Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

YOK ASLINDA DİĞER ANNE-BABALARDAN FARKIMIZ

YOK ASLINDA DİĞER ANNE-BABALARDAN FARKIMIZ

YOK ASLINDA DİĞER ANNE-BABALARDAN FARKIMIZ

Koruyucu anne olduğumdan bu yana yerine göre anlamsız yerine göre gereksiz, haddini aşan öyle konuşmalara muhatap oluyorum ki bağıra bağıra söylemek istiyorum; “Yok aslında diğer anne – babalardan farkımız!!!” Evlat edinen ailelerin bir çoğu için de durum pek farklı değil.

 

Bir gün arkadaşımın işyerinde yeni tanıştığım biri ilk çocuğumu doğurduğumu ikincisinin ise koruyucu annesi olduğunu öğrendiğimde şöyle bir yargıya varmıştı.“İlk çocuğunuz tüp bebek herhalde. İkincisinde yine uğraşmak istemediğiniz için yuvadan aldınız değil mi?” Bunu söylerken o kadar kendinden emindi ki! İlk çocuğuma doğal bir şekilde hamile kaldığımı söylediğimde yüzünün ifadesi görülmeye değerdi. Aslında orada şunu demek istedim, tuttum kendimi. “Hanım hanım, çocuk bir kilo portakal mı ki yuvadan alınsın? Çocuklar alınmaz.” Başkabir akraba der ki; “Çocuğu sen yapmamış olsan da aman spor antrenmanlarını aksatma, önemli!” Bu nasıl bir cürettir anlayamıyorum.

 

Ey ahali! Ben iki tane dünya güzeli çocuğa annelik yapıyorum. Büyük çocuğum karnımdan doğma, küçüğü ise kalbimden. Aralarındaki bu fark onlara duyduğum sevginin, düşkünlüğün, onlar için duyduğum gelecek endişesinin, sitemimin derecesini değiştirmiyor. İkisinin kokusunu da içime çekerken mest oluyorum JYaptıkları kardeş kavgalarını tebessümle izliyor, ikisinin birbirini şikayetini dinlerken haksızlık yapmamaya çalışıyorum. Her gece yatmadan odalarına uğrayıp yorganlarını düzeltip, alınlarına birer öpücük bırakıyorum.Sabahın erken vaktinde okula gitmeden önce karı – koca mutfağa girip birimiz krep yaparken diğerimiz portakal sularını sıkıyor. Küçük kahvaltısını yemekte zorlanırsa ablası kalanını yiyiyor, kahvaltı cazipse ablanın tabağına ortak olunuyor. Hafta sonu sabahları yatağımıza atlamalarını, birisi bir tarafımıza diğerini öteki tarafa alıp sohbet etmeye bayılıyoruz. 

 

İkisinin de okul durumunu yakından takip etmeye çalışıyor, küçüğün okulda yaşadığı bazı problemleri çözmek için uzman desteği alıyoruz. Ablanın ergenlik dönemini en rahat şekilde yaşaması için bolca okuyoruz, konuşuyoruz. Hafta sonu aile büyüklerini ziyarete ya da bayram sabahlarında her iki çocuğumuzla yola çıkıyor, anneanne – babaanne sofralarında hep beraber gülüp eğleniyoruz. Birisinin çok beğendiği pantolonu, diğerinin çok istediği kitabı alıyoruz. İstisnai durumlar dışında her akşam sofranın etrafına dört kişioturuyoruz. 

 

Küçüğümüz bazı geceler korktuğunda yatakta ya benim yerimi yababasının yerini kapıyor, diğerimiz onun yatağına gidiyor. Abla - kardeş birlikte bazen o kadar coşuyor ki kafamız şişiyor, eşimle başbaşa iki – üç günlük bir tatil hayal ediyoruz.

 

Demek istediğim odur ki; biz koruyucu aileler ve evlat edinenler, çocukları kendimiz doğurmamış olsak da sizlerin kendi yaptığınız çocuklarınızla olan yaşamlarınızdan bir farkımız yok. Hatta kimi zaman daha hassas davranıp daha ince düşünmemiz gerekiyor. Biz de çocuklarımız için emek veriyor, mücadele ediyoruz. Etrafa karşı verdiğimiz mücadele sizinkinden çok daha zorlu geçiyor. Ancak şikayet etmiyor, söylenmiyoruz, çünkü onları pek çok seviyoruz.

 

Pek sevdiğim Selvi Boylum Al Yazmalım filminin meşhur repliğini burada hatırlatmakta fayda var. Asya demişti ki; “Sevgi neydi? Sevgi iyilikti, dostluktu. Sevgi emekti.”

 

Çocuklar uğruna emek veren herkese selam olsun...

İçeriği Paylaş:

İlginizi Çekebilir: