Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

Koruyucu ailelik: Bir çocuğun yuvası olmak

Koruyucu ailelik: Bir çocuğun yuvası olmak

Koruyucu ailelik: Bir çocuğun yuvası olmak

Koruyucu aile olarak, bu çocuklara mutlu ve sevgi dolu bir ev veren güzel insanlar var. İşte okuyacağınız bu röportaj da bir annenin bir çocuğun hayatına dokunmak istemesiyle başlayan bir yolculuğun hikayesi.

Arzu'nun Hayat Sende Derneği ile yolunun kesişmesiyle koruyucu aile, bu anlamlı derneğin hedefleri, ve her ailenin aslında bu çocuklara nasıl sevgi verebileceğini öğreniyoruz.

Yeşilist: Hayat Sende Derneği nedir ve neden kuruldu?

Arzu: Ben bu güzel hikayeye sonradan dahil oldum ama her şey bir düşle başlamış. Devlet korumasında yetişmiş yaş ortalaması 23 olan gençler 2007 yılında "Devlet korumasında yetişen çocuk ve gençlerin hayatlarına yenilikçi çözümler" misyonuyla Hayat Sende Derneği'ni kurmuş.

Binlerce çocuk ve gencin hayatında fark yarattıkları bir sürece imza atmışlar. Ben bu sürece dahil olduğumda derneğin arşivlerini incelediğimde inançları ve motivasyonları karşısında nutkum tutularak hayran kalmıştım. Ben de bu inancın yanında olmalıyım dedim ve geçtiğimiz yıldan beri Hayat Sende’nin İstanbul sorumlusu olarak çalışmalar gerçekleştiriyorum.

Hayat Sende kısaca koruma altında yetişen çocuk ve gençlerin hayatlarına eğitim, iş, burs, staj konusunda destekleriyle dokunuyor. Koruma altındaki çocuk ve gençleri hakları konusunda yönlendiriyor. Bu çocuk ve gençlere ilişkin olumsuz söylemlerle mücadele ediyor. Daha yakından tanımak ve desteklemek isteyenler www.hayatsende.org adresini ziyaret edebilir.

Y: Dünyada ve ülkemizde nüfus artışı dünya kaynaklarını yok edebilecek kadar çok. Oysa binlerce ailesiz kalmış çocuk var. Bu konuda ne düşünüyorsun?

A: Dünyadaki hakim rasyonalite olan büyüme kavramı sorgulanıyor. “Büyümenin bir sınırı var. Nereye kadar büyüyeceğiz?” deniyor. Büyümeme gibi kuramlar ortaya atılıyor.

Kabul etmeliyiz ki bizler dünyanın kaynaklarını hâlâ hoyratça kullanmaya devam ediyoruz. Nüfus da bu sürecin en önemli parçası. Artık dünyada doğum karşıtı hareketler de çok yaygın. Dünyamızda hiyerarşi yarattık, eşitsizlik yarattık, insanın insanı sömürmesini, insan tarafından acı çektirilmesini yarattık. Artık insanlar değişim istiyor.

Binlerce çocuk evsizken sadece benim çocuğum demek istemiyor. Hep dediğim gibi, başkalarının çocuklarını sevmeyi öğrenmeden kalkınamayacağız. Burada da görev hepimize düşüyor. Daha fazla koruyucu aile sayısına ulaşabilirsek, her çocuğun ailede büyüme hakkını sağlayabilirsek, yurt ve yuvalar yerine, her çocuğu hak ettikleri aile ortamında hayata hazırlayabilirsek çok daha iyi bir dünyayı ortaya çıkarabiliriz.

Y: Koruyucu aile olmak nedir?

A:Biyolojik aileleri ile yaşama imkânlarını, kısa veya uzun süreli olarak kaybetmiş çocukların, aile yanına yerleştirilmesi modeli diyebiliriz. Her aile ve çocuğun farklı gerekçeleri olabilir.

Ekonomik nedenler, ebeveynlerden birinin hayatını kaybetmesi, diğerinin terki, ağır sağlık nedenleri, ailenin suça karışmış olması nedeni ile çocuklar devlet tarafından koruma altına alınabilir.

Koruma altına alınan çocukların yuvalarda bakımının çocukların gelişimi üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle tüm dünyada koruyucu ailelik hizmeti yaygınlaştırılıyor. Ülkemizde de son dönemde koruyucu ailelik konusunda önemli bir ivme yakalandı.

Y: Peki kimler koruyucu aile olabilir?

A: Öncelikle bu hususta yanlış bilinen bir konuyu düzeltmek isterim. Ben bekar bir koruyucu anneyim. Bekarlar da koruyucu aile olabilir. Koruyucu aile olmak için Türk vatandaşı olmak, 25-65 yaş aralığında olmak, düzenli bir gelire sahip olmak ve bir küçüğün sorumluğunu almaya hazır olmak yeterli.

Ben “Acaba?” diyen herkese sadece bir şey söylüyorum: “Sevgi paylaştıkça çoğalır. Sevginizi ertelemeyin.” Gerçekten de koruyucu ailesi olduğum çocuğumun hayatıma katılmasından beri, hayatım çok güzel ve renkli. Bana yaşamın bilgeliğini sunan biriyle beraberim. :) <3

Y: Peki senin hikâyen?

A: Ben özel sektörde çalışan bir mimarım. Bir çocuğun hayatına dokunmak istediğimde başladı bu yolculuk. Bir gün tam işe giderken birden direksiyonu kırdığımı ve Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğüne gittiğimi hatırlıyorum.

Okuduğum bilimsel yazılarda, 0-3 yaş arasının çocukların gelişimi için çok önemli olduğunu, aile yanında büyümemenin nasıl kalıcı yaralar bıraktığını gördüm. Bir bebek için başvurdum ve 6 hafta sonra bir küçük bebek hayatıma katıldı. O zaman beş aylıktı. Şimdi ise iki buçuk yaşında dünyalar tatlısı bir delikanlı. :)

Y:Bu süreçte yaşadığın zorluklar nelerdir?

A: Açıkçası ben bu süreçte hiç bir zorluk yaşamadım. Ailem ve çevrem sonuna kadar destekledi ve oğlumla birlikte yaşamımız başladığı zaman hep yanımda oldular.

Ben çalışırken ona bakan kişiler ise oğlumu kendi evlatları gibi seviyorlar. Tabii ki zorlukları var ama mutluluğu, yaşamıma sağladığı güzelliğin yanında bunlar bence kocaman bir hiç.

Y:Peki karşına çıkan şanslar?

A: En büyük şansım oğlum tabii ki. Diğer koruyucu ailelerin de öykülerini dinlemek, sevginin aşamayacağı engel olmadığını görmek, yaşamımı almak yerine vermek üzerine kurmak, sevgiyle yazılan hikâyeleri dinlemek yaşamımın enerji kaynağı. Hayat Sende ile örgütlü mücadeleyi öğrenmek de hayatımın son dönemdeki en önemli kazanımı, şansı.

Y:Nasıl bir dünya hayal ediyorsun?

A: Çok acı var ve bunlar yetişkinlerin yarattığı acılar. Özellikle savunmasız, masum çocukların bu acıların dışında kalmasını düşlüyorum. Eşit ve ayrımcılığın olmadığı bir dünyayı düşlüyorum. Daha az hiyerarşinin olduğu, insanın, insan için değerli olduğu bir dünya.

Ayrıca özellikle şunu vurgulamak istiyorum; yuvaların kapatılması gerekli. Bir çocuğun doğal ortamı; ailedir. Dünyadaki tüm toplumların temeli ailedir. Her çocuğun bir ailede büyüme hakkı olduğunu unutmayalım.

Bu haklarını alabilmeleri için her birimizin elinden ne geliyor ise yapalım. Yuvalarda çocuk bırakmayabiliriz. Bu bizim elimizde çünkü biz Hayat Sende olarak hep bize, bizlere, kendimize inandık.

İsteyen herkes bizi www.hayatsende.org ‘dan da destekleyebilir ;)


Hayat Sende Derneği Nedir?

Kendisi de koruma altında yetişen Abdullah Oskay, ülkemizde bu konuda çalışan önemli aktivistlerden. Kurucusu olduğu Hayat Sende Derneği ile yuvaların kapatılması, tüm çocukların koruyucu aile ve evlat edinme gibi aile temelli hizmetlerden yararlanması için çalışmalar gerçekleştiriyor. Hayat Sende Derneği koruma altındaki çocuk ve gençlerle yaptığı çalışmalarla adından en çok söz ettiren sivil oluşumlardan. Sabancı Vakfı tarafından iki kez Fark Yaratan seçilen Hayat Sende, sosyal girişimcilik ağı Ashoka Vakfı tarafından da destekleniyor.

Abdullah OSKAY kimdir?

Bir kamu kurumunda Dış Ticaret Uzmanıdır. Hayat Sende Derneği’nin kurucusudur. Koruyucu Aile, Evlat Edinme Derneği’nin Başkanı’dır. Koruma altındaki çocuklarla yaptığı çalışmalar ve ülkemiz sivil toplumun gelişimine verdiği desteklerle Bilgi Genç Sosyal Girişimci Ödülünü almış, JCI tarafından Senato Özel layık görülmüştür. Sabancı Vakfı tarafından Fark Yaratan seçilmiştir. Dünyanın en büyük sosyal girişimcilik ağı Ashoka Vakfı tarafından Ashoka Fellow seçilmiştir.

İçeriği Paylaş:

İlginizi Çekebilir: