Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

Güliz’in Öyküsü

Güliz’in Öyküsü

Güliz’in Öyküsü

20 Aralık 1994.  Mevsim kış hava çok soğuk. SHÇEK Ankara İl Müdürlüğünden, Sosyal Hizmet Uzmanı Pınar Hanım geldi; biz 3 Kardeşi, yıllardır suyu akmayan, elektriği kesik çöp evimizden alıp Yuvaya götürmek için. Büyük bir araçla, o günün dolmuşlarına benzeyen bir minibüsle.

Annemle konuştu epeyce uzun bir zaman. Ona bizi nereye götüreceğini nedenlerini anlattı. Babam yoktu evde. Genelde de olmazdı. Sabah erkenden gider, gece de biz uyuduktan sonra gelirdi. Biz akşama kadar açmışız tokmuşuz ne yiyip ne içmişiz kimin umurunda. Yoksulluktan da değil… Varlık içinde yokluktu bizim kaderimiz.

Trilyonerdi benim babam. Hastaydı ama. Akıl hastası. Bir lira harcamazdı. Harcayamazdı. Çöp toplardı. Eskiler evlenirse düzelir demiş evlendirmişler. Annemi de hasta etmiş babam. Derler ya üzüm üzüme baka baka karar diye. Bizimki de o hesap.

Sos. Hizmet Uzm. Pınar hanım ikna etmiş olacak ki annemi biz üç kardeş bindik o arabaya. Bir bilinmeze doğru yol aldık. İçimde bir his  “her şey daha güzel olacak” diyordu.

Güliz 4 yaşındaydı. En küçüğümüz. Abi ve ablasından 5-6 yaş küçük. Küçüktü yani…

Ankara Keçiören’deki Atatürk Çocuk Yuvasına getirdiler bizi. Ardahan Sokak no:4 Nizamiye kapısından girdik.  Kapıda nöbetçi memurlar İsimlerini sonradan öğrenip çok sevdiğimiz abiler Mehmet S. ve (Rahmetli) Kemal abi.

Yerler bembeyaz her yerde kar var. C blok önünde park etmiş kırmızıbir araba vardı çocuk aklımda kalan. Sosyal Servise yönlendirdiler minibüsü. A blok orta katın karşısı. Sosyal Servisin yeriİdare biriminin girişinde. Kim bilir ne çok çocuk geçmiştir aynı yollardan.

Sadece ismini hatırladığım sosyal hizmet uzmanı Pınar Hanım bizi ve bazı evrakları teslim etti oradaki görevliye ve gitti. O gidince içim burkulmuştu. İnsana güven veren bir mizacı vardı. Sonradan öğrendim ki annemle de ilgilenmiş. Tedavi görmesini sağlamış. Dünyanın en kutsal mesleklerinden birisi belki de, SOSYAL HİZMET UZMANI olmak. Tabii ki hakkını vererek, layıkıyla yapmak gerek.

Biz o gün işlemlerimiz yapılırken heyecan ve şaşkınlık içindeydik.  Beklerken Güliz masanın üzerindeki Bisküvi veya kurabiye ona benzer bir şey görmüş. Bana gösterdi.  Kulağıma fısıldadı. İsteyelim diye. Daha küçük çocuk ne bilsin istemenin ayıp olduğunu. Karnımız da aç demek ki. Olmaz istenmez ayıp olur dedim ama oradaki görevli anlamış olacak ki, biz istemeden  ikram etti.

Sonrasında bizleri yaş gruplarımıza göre ayrı ayrı birimlere gönderdiler. Aramızda bir yaş olan erkek kardeşimle ben A Blok orta kata, Güliz D BlokOrta kata gitti.  (Dr. Fuat Umay’ın adının verildiği UMAY PAVYON*)          

Öğretmen Aynur Hanıma teslim ettiler bizi. Nesrin anne vardı birde görevli. İlk iş banyo yapmak oldu. Üzerimize yeni kıyafetler verdiler.  Bana pembe, lacivert kalın yakalı çok güzel bir elbise giydirdiler sonra öğrendim ki Rahmetli Barış MANÇO bağışlamış bu ve bunun gibi onlarca kıyafeti o dönem kuruma. Çocuklara yeni yıl hediyesi olarak.

Ardından başka bir binaya yemekhane binasına öğle yemeği yemeye gittik. Orada gördük diğer çocukları. Bize hep aynı soruyu sordular.

-Başka yuvadan mı geldiniz? Evden mi?

-Evden geldik diye cevapladık.

-Anneniz mi öldü? Babanız mı? Diye sordular?

-İkisi de hayatta dedik. Sonra uzadı gitti.

O sırada bizden ilk defa ayrılan Güliz, yalın ayak, kimseye bir şey demeden, kaçmış D bloktan. A Bloğun bahçesine gelmiş bizi aramaya. Panik olmuş sorumlu personel. Amirler nasıl kaybolur çocuk diye panik olmuşlar tabii. Kevser Hanımdı o dönem oranın Müdür Muavini. Sonra bulmuşlar Güliz’i kızmışlar izinsiz gittiği için. Sonrasında azar işiten sorumlu anneler kızmakla da yetinmemişler tabi ki.

Böyle başladı Güliz’in hikâyesi. Yuva da ilk gün ve o ilk gün yaşananlar.

Ardından uzun yıllar yurt ve yuva da şekillenen bir hayat hikâyesi. Sitemler, hayal kırıklıkları ve özlemle dolu.

Asi ruhludur. Başkaldırır her kaide ve kurallara. Bugün 27 yaşında ve hayatın da önem arz eden,  yeni bir dönüm noktasında. 

Umarım Muaffak olur Asi ruhlu, Yufka yürekli, Bal Gözlü GÜLİZ.

 

Aslı Ece AYGÜN

31/03/2017 ANKARA

 

Pavyon: Bir kuruluşun, bir kurumun bir bahçe içinde ayrı ayrı yerlerde bulunan yapılarından her birine verilen ad.

İçeriği Paylaş:

Yazar Hayat Sende

Hayat  Sende
Devlet koruması altındaki çocuk ve gençlerin hayata eşit, güçlü ve ayrımcılığa uğramadan atıldığı bir dünya için Hayat Sende...

İlginizi Çekebilir: