Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

İsviçre çok tartışılan ‘bebek yuvalarının’ sayısını arttırıyor.

İsviçre çok tartışılan ‘bebek yuvalarının’ sayısını arttırıyor.

İsviçre çok tartışılan ‘bebek yuvalarının’ sayısını arttırıyor.

 

 

 

 

 

f182d265b4
Resimde anneyi canlandıran bir oyuncu yeni doğmuş bebeğini Einsiedeln’daki bebek penceresine bırakıyor. (İsviçre Anne Çocuk Destek Vakfı)
 

Annelerinin bakımını üstlenmediği çocukların bırakılması için bir yer tayin etmek A) Orta Çağ’da kilise ve manastırların dışında bulunan, ‘bebek tekerleği’ uygulamasına ve barbarlığa bir geri dönüş müdür? Yoksa B) Daha tehlikeli yerlere terk edilmesi muhtemel bebeklerin hayatını kurtarmak için atılması gereken bir adım mıdır?

Sion’da bir hastanede ülkenin 8. bebek penceresinin açılması İsviçre halkı arasında böyle bir tartışmaya yol açtı. Anneler bakımını üstlenmedikleri yeni doğanlarını güvenle ve tamamen anonim kalmak koşuluyla bu tesislere bırakabiliyor. Bir yıl süreyle bakımını tesisin üstlendiği bebekler daha sonra evlat edindirilmek üzere ilgili kuruluşlara sevk ediliyorlar.

Dünyanın birçok yerinde bebek pencereleri ve bebek kutuları bulmak mümkün. Özellikle kürtajın bir tabu olduğu ya da ailelerin kız çocuk istemediği Pakistan gibi ülkelerde bu uygulama oldukça yaygın. Ancak uygulamanın yol açtığı bazı tartışmalar da mevcut.

Bu tesislerin var olması gerektiğine inananlar herhangi bir sebeple terk edilmiş bebeklerin hayatını kurtarmanın en iyi yolunun bu olduğunu savunuyor. Bu tesislere karşı olanlar ise çocuğun kimliğini bilme hakkının elinden alındığını, annenin ve çocuğun hamilelik ve doğum sürecinde ihtiyacı olan tıbbi, psikolojik ve maddi yardımdan mahrum bırakıldığı görüşünde. İsviçre’nin ilk bebek yuvası 2001 yılında, kürtaj karşıtı bir kurum olan Anne Çocuk Destek Vakfı (SAMC) ‘nın desteğiyle Einsiedeln’de bir hastanede açıldı. 2012 yılından bugüne 7 tesis daha hizmete sunuldu. SAMC raporlarına göre bu 7 tesise bugüne kadar 16 bebek bırakıldı (Vakıf, Quartz’ın görüşme talebine yanıt vermedi).

Birleşmiş Milletler bu uygulamanın bir çocuk hakları ihlali olduğu ve çocukların özellikle ailelerini tanıma ve onlarla iletişim kurma haklarını ellerinden aldığı yönünde karar aldı. BM Çocuk Hakları Kongresi komite üyesi Maria Herczog, 2012’de The Guardian’a yaptığı açıklamada “Tıpkı Orta Çağ’da olduğu gibi, insanlar bebek kutularının bebek ölümlerini önlediğini iddia ediyor… Bunun hiçbir kanıtı yok.” sözlerine yer verdi. Aynı yıl, BM Avrupa’da 200 aktif bebek kutusu bulunduğunu ve bu kutulara 2000 yılından itibaren 400’den fazla bebek bırakıldığını açıkladı.

Savunulan bir diğer görüş ise bebek kutularının bebeğin annesi dışındaki diğer bireylerin bebeği terk etmesini kolaylaştırdığı yönünde. Nottingham Üniversitesi psikoloji profesörü Kevin Browne BBC’ye verdiği bir röportajda “Macaristan’da yapılan çalışmalar bebeklerin terk edilmesinden yalnızca annenin değil babaların, üvey babaların, akrabaların ve kadın tacirlerinin de sorumlu olduğunu ortaya koydu.” diyor. Amerika’da yürürlükte olan Musa Yasaları ebeveynlerin ve bazı durumlarda üçüncü kişilerin bebekleri hastaneler ve itfaiye istasyonları dahil bazı güvenli noktalara bırakmasına olanak tanıyor.

İsviçre’de ise bebeğini bırakan anneye uzaklaşması için 3-5 dakika arası bir zaman tanınıyor. Böylece anne, alarm çalmadan uzaklaşıyor ve tesis görevlileri anneyi hiç görmeden çocuğu içeri alabiliyorlar. Tesislerde annelerin alabileceği danışmanlık ve tıbbi yardım gibi bazı hizmetlere dair detaylar içeren bildiriler de mevcut. Biyolojik anne babalar, bebek evlat edindirme kurumuna sevk edilene kadar, bir yıl içinde bebeklerini geri alma hakkına sahip. 2014’te bir bebek kutusu açan Bellinzona hastanesi yöneticisi Sandro Foiada, gerçeklikten uzaklaşmadan çalışmak gerektiğini vurguluyor. Swissinfo’ya verdiği röportajda Foiada şu ifadeye de yer veriyor. “Yeni doğanların terk edilmesi günümüzün bir gerçeği. Bu tesis sayesinde bir bebeğin bile kurtulması, verilen emeklerin boşa gitmediğini gösterir.”

Bu yazı, Hayat Sende Derneği için Beste Naz Yıldız tarafından aşağıdaki bağlantıdan Türkçe’ye “Gayriresmi resmiden üstündür.” ilkesiyle çevrilmiştir.

Yazının orjinal linkine ulaşmak için tıklayınız.

Siz de Hayat Sende’ye bağışta bulunun, koruma altındaki çocuk ve gençlerin hayatlarına umut olun. Bağışlarınız için tıklayın.

İçeriği Paylaş:

Yazar Hayat Sende

Hayat  Sende
Devlet koruması altındaki çocuk ve gençlerin hayata eşit, güçlü ve ayrımcılığa uğramadan atıldığı bir dünya için Hayat Sende...

İlginizi Çekebilir: