Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

Koruyucu Aile Konferansının Ardından

Koruyucu Aile Konferansının Ardından

Koruyucu Aile Konferansının Ardından

Malta’da 1-4 Kasım 2017 tarihinde Uluslararası Koruyucu Aile Organizasyonu (IFCO) tarafından düzenlenen IFCO 2017 Dünya Konferansı’na Family for Every Child Ağı’ndan almış olduğumuz destek ile Hayat Sende Derneği olarak katılım gösterdik. Konferansta yer verilen ana başlıklar; koruyucu aile sisteminin geliştirilmesi, toplum destekli bakım sisteminin geliştirilmesi, uluslararası evlat edinme ve çocuk koruma sistemlerinin değerlendirilmesi idi.

Kurum bakımının terk edilerek aile temelli bakıma geçilmesi Türkiye’nin de son yıllardaki çocuk bakım politikasının temelini oluşturmaktadır. Son dönemde kışla tipi kurumlar kapatılmış bunun yerine ev tipi bakım modeline geçilmiş ve çocuklar öncelikli olarak koruyucu aile ve evlat edindirme hizmetlerinden yararlandırılmaya çalışılmıştır. Diyebiliriz ki şu an dünyada farklı ülkelerden farklı yapılar aynı hedef için çalışmaktadır.

Çocuk bakım sisteminde öncelikli olarak dikkat edilmesi gereken konu hiçbir çocuğun gerçekten ihtiyacı olmadığı müddetçe ailesinin yanından ayrılmamasıdır. Çeşitli sebeplerle tek başına çocuk yetiştirmek zorunda kalan ya da rehberliğe ihtiyacı olan ebeveynler önce toplum destekli hizmetlerle güçlendirilmelidir.

KORUYUCU AİLE BAKIM MODELİ

Koruyucu aile bakımı biyolojik ailesi yanında kalamayan ya da evlat edindirme hizmetinden yararlanamayan çocuğun bir aile ortamı içerisinde büyümesini sağlamayı hedefler. Çocuğun sağlıklı gelişimini tamamlamasını hedefleyen bu sistemin faydalı olabilmesi için bazı önemli noktaların göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Öncelikle aile yanına yerleştirilecek çocuklar süreç ile ilgili yeterli psiko-sosyal desteği almış olmalıdır. Koruyucu aile olmak isteyen bireyler çocuk psikolojisi, çocuk bakımı gibi temel eğitimleri almış olmalı, oluşabilecek olağan dışı durumları çocuğa zarar vermeden yönetebilecek olgunluğa erişmiş olmalıdır.

Koruyucu aile olmadan önce aileye eğitim verilmesi kadar süreç içerisinde ailenin desteklenmesi de hayati önem taşımaktadır. İngiltere’ de bulunan Pellin Enstitüsü koruyucu ailelerin desteklenmesi, eğitilmesi ve güçlendirilmesi üzerine çalışmalar yürütmektedir. Amaç bugün destek alan bireylerin yarın destek veren konumuna gelmesini sağlamaktır. Bu desteklemenin de çocuk koruma sistemi içinde birey, aile, toplum ile çalışma eğitimi almış profesyonel meslek elemanlarınca yapılması gerekmektedir. Dünyada bu alanda çalışan meslek elemanları olarak sosyal hizmet uzmanları öne çıkmaktadır.  Ayrıca koruyucu aile sisteminde mümkün olduğunca çocuğun az yer değiştirmesi hedeflenmelidir. Sistemin ana amacı ise kalıcı koruyucu aileliği sağlamak olmalıdır. Çeşitli zorlu süreçlerden geçmiş ve uyum sürecini sağlıklı bir şekilde yaşamaya çalışan çocukların ya da gençlerin ikincil bir travma yaşamaması, koruyucu aile sisteminin her yönden güçlendirilmesine bağlıdır. Bu güçlendirme bireyde yılmazlığın oluşmasını yardımcı olmaktadır.

YILMAZLIK

Yılmazlık (resilience) ’’bir zorluk ile karşılaşıldığında bu durumdan daha güçlü bir şekilde çıkmayı, bir kriz durumunda gelişim göstermeyi ve dayanıklı olmayı sağlayan aktif bir süreç” olarak tanımlanmaktadır (Walsh, 2006). Peki aynı zorluklarla karşılaşmış bireylerin bazılarının pes etmesini bazılarınınsa daha güçlü hale gelmesini sağlayan etmen nedir? Amerika’da koruyucu aile sisteminde yetişmiş olan ve IFCO konferansında konuşan Michael Place kendi yılmazlık yolculuğunu etkileyen şeyleri şu şekilde ifade ediyor:

’’Koruyucu aile sisteminde olmak zordu. Kendinize sürekli ‘Beni kim seviyor, beni farklı yapan şey ne?’ diye soruyorsunuz. Yılmazlığı etkileyen pek çok şey gördüm. En önemlilerinden biri ilişkiler.  Benim yılmazlığımı etkileyen ilişkiler vardı. İlkokulda ödevlerimi yapmam için bilgisayarını kullanmama izin veren öğretmenim, iş dışında da bana değer veren hayatımı merak eden koruyucu aile danışmanım, bana güzel yiyecekler hazırlayan 70 yaşındaki komşum ve bana bu hayatta istediğin her şey olabilirsin diyen annem. Yılmazlık için tek bir şeye odaklanmayın. Herkes üniversite mezunu olmak zorunda değil. Pozitif insan ilişkileri önemlidir. Çocuklara hiç hayallerini sordunuz mu? Sorun ve çocuklara olumlu dönütler verin.’’

EV TİPİ BAKIM MODELİ

Türkiye’ de koruyucu aile sisteminin hızla gelişmesi olumlu bir gelişme ancak hala açığa kavuşturulmayı bekleyen bazı konular bulunmaktadır. Büyük yatılı kurumlar kapatılarak ev tipi bakıma geçilmesi ilk basamak olarak olumlu bir gelişme olsa da hedef tüm çocukların aile ortamına sahip olmasıdır. Her ne kadar ev tipi bakım çocuklara daha çok kişisel alan sağlaması, bakım veren ile daha çok zaman sağlaması yönünden kışla tipi bakımdan iyi olsa da bu bakımın da nihayetinde bir kurum bakımı türü olduğunu unutmamak gerekmektedir. Ayrıca, kışla tipi bakımdan ev tipi bakıma geçişin hızlı olmasının zihniyette de aynı hızla dönüşümü beraberinde getirmediği, hala kışla tipi bakım zihniyetinin ev tipi kurumlarda çalışan personelde olabildiği görülmektedir.

Konferansta grup evleri ile ilgili soruları yanıtlayan Profesör Kevin Browne şu önemli noktaya dikkat çekmiştir: ’’Ev tipi bakım ya da grup evleri çok kolay bir şekilde kışla tipi bakıma dönüştürülebilir. Politik herhangi bir baskı herhangi bir zamanda bunu sağlayabilir. Ya da sığınmacı çocukların bakımı gibi toplumsal alanda meydana gelen beklenmedik değişimler bunu tetikleyebilir. Hem ev tipi bakımda bir çocuk kabus gördüğünde kim onunla ilgilenir? Başı ağrıdığında kim onunla uyur sabaha kadar? Bunları aile temelli bakım sisteminde sağlamak çok daha kolaydır.’’ Bu nedenle her zaman önceliğimiz aile temelli bakımı yaygınlaştırmak ve her çocuğa bir aile sıcaklığı sunmak olmalıdır.

ULUSLARARASI EVLAT EDİNME

Uluslararası evlat edinme ise bambaşka dinamiklere ve ikilemlere sahip karışık bir konu. Batılı ülkelere nazaran ülkemizde uluslararası evlat edinme çok yaygın olmasa da değişen şartlar doğrultusunda bu sektör ülkemizde yayılmadan bizim de bu konu ile ilgili tavrımızı belirlememiz gerekmektedir. Uluslararası evlat edinme, uygulanan batılı ülkelerde de pek çok soru işareti doğuran ve artık maalesef insan ticaretinin yasal bir versiyonu olarak kullanılan bir sektör. Sektör diyorum çünkü bu işten ciddi paralar kazanan bir kesimin varlığı söz konusu. Konferansta  konuşan bazı konuşmacılar uluslararası evlat edinmenin finansal boyutuna ve amacına dikkat çekti. Hollanda’da uluslararası evlat edinmek isteyen bir aile ortalama 15.000 ile 40.000 euro arasında değişen bir meblağ ödemektedir. Ailelere bu paranın, çocuğun uçak bileti, otel ve vize işlemleri için gerektiği söylense de talep edilen miktarın bu masraflardan kat kat fazla olduğu görülmektedir. Özellikle doğal afet, iç karışıklık, savaş gibi toplumsal yıkımların olduğu ülkelerden ten rengine, boyuna, cinsiyetine, şirinliğine, güzelliğine göre seçilen bu çocukların yalnızca daha iyi bir bakım için ülkelerinden alındığına inanmak zor. Her çocuğun kendi kültürü içerisinde sağlıklı bir aile yanında büyüdüğü bir sistem, en iyi alternatif bakım olarak karşımıza çıkmaktadır.

Konferansta bahsedilen ve önemli olan birkaç konuyu da kısaca belirtecek olursak:

  • Koruyucu bakımdan ayrılan çocukların topluma adaptasyon sürecinde de desteklenmesi gerekmektedir. Hindistan’ da bu konu üzerinde çalışan Udayan Care kurum bakımından ayrılan çocuklara ilgi alanları ve yeteneklerine göre iş sağlanması, ev yaşamına alışması, birey olarak toplumda yaşamını sürdürebilmesi, sosyal ilişkilerini geliştirmesi gibi konularda destek olmaktadır.

  • Özellikle yoksul ülkelerde kurulan büyük yatılı kurumlar da uluslararası evlat edinmede olduğu gibi salt amacı çocukların refahı olmayan bir sektör. Özellikle batılı ülkelerce finanse edilen bu yatılı kurumlar, anne babası olan çocukların ülke şartlarına göre daha iyi bakılması amacıyla bırakıldığı kapalı kurumlar. Bağışlanan paraların çocukların bakımı için harcanmaması da son yıllarda ortaya çıkan skandallarla gün yüzüne çıkmış acı bir gerçek.

Konferansta bahsedilmeyen ancak sunulan bilgiler ışığında düşünülmesi gereken konu ise sığınmacı çocukların bakımıdır. Özellikle ülkemizde bulunan yüz binlerce sığınmacı çocuğa da dili, dini, ırkı, sosyal çevresi fark etmeksizin ‘Her çocuğa bir aile’ prensibi ile bakım sağlanması amaçlanmalıdır.

Rumeysa BOZDEMİR

Sosyal Hizmet Uzmanı

Hayat Sende Derneği Ağlar ve Platformlar Birimi

KAYNAKÇA

Walsh, F. (2006). Strengthening family resilience (2nd ed.). New York: Guilford Publications.

 

İçeriği Paylaş:

Yazar Hayat Sende

Hayat  Sende
Devlet koruması altındaki çocuk ve gençlerin hayata eşit, güçlü ve ayrımcılığa uğramadan atıldığı bir dünya için Hayat Sende...

İlginizi Çekebilir: