Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

Koruyucu Aile Olma Üzerine Guardian’ın Görüşü: Kültürel Hassasiyete İhtiyaç Var

Koruyucu Aile Olma Üzerine Guardian’ın Görüşü: Kültürel Hassasiyete İhtiyaç Var

Koruyucu Aile Olma Üzerine Guardian’ın Görüşü: Kültürel Hassasiyete İhtiyaç Var

Şimdiki galeyanın rahatsız edici yanlarından biri siyahi veya Müslüman ebeveynlerin beyaz çocukların koruyucu ailesi olmak istediğinde net olarak sezilen ırkçılık.

Bir çocuğun koruyucu ailesi olma kararı hiçbir zaman kolay değildir. Hem çocuk hem de biyolojik anne-babası doğal olarak büyük bir kayıp yaşayacaklardır ve diğer seçenek daha kötü görünüyor olsa da bu duygulara saygı duyulmalıdır. Fakat bu kadar temel bir ilişkideki ayrılık buna şahit olanlarda da güçlü duygular açığa çıkaracaktır. Beyaz, Hristiyan bir çocuğun kültürel olarak duyarsız, Müslüman koruyucu ebeveynlerin bakımına verildiği şeklinde haberleştirilen Tower Hamlets’daki olay çeşitli ilkel tepkiler uyandırdı. Olayı anlamaya yönelik en yararlı adım, çocuk temsilcisi Anne Longfield’ın inceleme kararıydı.

Şu anda büyük bir sıkıntı içindeki beş yaşında bir çocuğun söylediklerini aktaran üçüncü şahıs beyanlarına dayanan gazete haberleri dışında pek az şey biliyoruz. Hikayenin diğer yanlarına dair hiçbir şey bilmiyoruz ve daha fazla şöhretin çocuğun menfaatine olduğu da söylenemez. Aile mahkemelerinin gizlilik içinde müzakere etmesinin haklı sebepleri var.

İhtiyaç duyulan şey bu vakadaki durumların titiz ve tarafsız bir şekilde incelenmesidir. Tower Hamlets konseyinin geçmişi güven vermiyor ama zaman hızlı hüküm verme zamanı değil. Tarihin gösterdiği gibi, ortaçağda Yahudilerin öldürdüğü iddia edilen bir Hristiyan çocuk olan Lincoln’lü Hugh efsanesinden, 1980 ve 90ların satanist korkularına kadar, dini bir azınlığın çoğunluğun çocuklarına kötü davrandığı inancı en iyi ihtimalle halk galeyanına (moral panic) en kötü ihtimalle de soykırımlara sebep olabilir.

Bu esnada, ilkelere büyük ölçekten bakmak önemli. En önemlisi şudur ki ırk, kültür ve din evlat edinmede düşünülmesi gereken etmenlerdir ancak hiçbiri kararı belirleyici olmamalıdır. Sistem renk körü olmamalıdır ama renkten gözleri de kamaşmamalıdır. Mevcut tüzükte bu açıktır ve acı deneyimlerden ders çıkarılmıştır. Bakım sisteminde siyahi çocuklar sayıca daha fazladır ve bakım verenlerin çoğu beyazdır. Ancak, nüfusun sadece %31’inin beyaz olduğu Tower Hamlets gibi azınlığın çoğunlukta olduğu alanlarda bu durum tam tersidir.

2010 yılında kurumlar çocukları sadece aynı etnisiteye sahip ebeveynlerle bir araya getirdi; bu da siyahi ve Asyalı çocuklar için bekleme süresinin beyaz çocuklarınkinden 3 kat daha uzun olması anlamına geldi. 2014’teki Çocuklar ve Aileler Yönetmeliği bu uygulamaya son verdi. Bakım sistemindeki çocuklar bundan fayda sağladı. Hatta mevcut sistem çocukların etnik ve dini sınırların ötesinde evlat edinilmesine dayanmaktadır.

Şimdiki galeyanın rahatsız edici yanlarından biri siyahi veya Müslüman aileler beyaz bir çocuğu evlat edindiğinde, genelde beyaz ünlülerin siyahi çocukları evlat edinmesini alkışlayan gazetelerde sezilen ırkçı imalardır. Örneğin Angelina Jolie ve Madonna yardımseverlikleri için övülmüştür. Ama daha haziranda Windsor ve Maidenhead Konseyi’nin ajansı “kültürel mirasları” gereğiyle Sikh çifti evlat edinme şansından mahrum bıraktı. Onlara sadece beyaz çocukların evlat edinilmeye ihtiyacı olduğu söylendi ve bu yüzden isimlerini potansiyel evlat edinen olarak veremeyecekleri söylendi.

Eğer haberlerdeki ithamlar doğruysa, bahsi geçen koruyucu ebeveynlerin çocuğa bakmasına izin verilmemeliydi. Ama bu iddiaların kanıtlandığı durumda bile, anlayış ve kültürel hassasiyet eksikliği; hiçbir din veya etnisitenin tekelinde değildir.

Bu yazı, Hayat Sende Derneği için Ecehan Fındık tarafından aşağıdaki bağlantıdan Türkçe’ye “Gayriresmi resmiden üstündür.” ilkesiyle çevrilmiştir.

 

Yazının orijinal linkline ulaşmak için tıklayınız.

 

Siz de Hayat Sende’ye bağışta bulunun, koruma altındaki çocuk ve gençlerin hayatlarına umut olun. Bağışlarınız için tıklayın.

 

İçeriği Paylaş:

Yazar Emrah Yurtlu

Emrah Yurtlu
Lorem Ipsum is simply dummy text of the printing and typesetting industry. Lorem Ipsum has been the industry's standard dummy text ever since the 1500s, when an unknown printer took a galley of type and scrambled it to make a type specimen book. It has survived not only five centuries, but also the leap into electronic typesetting, remaining essentially unchanged.

İlginizi Çekebilir: