Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

Brexit, Doğu Avrupa Göçmen Çocuklarının İngilterede Evlat Edinilmesini Etkileyecek mi?

Brexit, Doğu Avrupa Göçmen Çocuklarının İngilterede Evlat Edinilmesini Etkileyecek mi?

Brexit, Doğu Avrupa Göçmen Çocuklarının İngilterede Evlat Edinilmesini Etkileyecek mi?

Iona(20), iki yıl önce kendisine daha iyi bir hayat kurmak için Macaristan’dan İngiltere’ye  geldi ve otelde oda hizmetlisi olarak çalıştı. Geç kalınan kürtaj girişimi, sosyal hizmetlerin dikkatini onun üzerinde yoğunlaştırdı. Sosyal hizmet görevlilerine, kendisinin ve eşinin kızlarına bakmak için maddi imkanları olmadığını, onun bakıma alınması ve Britanya’da evlat edinilmesi için hazırlıklı olduklarını söyledi.  

Ebeveynleri, çocukları Annuska  için en iyisinden başka bir şey istemediler ve yerel yönetimin onu evlat edinilmek ya da başka bir aile üyesi tarafından bakılmak üzere Macaristan’a geri gönderme planlarına karşı çıktılar. Macaristan’daki akrabalarının çocuktan haberdar olmalarını ya da kızlarının kökeni ve geçmişinden haberdar olmasını istemediler.

Britanya’da kendileri için istedikleri daha iyi bir hayatın, aynı zamanda  çocukları için ulaşılır olması gerektiğine inanmaktaydılar. Ancak Macaristan, Macar ebeveynlerden doğan tüm çocukları kendi vatandaşı olarak görmekte ve  İngiltere’de bakım davalarına tabi olabilecek ya da evlat edinilebilecek çocukların kaderini belirleme hakkını talep etmektedir.

Annuska’nın davası bir ilk değil. Birleşik Krallık’ta çocuk hizmetleri, AB’ye üyeliklerinden bu yana Doğu Avrupa ülkelerindeki aileler arasında, artan sayıda ve karmaşık nitelikte çocuk koruma meselelerine rastlamıştır.

Lady Hale, bu yıl yüksek mahkemede, Macaristan’ın üzerlerinde yargı yetkisi istediği iki Roman genç kızın davasında “Avrupa Birliği’ndeki işçilerin ve ailelerinin serbest dolaşımı pek çok çocuğun, kalıcı veya geçici olarak, vatandaşı olmadıkları ülkelerde yaşamasına sebep oldu.  Kaçınılmaz olarak bunlardan bazıları, kötü muamele ya da ihmalden ya da bunun riskinden dolayı çocuk koruma makamlarının dikkatini çekecekti.” dedi.

Birkaç yıl öncesine kadar, göçmen ebeveynlerin gönüllü olarak çocuklarını bıraktığı vakalar neredeyse bilinmiyordu. Dava vekili ve aile hukuku uzmanı olan Frank Feehan, Ilona’nın kızının İngiltere’de evlat edinilmesi davasını desteklemektedir. Feehan bu konu hakkında şöyle demiştir: “Vazgeçilen bebek, vakalarının sayısı bir yılda yaklaşık yirmi veya otuzdur. Birkaç yıl öncesine kadar bu vakaları hiç duymazdık.” Feehan, sınır ötesi bakım ve evlat edinme vakalarının sayısının günümüzde yılda yüzlere ulaştığını söyleyerek, bunun neredeyse her zaman AB üyesi ülkelerde meydana geldiğini de ekliyor.

Yoksulluk, ortak bir faktördür. Göçmen işçiler, yoksulluktan kaçmak için gelirler fakat iş bulduklarında bile bunu gerçekleştiremezler. İngiliz Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği’nde profesyonel yetkili  olan Karen Goodman, ebeveynlerin anavatanlarında büyümelerini  istemedikleri için çocuklarını aktif olarak İngiltere yetkililerine  bırakan Annuska’nınki gibi davaların yanı sıra; yoksulluk ve şiddettin bir sonucu olarak Doğu Avrupalı ebeveynlerin çocukları arasında, daha fazla çocuk koruma vakası gördüğünü söylüyor.

Bir diğer faktör ise kültürel ve dini meselelerdir.  Çocuk yerleştirme hayır kurumu CoramBaaf için yasal danışmanlık yapan Alexandra Conroy Harris, sosyal görevlilerinin, “terkedilen çocuklar” vakalarının 2004’de Polonya’dan gelen ilk göç dalgası zamanında farkına vardığını söylüyor. Ayrıca; “Katolik kadınlar istenmeyen hamilelikler durumunda kürtajı tercih etmezlerdi. Bu şekilde (onları bakıma bırakarak) evdeki ailelerine söylemek zorunda kalmazlardı.“ şeklinde açıklamada bulundu.

Bakım vakalarında yasal korumalar sağlayan Cafcass’ın başkanı, Anthony Douglas, ebeveynlerin buraya çocuklarını evlat edinilmek üzere bırakmak için gelmesini AB göç düzenlemelerinin kötüye kullanılması olarak uyarıyor. Douglas, terk edilen çocukların, yabancı çocuk koruma vakalarının küçük bir bölümünü oluşturduğunu söylemekle birlikte sınır ötesi bakım işlemlerinde yaşanan büyümenin, ilgili yerel makamlar için büyük problemler taşıdığını kabul ediyor.  Bakıma alınan çocuklar İngiltere’de mi evlat edinilmeli ya da koruyucu aileye verilmeli yoksa ebeveynlerinin ana vatanlarına mı gönderilmelilerdir?

“Devletlerin kendi vatandaşlarına sahip oldukları ve onlar hakkında karar verme hakkına sahip olduğu fikri eski modadır.”

Letonya ve Slovakya da Macaristan ile benzer bir tutuma sahiptir. Bu iki ülke de kendilerinin, tüm  Letonyalı ya da Slovak ebeveynlerin çocuklarının kaderi hakkında karar verme hakkına sahip olmaları gerektiğini düşünüyorlar.  Douglas, bu üç ülke ile ilişkilerin oldukça tartışmalı olduğunu söylüyor.

İngiliz mahkemeleri, bu ülkelerin taleplerini kabul etmenin çocuğun yararına olup olmadığına karar vermek ve bakım kararlarının orada alınmasına izin vermek zorunda kalıyor. AB yönetmeliklerine göre, çocuğun üstün yararı önceliklidir ve bu yararların kararlaştırılması için en iyi konumdaki  yargı mercii, başka bir üye devletle özel bir bağları olmadığı takdirde, genellikle çocuğun mutad meskenidir.  Üstün  yararlar, etnik kökenin  dikkate alınmasını ve çocukların kültürel geçmişiyle bağlarının korunmasını sağlamayı içerebilir.

Yönetmelikler, İngiliz mahkemelerinin, diğer AB mahkemelerini ve çocuk koruma hizmetlerini  “yetkinlik, gayret, kaynak ya da etkinlik” bakımından ikinci derecede veya daha az nitelikli olarak görmemelerini gerektirmektedir. Elbette farklılıklar ve bunun sonucu olarak İngiltere ve bazı diğer AB ülkeleri arasında gerilimler vardır. Özellikle, AB makamlarından bazıları yetiştirme yurtlarını İngiltere’den daha fazla kullanıyor ve İngiltere’nin ebeveyn izni olmadan evlat edinme ve koruyucu ailelik uygulamasına  itiraz ediyor. Conroy Harris der ki; ”Britanya’da biz  koruyucu aile bakımının daha iyi olduğunu düşünüyoruz fakat bunu çocukları geri yollamamanın gerekçesi olarak kullanamayız.”  

Yüce mahkemeye çıkan davada, Macaristan, üç yıldır İngiltere’de bakılan üç ve dört yaşlarındaki iki Roman kızın yargı yetkisini almak istedi. Koruyucu aileler etnik olarak eşleşmiyorlar ve kızlar Macarca öğrenmiyorlardı. Artık Macaristan'da olan aileleri, onları ülkeye geri göndermeye çalışıyordu.

Dava, Leydi Hale'in kızların geleceğiyle ilgili kararın üstün yarar açısından İngiliz aile mahkemesi tarafından alınması gerektiğine karar vermiş olduğu Birleşik Krallık yüksek mahkemesine kadar uzanıyordu. Bir takım seçeneklerden seçim yapılabilir, oysa Macar mahkemesi, kızların üstün yararları arasında olabilecek olmasına rağmen, İngiltere’de bakımı daima kabul etmeyecek ve Birleşik Krallık’taki rıza olmayan evlat edinmeyi reddedecektir.

Bütün Doğu Avrupa ülkeleri  Macaristan, Letonya ve Slovakya  ile aynı görüşe sahip değil. Başka bir davada, Estonya'nın çocuk ve aileler bölümü yetkilisi Ly Ruus, İngiliz aile mahkemesine şu şekilde yazdı: “Yeni ebeveynler bulan bebek için çok mutluyuz. Büyüyen, sorumlu ve iyi bir birey olan bir çocuk için, nerede doğduğu ve nerede yaşadığı önemli değildir, önemli olan tek şey yanınızda olacak ebeveynlerinizden aldığınız sevgi ve bakımdır.”  

Bu görüş, Çocuk Hizmetleri Direktörleri Birliği'nde aile adaleti konusunda lider olan Andrew Webb tarafından desteklenmektedir. Webb, kültürel kökenlerin önemli olduğunu fakat bebeklerin farklı şartlar altında oldukça iyi şekilde büyüyebileceklerini söylüyor. Webb: “Yaşam öykülerini bilmeliler ki köklerini araştırabilsinler. Fakat bunun çocuğun vatandaşlığına dayalı bir karar vermek ile aynı olduğunu düşünmüyorum.”

Ancak Feehan, Hale’in yaklaşımında diğer AB ülkeleriyle ilişkiler açısından temel bir problem olduğuna inanıyor. “Mahkemeler bu yargıyı kullanırken dikkatli olmalıdır. Bu, tüm taraflar kabul etmedikçe hukuki statünün değişmemesi gerektiği geleneksel ilkeye karşı gelir.”

Buna karşılık, Avrupa hukuki konularında danışmanlık hizmeti veren Aire Center'ın kurucusu Nuala Mole, Macaristan, Letonya ve Slovakya'nın duruşunu modası geçmiş buluyor. “Devletlerin kendi vatandaşlarına sahip oldukları ve onlar hakkında karar verme hakkına sahip olduğu fikri eski modadır.” diyor.  Uluslararası yasalar uyarınca, devletler çocukların üstün yararının önceliğini üstlenirler.  “Ana vatan tek tek ülkeler değil, Avrupa Birliği’dir.”

Peki  İngiltere AB’den ayrılırsa? İngiliz mahkemeleri davaları görmek için hangi yargı merciinin en iyi konumda olduğuna karar vermek zorunda kalmaz diyor Mole.  Ancak Mole, İngiltere’nin Avrupa Serbest Ticaret Birliği gibi anlaşmaları imzalamaya çalışacağını ve böylece AB yasal rejiminin ülkede hala mevcut olacağını varsayıyor.

Annuska’nın davasında Yüksek Mahkeme, AB düzenlemelerine rağmen, Annuska’nın ailesinin evlat edinme için geçerli bir izin verdiğini  bu nedenle davada Macar mahkemesinin değil, İngiliz aile mahkemesinin karar alabileceğine hükmetti.

Artık davaya aile mahkemesi bakmaktadır ve yerel yönetimin, Annuska’nın Macaristan’a dönmesiyle sonuçlanabilecek olan bakım emri başvurusunu reddetmiştir.  Mr Justice Baker, böyle bir planın Annuska’nın genel menfaatleri içerisinde olamayacağını söylemiştir. Bundan dolayı yerel yönetim Annuska’nın, annesinin isteğine uygun şekilde, İngiltere’de evlat edinileceğini onaylamıştır.

Baker: “Bana kalırsa, Macaristan’a taşınmak, bu ülkede evlat edinilmekten çok daha fazla yıkıcı ve zarar verici olacaktır. Bu ülkede evlat edinilme, hiç bir dil zorluğu olmadan yalnızca tek bir bakıcı değişimi ve Annuska’nın ihtiyaçlarını en iyi karşılayacak şekilde ve hızla düzenlenebilen bir geçişi içerecektir. Baker bu ihtiyaçların, geçmişi ve kültürel mirası hakkında bilgi sahibi olmayı içerdiğini kabul etmiştir.” Ayrıca “Onun evlat edinilmesini düzenleyecek kişilerin, önerilen herhangi bir evlat edinicinin bu faktörün farkında olduğundan ve böyle bir anlayışla onu yetiştirme kabiliyetine ve taahhüdüne sahip olduğundan emin olmak için dikkatle bakması gerekir.“ demiştir.

İki roman çocuğuna gelince, İngiltere’de oldukça uzun süre koruyucu aile tarafından bakılmışlar ve Macarcayı öğrenmemişlerdi. Bu nedenle İngiltere, AB’den ayrılma yönünde oylasa bile Macaristan’a dönme ihtimalleri düşük gibi görünüyor.

Not: Bazı isimler değiştirilmiştir.

Bu yazı, Hayat Sende Derneği için Buse Yurt tarafından aşağıdaki bağlantıdan Türkçe’ye “Gayriresmi resmiden üstündür.” ilkesiyle çevrilmiştir.

 

Yazının orijinal linkline ulaşmak için tıklayınız.

 

Siz de Hayat Sende’ye bağışta bulunun, koruma altındaki çocuk ve gençlerin hayatlarına umut olun. Bağışlarınız için tıklayın.

İçeriği Paylaş:

Yazar Hayat Sende

Hayat  Sende
Devlet koruması altındaki çocuk ve gençlerin hayata eşit, güçlü ve ayrımcılığa uğramadan atıldığı bir dünya için Hayat Sende...

İlginizi Çekebilir: