Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

ÜÇ KAMPANYANIN ARDINDAN

ÜÇ KAMPANYANIN ARDINDAN

ÜÇ KAMPANYANIN ARDINDAN
Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği olarak devlet korumasında yetişen çocuk ve gençlerin hayatlarına yenilikçi çözümler getirme misyonuyla çalışmalar gerçekleştirmekteyiz. 
 
Bu misyon doğrultusunda belirlediğimiz stratejilerden birisi de lobi ve savunu faaliyetleri gerçekleştirerek çocuk koruma sistemindeki dönüşümü sağlamaya çalışmak.
 
Bu amaçla şu ana kadar gerçekleştirdiğimiz birçok çalıştay, hazırladığımız birçok rapor bulunmakta. Bunlar işin kamu karar alıcılarına yönelik boyutu. İşin bir de, toplumla diyalog kurma, toplum tarafından sorunun sahiplenilmesi boyutu var. Bu boyut belki de ilk boyuttan çok daha önemli çünkü toplumsal sahiplenme olmadan yeterli baskı gücü elde edilemez.
 
Peki bu boyut nasıl sağlanacak? Dijital mi olacak toplumla iletişim yoksa yüz yüze mi? Veya her ikisi mi?
 
Hedef kitlemiz özelinde tasarlanan bazı kampanyaları görünce bu sorulara Hayat Sende olarak yürüttüğümüz 3 kampanya çerçevesinde bakmak farz oldu.
 
Hayat Sende olarak bizler 2012 yılında Yuva ve Yurtlardaki Kardeşler Ayrılmasın! isminde bir kampanya yürüttük. Kampanya o kadar başarılı oldu ki, bir hafta içinde dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sn. Fatma Şahin üst üste defalarca açıklamalar yaptı. Alanda çalışan meslek elemanları ile yaptığımız görüşmelerde kardeşlerin birleştirilmeye başladığını sevinerek gördük ve hız kestik. Kampanya için o dönem change.org platformunu kullanmıştık. 
 
Daha sonra change.org platformu üzerinden yine Yurtlar Kapatılıyor. Bari Birisi Müze Olsun. Yurt Müzesi Kurulsun! dedik. Kampanya etkisizdi. Başarısızlıkta bizim payımız vardı. Dijital ortamda yaygınlaştıramıyorduk. Bunun üzerine lobi ve savunu boyutunu artırdık ve yeni yapılacak binanın giriş katına müze yapılması için kurum yetkililerinden sözler aldık. Geçen zaman içinde toplumda change.org yorgunluğu başlamıştı ve bizim de change.org’a inancımız zayıflamıştı.
 
Zaman içinde yeni bir kampanya ihtiyacı doğdu. Elazığ’da Bakım ve Sosyal Rehabilitasyon merkezinde maalesef istenmeyen olaylar yaşandı. İşte o zaman yine yol ayrımındaydık. Ya dijital bir kampanya tasarlayacaktık ya da yüz yüze. İkisini birleştirmek bize çok iyi geldi. Çok başarılı bir kampanya tasarladık. Google Drive’da bir metin oluşturduk ve imzalamak isteyen tüm kurumlara fikirlerini sunmaları için açtık. Facebook üzerinden bir etkinlik sayfası oluşturduk ve sivil toplum aktörlerini bu sayfaya davet ettik. Ortak düzenlemeye imkan veren yapıyla her gün katılan imzacıları ilan ettik ve 200’den fazla sivil toplum kuruluşu ve sosyal girişimin imzaladığı bir metin ortaya çıktı. İşte tam da o anda bir de herkesin elinde pankart tutarak fotoğraflarını çekip sayfalarımızdan yaygınlaştırmaya başlayınca sosyal medyada trend topic listesine girdik. Artık kampanya metnimizi etkinliğin olacağı gün Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının önünde basın açıklaması ile okumak ve imzacılarla birlikte Bakanlığa sunmak kalıyordu. Bunu da yaptık. İstenen etki yaratılmıştı.
 
Kampanyalardan kısaca ne öğrendik dersek?
 
Kampanyalar dijital olmalı ama yüz yüze teması da içermeli.
 
Change.org gibi platformlar kullanıcı dostu ama eski etkisinden uzak. 
 
Mevzuatta bir dönüşüm veya karar alıcılara doğrudan ulaşmak gerekiyorsa online imzalar hükümsüz. Bunun yerine doğrudan kurumların evraklarına giriş yapılacak şekilde metinlerin hazırlanması ve kurumlara gönderilmesi gerekli.
 
Zamanlama çok önemli. Makarnayı soğutmadan yemek deyimi herhalde sosyal kampanyalar için söylenmiş. Olay olmuş, aylar geçmiş kampanya başlatanlar var.
 
İnsanları eyleme çağırmak çok önemli. Aktivizm boyutu asla atlanmamalı. İnsanlar değiştirmek istiyor sadece nasıl yapacağını bilmiyor. Bunu anlatmak gerekli.
 
Kampanyalarda üst sloganlar kapsayıcı olmalı. Alt bilgiler teknik olabilir. İyi veriyle desteklenmesi, içerik üzerinde herkesin mutabık kalması çok önemli.
 
Sosyal medyayı çok iyi kullanmak gerekli. İnsanlar artık çabuk tüketiyor. Sosyal sorunları da çabuk tüketiyoruz. Bu da duyarsızlaşmaya neden oluyor ama sürekli yeni kişilere ulaşmayı da sağlıyor. İnsanlar artık uzun soluklu sosyal bir soruna çözüm bulmaya adanmışlıklar yerine kısa vadede gördüğü herhangi bir sosyal soruna sosyal medya üzerinden organize olup, gerekirse yüz yüze toplanıp ses çıkarmak istiyor. Bu noktayı kaçırmamak lazım.
 
Kısacası, kampanyalar hiç olmadığı kadar önem kazanıyor. Projelerden başımızı kaldırıp bu alanlara eğilmek önemli. Hem de çok. Tabi eğer toplumsal pozitif dönüşüm istiyorsak.
İçeriği Paylaş:

Yazar Hayat Sende

Hayat  Sende
Devlet koruması altındaki çocuk ve gençlerin hayata eşit, güçlü ve ayrımcılığa uğramadan atıldığı bir dünya için Hayat Sende...

İlginizi Çekebilir: