Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

Avrupa'da Sosyal Hizmet, Göçmenlik ve Ülkeye Giriş Yasağı Sorunlarıyla Başa Çıkacak Uyum Sağlanmakta

Avrupa'da Sosyal Hizmet, Göçmenlik ve Ülkeye Giriş Yasağı Sorunlarıyla Başa Çıkacak Uyum Sağlanmakta

Avrupa'da Sosyal Hizmet, Göçmenlik ve Ülkeye Giriş Yasağı Sorunlarıyla Başa Çıkacak Uyum Sağlanmakta

Avrupa toplumu değişiyor ve bununla beraber sosyal hizmetin doğası da değişiyor.  Mültecilerin ve yurtlarından edilmiş toplulukların ihtiyaçlarını karşılamak için yeni prosedürler getirilebilir mi?

2014'te uluslararası bir akademisyen ekibi İsviçre'de çocuk koruma sisteminin yeniden düzenlenmesine yardım etmek adına yaptıkları araştırmayı kaleme aldığında, '' Çocukların korunması, tartışmasız, günümüzün kamusal sorunu haline gelmiştir.'' dedi.  Geçen 3 yıl içinde o kadar çok şey değişti ki şimdi sosyal hizmet uzmanları bu iddiayı zayıflatma çabasına girebilirler.

Gelecek hafta Reykjavik, İzlanda'da Avrupa Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonu konferansına katılacak delegeler, sosyal ve dijital dışlanma da dahil, çok sayıda insanın iltica, barış ve daha iyi bir yaşam için Kuzey Avrupa'ya akım etmesi bağlamında çocukların korunması konusunu müzakere edecekler.

Konferansa ev sahipliği yapacak olan İzlanda Sosyal Hizmetler Derneği başkanı María Rúnarsdóttir ''Aktif bir birey olarak katılımda bulunabilmek için herkesin fırsatlardan yararlanabildiği sürdürülebilir bir toplumu arzulamak, sosyal hizmetin temel değeridir.'' diyor. ''Sürdürülebilir toplulukların gelişmesine nasıl destek olabiliriz? O topluluklardaki hor görülen insanlar için insan haklarını nasıl garanti edebiliriz?''

Konferanstaki ‘‘Değişen Toplumda Ötekileştirme ve Sosyal Hizmet’’ başlıklı müzakere, bu değişen zamanda, kuşkusuz sosyal hizmetin rolü üzerine yoğunlaşacaktır. Sosyal hizmetin rolü bireyi desteklemek mi yoksa sisteme meydan okumak mı? Bu, geçen yılki küresel IFSW (Avrupa Uluslararası Sosyal Hizmet Uzmanları Federasyonu) konferansında ana tartışma konusu olmuştu.

Konferans, aynı zamanda öğrenmeyi paylaşma fırsatı ve sınırların ötesindeki doğru uygulama konusunu gündeme getirecek. Yeterli mi ve, tabii ki, yapılabilir mi? Beş ülkenin sisteminden çıkarılan ve İsviçre’de çocukların korunması yolunda yapılan önemli araştırma raporunun yazarlarının düşünceleri kesinlikle olumlu yöndeydi.

Fakat herkes sosyal hizmetlerin aynı şartlarda olduğunu düşünmüyor. Galway’de İrlanda Ulusal Üniversitesi’nin sosyal hizmet yöneticisi Paul Garrett, özellikle Birleşik Krallık’ta, bu mesleğin gidişatıyla ve bunun getirebileceği daha büyük tesirle alâkalı endişeleri olanlardan.

Garrett, İngiltere’de çocuklarla ve ailelerle sosyal hizmetin, kendi deyimiyle ‘‘yeniden cezbetmesi’’nin arkasında yatan nedenleri, Londra’nın doğusu  Hackney’de, öncü olan Sosyal Hizmetin Islahı gibi programlar ve Frontline gibi hızlı eğitimle mezun istihdam planları vasıtasıyla sorguluyor. Savunucuları bunu olumlu bir yenilik olarak görürken; o, yeni fakat sahte bir özgünlük arayışıyla seçkin bir hareketin yaratılışının güvenilmez bir kamu sektörüne sırtını dönmesi olarak görüyor.

Garrett, kritik bir şekilde, insanların kendi şartlarını belirlemek için olan sorumluluklarının altını çizmenin yararına, tasarrufun ve güçlü global kuvvetlerinin kötü zemininin önemsenmemesine yönelik bir hareketten korkuyor.

Wellfare Words’te, bu yıl içerisinde yayımlanacak bir kitap, Garett karakterinin gücünün yaklaşım biçiminde dikkate değer bir değişime işaret ettiğini anlatmak için  ‘‘dayanıklılık’’ ve ‘‘gözü karalık’’ gibi profesyonel olarak moda olan terimlerin kullanımını savunacak.

‘‘Evet, insanların dayanıklı olması gerek.’’ diyor, ‘‘fakat aynı zamanda bireyler olarak ve güçlendirici toplulukların üyeleri olarak lâyıkıyle problem çözme yeteneğine de sahip olmalıdırlar. Bu, mikro ve makronun bir araya getirilmesidir.’’

İzlanda’nın IFSW konferansı için olan seçimi bu bağlamda bilhassa yerindedir. Ülke, 2008’deki küresel ekonomik krizde herkesten daha fazla zarara uğradı ama o zamandan bu yana kamu harcamalarındaki şiddetli kesintilere rağmen hızlı ve güçlü bir şekilde toparlandı.

Rúnarsdóttir, ülkesinin şimdi sosyal hizmete ve refahın korunmasına yeniden yatırım yaparak diğerlerine pozitif bir örnek sergileyeceğini söylüyor.’’ Ekonomik krizle baş etmekte iyi iş çıkardık. Ancak kamu hizmetlerinin nasıl para harcadıklarına dair önem sıralaması yapmaları gerekti ve çok düşük gelirli insanlar için savaşmak zorunda kaldık. Bu, bir ihtimal koruma çalışmalarından uzaklaşma anlamına geliyordu.

‘‘Şimdi koruma çalışmalarına nasıl geri dönebileceğimizi, nasıl tepkisel olmak yerine proaktif olabileceğimiz üzerinde kafa yormalıyız. Günümüzden 20 yıl ileride düşünmemiz gerekiyor. ’’

 

Bu yazı, Hayat Sende Derneği için Gülşah Değirmenci tarafından aşağıdaki bağlantıdan Türkçe’ye “Gayriresmi resmiden üstündür.” ilkesiyle çevrilmiştir.

 

Yazının orijinal linkline ulaşmak için tıklayınız.

 

Siz de Hayat Sende’ye bağışta bulunun, koruma altındaki çocuk ve gençlerin hayatlarına umut olun. Bağışlarınız için tıklayın.

İçeriği Paylaş:

Yazar Hayat Sende

Hayat  Sende
Devlet koruması altındaki çocuk ve gençlerin hayata eşit, güçlü ve ayrımcılığa uğramadan atıldığı bir dünya için Hayat Sende...

İlginizi Çekebilir: