Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

EVLAT EDİNMENİN TARİHSEL KÖKENLERİ

EVLAT EDİNMENİN TARİHSEL KÖKENLERİ

EVLAT EDİNMENİN TARİHSEL KÖKENLERİ

Bu yazı Nazmiye Mutlay’ın “Eski Yakın Doğu Toplumlarında Çocuk” (Ankara-2010) kitabı temel alınarak hazırlanmıştır.

İlkçağ toplumlarının çocuk sahibi olmayan aileler için çözüm yolu aradıkları anlaşılmaktadır. Bu şekilde evlat edinme ortaya çıkmış ve ailelerin evlat edinmesi sağlanmıştır. Evlat edindiği çocuklara kendi öz çocuklarına olduğu gibi sevecen davranıp, özen gösteren bu toplumların belki de bizlere vermek istedikleri dersler olduğunu görebilmeliyiz. Şimdi Sümer ve Babil toplumları aracılığıyla Ön Asya’da, Hurri ve Asur Ticaret Koloni zamanında Anadolu’da evlat edinmenin kökenlerini göreceğiz.

SÜMER

Sümerler’de günümüzdeki gibi çocuk özlemi çeken aileler vardı. Çocuk sahibi olamayanların evlat edinebilmeleri sağlanıyordu. Sümer yasaları evlat edinenleri korumak ve güvence altına almaya çalışmıştır. Sümerli ailelerinde kendi çocuklarına olduğu gibi evlat edindirilen çocuklara da büyük bir özveri ve şefkat gösterdiği anlaşılmaktadır. Sümer toplumundaki çocuksuz aileler kimsesiz ya da tapınaklarda evlilik dışı doğmuş çocukları evlat edinebiliyorlardı. Sümerce kanun kitabının 4 ve 5. paragrafında; evlatlık alınan oğlun ana ve babasını reddetmesi halinde şehirden kovulacağı belirtilmektedir. Böylelikle çocuğun yeni ailesine sadakati sağlanıyordu. Ana İttuşu Yasasına ilişkin VIII. Tablette hayat kadınının bir sokak çocuğunu evlat edinebileceği ifade edilir. Bu uygulamalarla evlat edinilen çocuğun aile ortamına girmesi ve sokaktaki tehlikelerden uzak durması sağlanmak istenmiştir.

BABİL

Babil’de Hammurabi Yasası evlat edinmeye izin vermekteydi. Evlat edinmenin aile ekonomisine katkı sağlayacağı üzerinde durulmuştur. Eski Babil belgelerine göre köleler de evlat edinebilirdi. Bu köleye özgürlüğünün geri verilmesi anlamına geliyordu. Babil’de çocuk sahibi olan ailelerin de evlat edinebildiği görülüyor. Babil’li ailenin bir çocuğu evlat edinirken kendi çocuğu ile bir tuttuğunu gösteren belgeler vardır;

“Mar-İştar isimli biri İltani ve Nidatsin’in oğludur. İltani ve Nidatsin onu evlat edinmişlerdir. Ahu Vakar(öz oğul) onun erkek kardeşidir.”

Evlat edinilene miras kaldığı hakkında metin;

“Munavvirtum yaşadığı sürece tarlayı, evi ve beslemeyi kendi elinde tutacaktır. Tanrısı onu yanına çağırır çağırmaz bunlar yalnızca İpkuiliu’ya(evlat edinilen) aittir.”

Yasalara göre;

  • “evlat edinen adam sonradan çoluk çocuk sahibi olursa (ve) büyüttüğü çocuğu evlat edinmeden atmaya karar verirse çocuk eli boş gitmeyecektir. Baba malının 3’te 1’ini evlat edindiği çocuğa verecektir.”

  • “Eğer bir adam evlat edindiği çocuğu büyütüp kendi çocukları ile bir saymazsa o evlat edinilen çocuk babasının evine dönecektir.”

Hammurabi Yasasında, evlat edinen kimsenin çocuk üzerinde hak iddia edemeyeceğini belirtmektedir. Hatta daha sonra kendi anne ve babasının yanına dönebilmesine izin verilmiştir.

  • “Eğer bir adam küçük bir çocuğu evlat edinirse ve çocuk babasını ve anasını araştırırsa o evlat edinen çocuk, öz babasının evine dönecektir.”

  • “Eğer usta sınıfından biri bir çocuğu yetiştirmek için alırsa ve elinin hünerini öğretirse o çocuk üzerinde hak iddia edilmeyecektir. Eğer elinin hünerini ona öğretmezse o yetiştirilen kimse evine dönecektir.”

Hammurabi kanunlarının sert olduğunu duymuşsunuzdur.

  • “Eğer bir evlat edinilen, kendisini büyüten ana babasının sen benim babam değilsin, sen anam değilsin derse dili koparılacaktır.”

Evlat edinenlerin aileye bağlı olmaları, ebeveynlerine saygıda kusur etmemeleri, onlar için çalışmaları ve ölümlerinden sonra Tanrılara kurban sunmaları gerekiyordu. Yoksa yasalar tarafından cezalandırılıyorlardı.

HURRİ

Hepimizin Sümer, Babil veya Asur denildiği zaman bir fikri vardır. Ama Anadolu’nun kadim halkları olan Hatti, Luwi ve Hurriler daha az bilinir. M.Ö üçüncü bin yıldan itibaren Anadolu’da yaşamış halklardır ve bölgeyi kültürleri ile etkilemişlerdir. Hurri masallarından olan “Çocukları Olmayan Balıkçı Karı Koca” adlı masalda, balıkçı kırda bulduğu savunmasız bir çocuğu evlat edinerek onu özenle yetiştirmeye çalışır.

“Ey güneş tanrısı sen beni (İyi) tanıyordun. Benim çocuğum olmadığını biliyordun. Onun için beni(buraya), bu çocuğun üzerine getirdin değil mi.?”

Balıkçı eve gelir ve karısına hitaben;

“Benim sana söyleyeceklerime kulak ver. Bu çocuğu al yatak odasına git, yatağa yat ve feryat et. Bütün şehir seni işitecek ve şöyle söyleyecek; Balıkçının karısı çocuk doğuruyor! Ve biri bize ekmek getirecek, diğeri bize bira getirecek ve başka biri bize daima bereketli ürün getirecek.”

Karısı balıkçının dediğini yapar;

“Balıkçının karısı çocuk doğuruyor. Şehrin insanları bunu söyledi ve ona bazı şeyler getirmeye başladı. Biri ekmek getirdi ve diğeri bira ve bereketli ürünler getirdi.” şeklinde masal devam eder.

ASUR TİCARET KOLONİ DEVRİ

Asur Ticaret Kolonileri zamanı (M.Ö 2000-1750) hakkında bilgi veren Kültepe belgeleri, evlat edinme kurumunun Anadolu’da bulunduğunu ortaya koymaktadır. Evlat edinme sırasında sözleşme imzalanıyordu. Karum-Kaniş’ten(Kültepe) bir tablette; “Bayan Salvata, Suli’yi satın aldı. Annesi onu bedeli karşılığında sattı. Onun için bir hak iddiasında bulunursa, yarım mine gümüş ödeyecektir. Senet dört şahit huzurunda imzalanmıştır.”

Evlat edinmenin tarih boyunca uygulandığını yukarıda gördük. Kadim halklar evlat edinmeyi yasalar altında güvence altına almıştır. Hem evlat edinen ailenin hem de evlat edinilen çocuğun durumu yasalarca belirlenmiştir. Kadim halklar, bu şekilde evlat edinmenin olumsuz yönlerine karşı önlem almışlardır. Bugün de bu kadim halklardan ders alınmalı ve yasalar çevresinde evlat edinme modeli belirlenirken, aşırı bürokrasiye takılıp kalınmamalıdır. Hem çocuk sahibi olmak isteyen aileler, hem de aileye ihtiyacı olan çocuklar sıcak bir aileye kavuşturulmalıdır. Bu şekilde mutlu bir toplum inşa edebiliriz.

 

Yasin ÇETİN, Konya Yetiştirme Yurdunda yetişmiştir. Dokuz Eylül Üniversitesi’nde Tarih bölümünde eğitimine devam etmektedir. Devlet korumasında yetişen gençlerce kurulan Hayat Sende Derneği’nde gönüllü çalışmalarda bulunmaktadır.

İçeriği Paylaş:

Yazar Hayat Sende

Hayat  Sende
Devlet koruması altındaki çocuk ve gençlerin hayata eşit, güçlü ve ayrımcılığa uğramadan atıldığı bir dünya için Hayat Sende...

İlginizi Çekebilir: