Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

ÖLÜMCÜL YARDIMLARIN NERESİNDESİN?

ÖLÜMCÜL YARDIMLARIN NERESİNDESİN?

ÖLÜMCÜL YARDIMLARIN NERESİNDESİN?

Bazen izlediğim videolar veya okuduğum yazılar kafamda bir çok ampulun yanmasına neden olur. Tıpkı Türkçe’ye Hayat Sende Gönüllüsü Merve Özmeral tarafından kazandırılan şu videoda olduğu gibi.

Videonun bir kısmı uzun zamandır topluma anlatmak istediğimiz ama tam da kendimizi ifade edemediğimiz kiyafetsiz kelimelerin bir derlemesiydi:

“Eğer sen bir doktorsan ve aynı kuyudan su içen 100 çocuğa bakıyorsan ve bu çocuklardan %98'i ishal oluyorsa, işine devam edip üst üste pek çok doz antibiyotik reçetesi yazabilirsin ya da bu işin üzerine gidip "Bu kuyuda ne var?" diyebilirsin.”

İşte Hayat Sende olarak yıllarca “yuva” ve “yurt” diye bilinen “Çocuk Koruma Sistemi” için bunu yapmaya çalıştık. Sorunların köküne inmek, sorunları yapısöküme uğratmaya çalışmak, ve bu sayede sistemsel bir paradigma değişikliğine öncülük etmekti ana amacımız.

Bu amaç doğrultusunda yürürken yıllar önce Çocuk Koruma Sisteminde yer alan ülkenin en büyük sivil toplum kuruluşlarından birine sunum yapıp fikirlerimi aktardıktan sonra aynen şu tepkiyi almıştım: “Ama sizin dediklerinizi yaparsak bize kimse bağış yapmaz ki!”

Sivil toplum kuruluşları için işin kolayı binaya ve arabaya bağış yapmak. Ülkenin dört bir yanında holding vakıflarının inşa ettiği binalar bunun en iyi göstergesi. Veya ambulans veya servis bağışlamak gibi bağışlar yaygın ve kolay. Bu güçte olmayan sivil toplum kuruluşları ise, küçük ölçekli bağışlar toplayıp yardımlar yapıyor.

Dahası, ne büyük ne de küçük sivil toplum kuruluşları yaptığı yardımların etki analizini yapmıyor, yapamıyor. Alanımızda çalışan örgütlerin çoğunun yaptığı bağışların “ölümcül yardım (dead aid)” olduğunu bizler biliyoruz. Bizim bilmemizin dışında uluslararası literatür de söylüyor.

Bilinen, alışılan ve kolayına gelen yaklaşım sivil toplumda halen yaygın bir paradigma. Halbuki kapitalist sistemi sorgulamak, sistemin doğasındaki yapısal şiddeti ele almak ve ters yüz etmek gerekli. Galtung’un bir terimi olan yapısal şiddet, bireyin potansiyelini gerçekleştirmesini engelleyen her şey.

Yapısal şiddeti ters yüz etmek ise, ancak kuyuya kafanızı sokmakla sağlanacak bir şey. Bunun dışındaki her şey, bireysel, kurumsal, toplumsal veya devletsel vicdanını rahatlatmak, halkla ilişkiler yapmak, toplumsal statü kazanmak, daha çok kar elde etmek gibi amaçlarla yapılan işler.

Kısacası, sistemsel dönüşümleri hedeflemeden yapılan yardımlar, toplumun refahına katkı sunmak yerine, toplumun refahından çalan yardımlar.

Şimdi, ya hep birlikte sistemi sorgulayıp dönüştürelim, ya da kısa vadeli vicdan rahatlatma eylemleriyle uzun vadede toplumun kıt kaynaklarından ve refahından çalmaya devam edelim.

Karar sizin...

 

 

İçeriği Paylaş:

İlginizi Çekebilir: