonuçlar hafife alınamaz. Barındıran topluluktaki istikrar, toplumsal bütünlük ve gelişim çabaları ve hem erkek hem de kadın mültecilerin ihtiyaçlarına yönelik bütüncül yardımlar da bu sayede baltalanmaktadır.



 

ÖNERİLER


 

Ulusal ve uluslararası insani uygulayıcı kurumlar için öneriler:

1. Müdahaleler önyargılara değil, kanıtlara dayalı olarak yapılmalıdır.

  • Acil ihtiyaç tespitlerinde, insani yardım hizmetleri ile henüz iletişim içerisinde olmayan yalnız genç erkekler ve bekâr mülteciler erkek de dâhil olmak üzere, tüm erkekler ve kadınlar hesaba katılmalıdır.

  • Cinsiyet normlarının ve eşitsizliklerinin mülteci erkek/çocuk ve kadınların tecrübelerini nasıl etkilediğini anlamak amacıyla ihtiyaç tespitlerinde Hızlı Cinsiyet Analizleri yapılmalıdır.

  • Cinsiyet ve yaş şeklinde sınıflandırılmış veriler, mültecilerin sorunları üzerinde ayrıntılı bir inceleme olmadan yetersizdir.

  • Cinsiyet analizleri yapılarak sorunlar belirlenmelidir. Önceden belirlenmiş kategoriler çerçevesinde yardımın ötesine geçilmelidir ve cinsiyet, yaş, aile yapısı ve cinsel tercih ayırt etmeksizin herkese ayrıntılı bir biçimde yardım sağlanabilmelidir.

  • Kimin temel ihtiyaçlarının karşılandığını ve kiminkinin karşılanmadığını belirlemek için kadınların ve erkeklerin hizmetlere nasıl eriştikleri ve erişip erişmedikleri takip edilmelidir. Bu tespitlerden faydalanılarak, hizmetlere erişimin iyileştirilmesi, sorunların azaltılması ve ihtiyaçların karşılanması için düzeltici önlemler alınmalıdır.

2. Koordinasyon mekanizmaları (özellikle sektör ve bölüm toplantılarında) acil durumlarda farklı cinsiyetlerin ihtiyaçlarına yanıt vermeye dair net bir odağa sahip olmalıdır.

  • Bunlar cinsiyet ve engellilik, cinsel tercih, sınıf ve etnik köken gibi diğer toplumsal belirleyiciler bazında düşünülmelidir ve bir topluluğa zarar gelmesi ve ihtiyaçlarının karşılanmaması, dolaylı yoldan olmasa da diğer toplulukları da olumsuz yönde etkilemektedir. Erkeklerin ihtiyaçları ile ilgilenmek kadınların hizmetten alıkoymak olarak görülmemelidir. Aksine erkeklerin desteklenmesi, cinsiyet eşitsizliğinin ve de sonrasında cinsel şiddete yol açan tavır ve davranışların değiştirilmesinde yardımcı olacaktır.

3. Kadın ve erkeklerin değişen cinsiyet rollerine dair korku ve telaşları anlaşılmalı ve bunlarla ilgilenilmelidir.

  • Erkek veya kadın tüm mültecilere toplumsal kimliklerindeki değişim üzerinde düşünmelerine olanak sağlayacak emniyetli bölgeler sağlanmalıdır.

  • Erkek için ayrılmış emniyetli bölgeler oluşturulmalıdır(bu yerler erkeklerin genellikle toplandıkları yerler olabilir) ve bu yerler kadınların özgürlüğünü ve ekonomik, toplumsal ve siyasi alanlarda katılımını engelleyen inanç ve tavırlara meydan okuma yönünde bir başlangıç noktası olmalıdır. Eşit ve saygı çerçevesinde yürüyen ilişkiler, erkekliği tanımlamanın farklı yolları gibi konular ile ilgili bireysel veya toplu atölyeler düzenlenmesi bunlara birer örnektir.

4. Erkeklere ve özellikle yalnız genç erkeklere odaklanılmalıdır.

  • Akran desteği için özel emniyetli bölgeler, rehberlik ve akıl sağlığı desteği ile insani müdahalenin erkeklerin ve ergenlik çağındaki genç erkeklerin ihtiyaçlarını karşılaması sağlanmalıdır. Geçim planlaması rehberlik ve koruma desteği için bir giriş noktası olarak kullanılabilir. Bu sayede erkekler etiketlenmeden veya “daha az erkek hissetmeden” desteğe erişebilir.

  • Çocukların ve bakım ve konaklamasından faydalanamayacaklarından ötürü, 18 ve hemen üstündeki yaş grubuna mensup genç erkeklerin korunmasına desteğine özellikle dikkat edilmelidir. Yunanistan’da ve Lübnan’da barınakların eksikliği özellikle büyük sorun teşkil etmektedir.

  • Erkeklerin ve özellikle de ergenlik çağındaki yalnız genç erkeklerin cinsiyete dayalı şiddete maruz kaldıkları bir gerçektir. Yalnız erkekler de dâhil olmak üzere, erkek nüfusu toplum kökenli koruma girişimlerine dâhil edilmesi konusunda önemli adımlar atılması gerekmektedir.

  • Koruma ve psikososyal hizmetlerinin donanımlı olduğundan, personelin cinsiyet kaynaklı şiddete maruz kalmış erkekleri destekleme konusunda eğitimli olduğundan ve yönlendirme yöntemlerinin mevcut olduğundan emin olunmalıdır.

  • Erkeklerin ve ergenlik çağındaki genç erkeklerin yardıma erişmelerindeki, yardım istemekten utanç duyma, dışlanma veya hizmetlere veya dağıtımlara giderken yolda saldırıya uğrama gibi belli engeller göz önünde bulundurulmalıdır. Planlamanın zamanı, içeriği ve kapsamı, yalnız başına olanlar da dâhil olmak üzere, erkekler için daha uygun ve daha erişilebilir olmalıdır. Erkeklerin cinsiyet kaynaklı şiddet ve üreme sağlığı hizmetleri gibi, genelde kadın nüfusa yönelik hizmetlerin dışında tutulmamasına dair gerekli özen gösterilmelidir. Erkekler ve ergenlik çağındaki genç erkekler, hizmetler ile ilgili bilgilendirilmeli ve duyarlılaştırılmalıdır.



 

Bağışçılar için öneriler:

  1. Bekâr erkek mültecilerin korunmalarına desteklenmesine dair özel zorlukların teşhis edilmesi, kim oldukları fark etmeksizin, yardıma muhtaç tüm insanlara yardım etmenin insani gerekliliğinin el üstünde tutulması ve kadınların ve kız çocukların olduğu gibi, ergenlik çağındaki yalnız genç erkeklerin da ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik projelere mali destek verilmesi gerekmektedir.

  2. Proje önerileri, önerilen yardımın kapsayıcılığına ve cinsiyet analizinin niteliğine gerekli dikkat gösterilerek incelenmelidir. Önerilen yardımların ihtiyaç temelli önceliklendirme ve yöneltmeye dayalı olması ve erkek de dâhil tüm grupların ihtiyaçlarının karşılanması sağlanmalıdır.

  3. Ortakların, özellikle genelde kadınlar ve çocuklar için olan müdahalelerine cinsiyet ve çeşitliliğe dair bir bakış açısı getirilmelidir(örneğin cinsiyet kaynaklı şiddet, üreme sağlığı, çocuk ve anne sağlığı). Bu bakış açısı, özellikle yalnız çocuklar olmak üzere erkek de dâhil olacak şekilde tüm grupların özel ihtiyaçlarına yönelik müdahalenin şekillendirilmesini ve duyarlılık analizini içerebilir.

  4. Kriz bağlamlarıma erkekliğe, cinsiyet eşitliğine, cinsiyete ilişkin sorumlara ve cinsiyet ayrımına dair anlayışın desteklenmesi araştırma girişimleri ve gereçleri teşvik edilmeli ve desteklenmelidir.

Mültecileri barındıran hükumetler için öneriler:

  1. BMGK Mülteci ve Göçmenler Zirvesi 2016’da öne sürülmüş Irkçılığa Karşı Küresel Kampanya doğrultusunda ırkçılığa karşı stratejiler yürürlüğe konmalıdır ve bu stratejiler toplumsal bütünlüğü ve entegrasyonu teşvik etmek ve özellikle yalnız erkek mülteciler olmak üzere, tüm mültecilerin yüz yüze gelebileceği dışlanmaya, ötekileştirilmeye ve yabancılaştırılma engel olmak için ulusal ve daha da önemlisi alt ulusal düzeydeki girişimler ile bağlantılı olmalıdır.

  2. Mültecilerin çalışma hakkı korunmalı ve ödenmeyen maaşlar, sömürücü çalışma koşulları ve suiistimalin diğer biçimleri dâhil olmak üzere, erkek ve kadın işçilerin taciz edilmesine ve gayri resmî işçilerin sömürülmesine karşı mültecileri korumak amacıyla yerel düzeydeki emniyet yetkililerinin kapasitesi geliştirilmelidir.

  3. Yalnız çocuklar ve bekâr erkek mülteciler için güvenli ve uygun barınak sağlanmalı ve böylelikle mültecilerin daha fazla dışlanmalarına ve ötekileştirilmelerine engel olacak etkinliklere ve hizmetlere dâhil edildiğinden emin olunmalıdır.

İçeriği Paylaş:

Yazar Hayat Sende

Hayat  Sende
Devlet koruması altındaki çocuk ve gençlerin hayata eşit, güçlü ve ayrımcılığa uğramadan atıldığı bir dünya için Hayat Sende...

İlginizi Çekebilir: