Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

Ceza Olarak Koruyucu Ailelik: Jane Crow Olayı Ardındaki Gerçek

Ceza Olarak Koruyucu Ailelik: Jane Crow Olayı Ardındaki Gerçek

Ceza Olarak Koruyucu Ailelik: Jane Crow Olayı Ardındaki Gerçek

Brooklyn'deki Maisha Joefield adındaki genç, bekar bir anne, maddi durumu sıkışık olmasına rağmen kızı Deja için epeyce yaptığı harcamalarla oldukça iyi bir şekilde idare ettiğini düşünüyordu. Deja henüz daha bir bebekken, annesi Maisha daha iyi kalitedeki bezleri satın alıyordu. Kızı biraz daha büyüdüğünde ise kendisi çekyatta yatarken, kızı Deja için evindeki yatak odasını bir prenses yatağı gibi dizayn etti. Maisha'nın çevresinde ailesi de vardı. Her ne kadar eşinden ayrılmış olsa da Deja'nın hatrı için tatiller ve boş vakitlerinde bir araya gelip beraber vakit geçiriyorlardı. Maisha'nın büyükannesi caddenin karşısında oturuyor ve Deja’nın herhangi bir acil durum olduğunda, büyükannenenin apartmanına her zaman gidebileceğini biliyordu.

Maisha Joefield kendisini yorgun hissettiği bir gece, Deja'yı yatağına götürdükten sonra kulaklığıyla kendisini banyoya attı. Banyodan çıkıp çocuğuna bakmaya gittiğinde, kızı Deja'yı yatağında görmediğini söyleyen Joefield, telaş içinde binayı aramaya başladı.

O zaman 5 yaşında olan Deja, annesini bulamayınca büyükannenin evine doğru gider, fakat o esnada annesinin aklına gelen şey, bu durumu polise bildirmektir.

Joefield bu noktada, ne olup bittiğini polise açıklarsa çocuğunu alabileceğini düşündüğünü belirtiyor.

Çoğu ebeveyn için endişe verici olan bu senaryo, uzun süre çocuk yetiştirmede geri döndürülemez bir kesintiye sebebiyet verebiliyor. Özellikle kısıtlı imkanların olduğu bir çevrede yaşayan Joefield ve onun durumunda olan diğerleri için sonuçlar daha ağır olabiliyor. Bu vakada da, polis memuru Deja'yı oturduğu apartmandan ayırdı ve Çocuk Hizmetleri İdaresi Başkanlığı çocuğu koruyucu aileye yerleştirdi. Polis, anne Joefield'i çocuğun refahını tehlikeye atmakla suçluyordu.

Joefield ve ailesi kendilerini, avukatlar ve diğerlerinin üzerinde durduğu tedirgin edici ve uzun süredir devam eden bir hadise içinde buldular: O da yeterli miktarda delil bulunmamasına rağmen çocuğun güvenliğinin tehdit altında olduğu gerekçesiyle, çocukların ailelerinden alınması noktasında Çocuk Hizmetleri'nin gücüydü.

New York Times tarafından elde edilen verilere göre, aile mahkemelerinde kurumun çocuğu ailesinden ayrılması noktasındaki taleplerinde, 2017 yılı ilk çeyreğinde geçen yıl aynı dönem ile kıyaslandığında, 519 tane vakadan 730'a çıkarak  %40 oranında bir artış gözlendi.

Bu tür vakalar üzerinde çalışan avukatlarla gerçekleştirilen görüşmelerde, çocuğu ebeveynden ayırmanın, geniş imkana sahip olmayan aileleri cezalandırdığı yönünde oldugu belirtilmiştir. Ayrıca, müvekkillerinin çoğu fakir siyahi ve İspanyol kadınlardan oluşmaktadır. Bununla birlikte, ebeveynlik tercihlerinin cezalandırılır oluşuyla bazıları, bu uygulamayı Jane Crow olarak adlandırmaya başladı.

Brooklyn Avukatlık Hizmetleri'nden Scott Hechinger, kamu avukatının farklı vakalara alışık olduğunu, fakat bu tür vakalarda avukatların koridorlardaki şaşkınlığını gizleyemediği söylüyor.

"Bu annelerin, çocukları ile ilgili karar verme yetilerinden yoksun olduğu noktasında bir yargı hakim. Ayrıca annelere bakımdan anlamayan çocuk muamelesi yapılırken, kendilerinden çocuklarını yetiştirirken mükemmel standartlar sergilemesi bekleniyor. Başka bir toplumda, siz banyo küvetindeyken çocuğunuz dışarda sizi ararken bulunuyor. Aman Tanrım! Daha sonra anlatılcak hikaye" diye ekliyor Scott Hechinger.

"Fakir bir toplumda, bu durum çocuğun refahını tehlikeye atmak olarak adlandırılıyor."

Ailelerin avukatları, son zamanlarda kamuoyuna yansıyan sistemdeki yanlış uygulamaların, çocukların ebeveynlerinden ayrılmasının önüne geçeceğini söylüyorlar. Özellikle şimdilerde gerçekleşen olaylar bu durumu açıklamakta: Aralık ayında  kurum tarafından izlenilen ayrı ayrı vakalarda, iki çocuğun dövülerek öldürüldüğü haberleri ortaya çıktıktan sonra kurum başkanı istifa etti. Bunun sonucu olarak, şimdi bağımsız bir gözlemci kurumu değerlendirmekte ve göreve yeni atanan müdür David Hansell reformlar noktasında söz vermekte.

Hansell ile gerçekleştirilen bir görüşmede, kendisi Çocuk Hizmetleri'nin çocuğu biyolojik ailesinden ayırma seçeneğini arka planda bırakıp, aileye destek sağlanması yönünde bir değişiklik için çabaladığını iletiyor. Bununla birlikte, acil durum arz eden Deja vakası gibi çocuğun ailesinden ayrılmasını gerektiren vakaların sayısı 300'ün biraz üstünde kalıyor. 2017 yılının ilk iki ayına ait bu verilerin aslında  2016 yılı aynı dönem içerisindeki değerlerle aynı olduğunu belirtiyor Hansell.

Michigan Hukuk Fakültesinde görev yapan profesör Vivek Sankaran kısa dönemliğine koruyucu aileye yerleştirilen çocuklar üzerine arştırma gerçekleştirdi. Buna göre 2013 federal mali yıl sonunda ülke içinde ailesinden ayrılması yönünde karar verilen çocukların %10' una tekabül eden 25 bin çocuk 30 gün veya daha kısa süre için koruyucu ailede tutuldu.

"Biz çok acı veren bir çareyi aileye yüklüyoruz. Sonrasında bir ay içinde ailelere şunu diyoruz. 'Üzgünüz, bu bizim hatamız' ve bu aileler yaşanılanların sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda bırakılıyorlar.

Joefield hapishaneden çıkarıldıktan sonra bir duruşması vardı. Bu duruşmadan 4 gün sonra kzı Deja, annesine bırakıldı. Buna rağmen, 1 yıl boyunca dava dosyası kapanmadı ve bu bir yıl süre zarfında Joefield ebeveynlik dersleri almak zorundaydı ve ayrıca vaka çalışanları düzenli bir şekilde evdeki dolaplarda yeteri miktarda yiyecekleri olup olmadığını kontrol etmek ve Deja'nın vücudunda yara izi olup olmadığını incelemek için evlerine geldiler.

"Deja'ya vurup vurmadığımı soruyorlar. Bu soruyla beni kötü anne kategorisine sokuyorlar" diye ifade ediyor Joefield konuşmasında.

Joefiled görüşme esnasında gözyaşlarını silerek; "Karşınızdaki kişinin sizin dünyaya getirdiğiniz çocuğunuz ile ilgili ne yapıp ne yapmayacağınızı söylemesi çok ağır" diyor. Hala sinirli olduğunu ifade eden Joefield, "Normalde ebeveynlikte izlediğin yoldan korkmaya başlıyorsun.” diye ekliyor.

DOĞUM VE ENGELLER

2015 Baharında kamu avukatı olarak görev yapan Elizabeth Latimer, yeni bir müvekkili olduğu kendisine söylendiğinde, Brooklyn Ceza Mahkemesinde bir değişiklik için çalışıyordu.

Mahkemenin arka tarafında odada hastane önlüğü giymiş kadın, bayağı kan kaybı yaşıyordu. Latimer'in müvekkili ile ilgili notlarında okuduğu bilgi sadece kadının pazar günü doğum yaptığıydı. O gün ise günlerden salıydı.

Kadının medikal dosyasındaki bilgiler, kanamasının başladığı ve bir bacağında uyuşukluk hissettiği zaman 6 yaşındaki kızıyla beraber kendi evinde olduğunu gösteriyordu.

Aslında doğum yapacağı tarih haftalar sonrasınaydi. Kanamayı görünce korkuya kapılarak ambulansı aradı. Sonrasında hastaneye giderse kendisine çok yakın bir merkezde eğitim alan ve cep telefonu bulunmayan erkek arkadaşının hiçbir şekilde kendisiyle ilgli bilgi alamayacağı aklına geldi. Bu yüzden, kızına evde kalmasını tembihleyip telefonunu ona bırakıp, 8 blok sonrasında erkek arkadaşının eğitim gördüğü yere gitti.

Görüşme esnasında, aslında kızını öylece bırakmaması gerektiğinin farkında olan genç kadın, acil bir durumdan dolayı dışarı çıktığını ifade ediyor. Genç kadının davası devam ettiği için avukatları ismini vermiyor.

Kasılmaları ikiye katlandığından ötürü evden çıkıp geri gelmesi 40 dakikasını aldı. Çift, apartmanlarına geri döndüğünde ise kalabalıkla karşılaştılar. Genç kadının talebi doğrultusunda acil ekibi eve gelmiş ve küçük kızı yalnız başına bulunca polisi aramışlardı.

Times tarafından belirtilen tıbbi kayıtlara göre, kadın hastaneye kaldırıldığında kasılmaları 4 dakikaya inmişti.  Doğum esnasında, polis memuru yatağın yanında durdu. Hemşire kendisine tutuklandığını söylediğinde, kadın şaşkınlıkla sadece  'nasıl olur' diyebildi.

Haberi aldığında ayakları bağlı ve elleri yatağa bağlanmış bir vaziyetteydi. Memur, annenin yeni doğan çocuğu emzirmesi için ellerindeki kelepçenin çözülmesine karar verdi. Yüksek ateş, göğüs ve karın ağrısı, ayrıca kullanması gereken farklı ilaçların olduğu bir listeyle hastaneden çıkarıldı. Polis memurları yeni doğum yapan anneyi saatler sonrasında, 6 yaşındakı çocuğunun refahını tehlikeye attığı gerekçesiyle hastaneden alıp ceza mahkemesine götürdüler.

New York'ta yetkili kurumlar çocuk ihmali vakalarında iki yolu takip ediyorlar. Savcı, çocuğun tehlike altında olduğuna dair iddianameyi oluşturuyor. Bundan ayrı olarak da Çocuk Hizmetleri Müdürlüğü, çocuğun ebeveyn bakımından alınıp bir akraba bakımı ya da koruyucu aile seçeneklerini değerlendirmek üzere aile mahkemesine yönlendiriyor. Polis memurları ya da kurum çalışanları, evde yüksek risk altında buldukları çocuğu alabiliyorlar. Bu noktada, çocuğun ailesinden ayrılması noktasında davanın neticeleneceği bir diğer duruşma tarihine kadar kurum çalışanları aile mahkemesinde dilekçe doldurmak zorunda.

Davanın sanığa tebliği sırasında, sanık sandalyede düşecekmiş gibi dururken ayağa kalkamadı. Yeni doğum yapan anne "Canım yanıyor, hem de çok, her an bayılacak gibiyim" diyebildi. Çocuk Hizmetleri'nin kızını bir koruyucu aileye yerleştirdiğini öğrendi; fakat kızının nerede olduğunu bilmiyordu.Esrar kullanım testinin pozitif çıkmasından dolayı genç kadının, yeni doğan oğlunu eve götürmesine izin verilmedi.

Mahkemede alınan salınma kararından sonra günde 2 defa bebeğini emzirmek için her bir yolu 30 dakikada yürüyordu. Memesinin fazlasıyla süt dolu olduğunu belirten anne, kollarını göğsünün üzerinde tutarak cadde boyunca nasıl yürüdüğünü gösteriyordu.

Yeni doğan bebeği, hastaneden çıkma kararı netleşir netleşmez bir koruyucu aileye yerleştirildi. Annesi durumun aciliyetini belirten bir dilekçe yazdıktan 30 gün sonrasında iki çocuğun annesinin yanına dönmesine izin verildi.

Aile mahkemesi ebeveyn derslerine katılım gibi bir koşul koymazken, kendisi bu derslere katılım sağlarsa kamu davasının düşme durumu söz konusuydu. Çelişkili koşullardan tamamen kafası karışan kadın derslere katılım göstermedi. 3 ay önce, ebeveynlik derslerine katılım sağlamadığı gerekçesiyle tutuklandı. Bu yüzden davası hala açık.

Kendi evinde görüşülen kızı, koruyucu aileye gönderildiğinde üzgün olduğunu; fakat sonrasında eve döndüğünde mutlu olduğunu belirtiyor. Oyun hamurunu çekiştiren 6 yaşındaki küçük kız, annesiyle birlikte vakit geçirebildiğini söylüyor.

KALICI ETKİSİ

Çocuğun ebeveyninden ayrılması kısa süreli de olsa hassas çocuklar üzerinde uzun süreli etkileri olabilir. Stony Brook Üniversitesi'nden Yrd. Doç. Dr. Kristin Bernard, bu durumun çocuğun gelişimine büyük bir tehlike oluşturduğunu ifade ediyor. Joefield'in kızı Deja'nın durumundaki gibi kısa süre koruyucu ailede kalma, aile hayatını derinden sarsabiliyor.

Kurum yöneticisi Hansell, çocuğu kendi evinden alıp koruyucu aileye yerleştirme politikasını kurum olarak bırakmaya çalıştıklarını söylüyor. Ayrıca kendisi, son 6 ay ve üzerinde yaşanılan olayların sıklığındaki artış sonrasında kurumun aile mahkemesine dahil olmasındaki amacın çocukları ebeveynleri yanından ayırmak olmadığını, kendi belirledikleri problemlerin üzerine eğilmek adına bazı hizmetlere katılımların zorunlu tutulacağını, mahkemeden çıkan gözetim kararları olduğunu vurguluyor.

Brookly'deki evinde konuşan 32 yaşındaki Joefield, oturma odalarında mutlu bir aile tablosu olduğunu belirtiyor. Yeni yürümeye başlayan çocuğunun mısır gevreği kutusunu salladığı, kedinin tasmasındaki zilin çıngırdadığı, şimdi 13 yaşındaki Deja'nın kanepenin üstünde zıplayıp kedinin ilgisini çekmeye çalıştığı bir aile ortamı var.

Joefield vakasında mahkeme kayıtlarına göre, yoldan geçen bir kişi, o zaman 5 yaşındaki Deja'yı geceyarısı kaldırımda yürürken buluyor. Ayrıca kayıtlarda, sonrasında Deja'nın gayet iyi göründüğü geçiyor. Kendisiyle röportaj gerçekleştiren kişilere, hergün okula gittiğini ve çoğu zaman kahvaltıda krep yediğini söylüyor. Deja'nın pediatri doktoru, kuruma Joefield'in çocuğuna özen gösteren bir anne olduğunu ve Deja'nın çok akıllı bir çocuk olduğunu iletiyor. Deja'nın okulundaki yönetim ise herhangi bir şüphelerin olmadığını belirtiyor. Bununla birlikte, Çocuk Hizmetleri'nin aileyle ilgili bir raporunda, Joefield'in eğitim aldığı, yakınlarda yaşayan Deja'nın babasının çalışan ve ilgili birisi olduğu, Deja'nın yaşına göre oldukça zeki oldugu ve fazlasıyla aile desteği gördüğü bilgisi geçiyor.

Kayıtlara göre büyük anne, Deja'nın kendisine verilmesi noktasında talebini yetkili kuruma iletmesine rağmen, kurum Deja'nın ailesinden ayrılması noktasında ısrarlıydı. Aslında, Deja'nın babası da çocuğun bakımını üstlenebilecek uygun bir kişiydi.

Joefield vakasında bir hakim, çocuğu ebeveyninden ayırmanın getireceği duygusal zararın çocuğun ihmalinin barındırdığı tehditten daha fazla olduğuna karar verdi. Bununla ilgili Çocuk Hizmetleri yönetimi vakalar üzerinde yorum yapmaktan kaçınmakta. Şu bir gerçek ki, Joefield 2010 yılında çocuğunun kendisinden ayrı kaldığı 4 günün hayatlarında kalıcı etkiler bıraktığını belirtiyor.

Joefield'in adı devlet kayıtlarında çocuk istismarcıların arasında yer alması, eski bir bakıcı olarak kendisinin çocuklarla çalışmasının önünü tıkadı. En önemlisi, Deja'nın bu süreçte yaşadıkları onu değiştirdi.

Aslında Joefield'in gözlemlediğini araştırmalar destekliyor. Gergin stresli bir ev hayatı olsa bile çocuğu ailesinden ayırmak, çocuk üzerinde travmatik etki yaratabiliyor.

Massachusetts'te Sloan School'da iktisad profesörü Joseph Doyle, marjinal olarak geçen vakalarda koruyucu aileliğin etkisini ölçmek için istatistiksel metod kullandı. Bu vakaların bir özelliği sıkı bir soruşturma sonrasında çocuk, koruyucu aileye yerleştirilirken; daha esnek bir soruşturmada koruyucu aile kararına varılmayabiliyor. Zamanla koruyucu aileye gönderilen çocuklarda yüksek oranda suç işleme, daha fazla sayıda genç doğum oranları, daha az gelir, yetişkin iken hapishaneye girme oranlarının yüksek oluşu ortaya çıkmıştı.

Deja'nın evden ayrılmasından aylar sonra  Çocuk Hizmetleri'nden vaka çalışanı, Deja'nın gittiği okulun yönetimine kızla ilgili sorular yöneltti. Kurum kayıtlarına geçen bilgilere göre, okul müdürü Joefield'in bakımı ile ilgili herhangi bir şüphelerinin olmadığını söylerken çocuğun koruyucu aileye yerleştirilmeden önce gösterdiği performası, sonrasında sergileyemediğini ifade etti.

YAŞAM ŞARTLARI

Kurumun, çocukları aileden ayırmasının yarattığı korku, ev sahipleri tarafından daha az ödeme yapan kiracılarını dışarıya atmak için kullanılan bir silah haline geldi. Birçok kamu avukatına göre, bazı aileler evlerini boşaltmak ya da çocuklarını kaybetmek arasında zor bir tercihle karşı karşıya kalıyorlar.

Bernadette Charles, Brooklyn çevresinde East Flatbushdaki evlerinde sorun üstüne sorun yaşadıkları zaman bu durum ortaya çıkmıştı. Tavandaki kahverengi su akıntısı kredi ile satın alınan süet kanepelerini tahrip etmişti. Sıçanlar mutfağın her tarafını sarmıştı.

Eşi günlerini okul servisinde geçirirken, Bernadette Charles evde yaşanılan problemlerin dört oğlunu nasıl etkileyeceği noktasında endişe içindeydi. Başta hiç sesini çıkarmadı. Kirayı karşılayabilecek ailesi olduğu için kendisini şanslı hissediyordu. Bir gün banyoya girdiğinde Charles'in duvarda gördüğü siyah küflerden ötürü kendisi artık dayanamayacak bir noktaya gelmişti.

Charles evin durumu ile ilgili 311 nolu hatta şikayette bulunduğu zaman, bu durumu öğrenen ev sahibi, kiracısı Charles ailesini Çocuk Hizmetlerini arayarak cezalandırmak istedi. Kurum çalışanları eve günler sonrasında geldi. Geldiklerinde evde karşılaştıkları hamamböceği ve lavabodaki kirli bulaşıkları öne sürerek evdeki şartların güven verici olmadığını not ettiler. Çiftin dört çocuğu da durumlarının sağlıklı ve temiz olduğunu belirtmesine rağmen, çocukların orda kalamayacağını öne sürüp çocukları ailesinden ayırdılar. O zaman en küçüğü 3 yaşındaki oğlunun evden alınırken nasıl ağladığı hala Charles'ın gözleri önünde.

Anne Bernadette Charles, Çocuk Hizmetleri'nin kendilerine herhangi bir şans vermek istemediklerini söylüyor. 3 gün sonrasında ise ailenin tekrardan birleşmesi noktasında hakim karar veriyor.

KAYBOLAN AYLAR

2011 yılı aralık ayı bir gece vakti, Colyssa Stapleton 7 aylık bebeği Nevaeh'in maması bittiğinden yakınlarda oturan Nevaeh'in babasına mesaj atıp biraz mama satın almasını istiyor. Mesajında yolda olduğunu belirten Naveah'ın babası, Stapleton'un aşağıya inmesini söyler söylemez anne Stapleton, Brooklyn apartmanındaki bahçeye hızlıca indi.

Stapleton'un talihsizliğine polis o bölgede devriye geziyordu ve o esnada Stapleton'un teyzesi bahçede esrar içiyordu.  Polis raporunda sadece bir kişinin görüldüğü ve Stapleton'un teyzesi olan kişinin sigarayı yere atarken fark edildiği yer alıyor. Bu yaşanan olayla ilgili ayrıca Stapleton, kendisinin içmediğini polislere belirtiyor. Stapleton'un beyanı ve aynı zamanda polis raporuna rağmen, her iki kadın da yanlarında esrar taşımaktan suçlandılar.

Stapleton bu suçlamaya yeni doğan kız çocuğunun yukarda evde olduğunu söyleyerek karşı çıktı; ancak polis memurları Stapleton'u çocuğun refahını tehlikeye atmakla suçladılar. Sonrasında Nevaeh, daha iyi şartlarda olacağı düşüncesiyle hastaneye götürüldü. Çocuk Hizmetleri ise 6 aylığına babasının yanında kalmasına karar verdi ve bu süreçte anne Stapleton'ın kızıyla iletişime geçmesi yasaklandı.

"Nerede çabalayabileceğimi ve daha iyisi olarak ne yapabileceğimi düşündüm, fakat bebeği tüm merdivelerden aşağı indirip yukarı çıkarmak- bu durumun dehşete sürükleyeceğini düşünmedim" diyor 24 yaşındaki Stapleton.

Birkaç yıl sonrasında Nevaeh'ı aile mahkemesi koridorlarında gördüğünde, kızı ağlıyordu. “Babası  ' Naveah ile ilgili hiçbir şey bilmiyorsun' der gibiydi ve bunda haklıydı” diye ifade ediyor Stapleton.

Kızının bakımı ile ilgili yaşadığı mahrumiyetten ötürü, anne Stapleton depresyona girdi. O dönemini anlatırken kendisi odanın kapısını kapayarak dışarıya adım atmadığı ve yemek yemediği bir noktaya kadar gelmişti.Çesitli ebeveynlik dersleri aldığı 2012 yılı ve sonrasında, iddianame reddedildi ve bununla birlikte kendisi Nevaeh'in velayetini tekrar geri kazandı, fakat buna rağmen anne Stapleton şu geçen zamanda neyi kaybettiğinin farkında.

"İlk adımlarını kızım benim yanımda atmadı, ben bunları kaçırdım. ilk dişlerini de göremedim" diyor anne Skeplotan. Son olarak kendisi tüm bunları hak etmeyen insanların hayatından bu güzel şeylerin çalınmaması gerektiğini belirtiyor.

 

Bu yazı, Hayat Sende Derneği için Kübra Çetin tarafından aşağıdaki bağlantıdan Türkçe’ye “Gayriresmi resmiden üstündür.” ilkesiyle çevrilmiştir.

Yazının orijinal linkine ulaşmak için tıklayınız.

 

Siz de Hayat Sende’ye bağışta bulunun, koruma altındaki çocuk ve gençlerin hayatlarına umut olun. Bağışlarınız için tıklayın.

İçeriği Paylaş:

Yazar Hayat Sende

Hayat  Sende
Devlet koruması altındaki çocuk ve gençlerin hayata eşit, güçlü ve ayrımcılığa uğramadan atıldığı bir dünya için Hayat Sende...

İlginizi Çekebilir: