Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

Evlat Edinilen Çocuk ve Biyolojik Çocuk

Evlat Edinilen Çocuk ve Biyolojik Çocuk

Evlat Edinilen Çocuk ve Biyolojik Çocuk

Bir anne kendi doğurduğu çocuğu sevdiği gibi evlat edindiği çocuğu da sever mi? Peki neden bunu sormak bu kadar yasaklı?

“Eğer evlat edinmiş olduğum kızıma trajik bir şey olsaydı yıkılırdım ama ölmezdim. Fakat eğer kendi doğurmuş olduğum iki oğlumdan birinin başına bir şey gelseydi ölecek gibi hissederdim.” diyor Tina Pattie. “Kızımı daha az seviyor değilim ama bu farklı bir sevgi. Oğullarıma karşı duyduğum sevgi değiştirilemez. Bu ‘senin için ölürüm’ sevgisi ve ne olursa olsun değişmez. Cheri’ye olan sevgim ise gelişen ve büyüyen bir sevgi. Bu durum mutlak bir gerçeklikten ziyade bir süreç.”

Evlat edinmiş olanların çoğuna çocuklarına olan sevgileri eğer onları kendileri doğurmuş olsaydı daha farklı olur muydu diye sorduğunuzda genellikle gümbür gümbür bir ‘hayır’ cevabı beklersiniz. Hatta aklınızı mı kaçırdınız diye kızacaklardır bile. Ancak Tina Pattie’ninki gibi ailelerde -hem biyolojik hem de biyolojik olmayan çocukların olduğu- bu sınanan bir sorudur. Bu bir ebeveyn olmanın tam da ne anlama geldiğinin sorusudur.

Son kitabı ‘Bebek Sevgisi’nde Rebecca Walker, "Evlat edindiğiniz oğlunuza ya da çok sevgili üvey kızınıza ne kadar yakın olduğunuz umurumda değil, biyolojik olmayan çocuğunuza duyduğunuz sevgi kendi canınız ve kanınızdan olana duyduğunuz sevgi ile aynı değildir." diye yazmaktadır. "Evet, benim ilk (biyolojik olmayan) oğlum için mantıklı bir sebebi varsa her şeyi yaparım. Fakat ikinci (biyolojik) çocuğum için hiç düşünmeden her şeyi yaparım." diye eklemektedir ünlü yazarın ayrı yaşayan kızı Alice Walker.

Bu yorum çok tartışma yaratsa da Tina bu görüşe katılıyordu. Tina hep üç çocuğu olsun istemişti, bu nedenle üçüncü bir bebeğe doğal yollardan sahip olmanın sağlığını tehlikeye atabileceği söylendiğinde, kocasını evlat edinmeye ikna etti. Tercihi bir bebek evlat edinmekti ama bebek yoktu ve beş hafta sonra dördüncü doğum gününü kutlayacak olan küçük bir kız teklif edildi. "İlk yıllarda ona karşı hiç sevgi hissetmediğimi fark etmek tamamen şok ediciydi.” diye hatırlıyor Tina. "Hatta onun kızım olduğunu söylemek bile doğru gelmiyordu. Kızım demek bizim sahip olmadığımız bir ilişkiyi, bir bağlantıyı tanımlıyordu."

Tina'nın şimdi 17 yaşında olan Cheri'yi sevmeye başladığı belli bir nokta yoktu. "Damla damla biriken bir süreçti. Şimdi onu çok seviyorum. Onunla gerçekten yakınım ve gurur duyuyorum ama bu zaman aldı." diyor.

Tina, çocukları için olan duygularındaki farklılığı gidermek için çok zaman harcamıştı. "Sanırım bu durumda bir kaç sebep var: Birincisi, oğullarım gibi yeni doğmuş bir bebek değildi. Yeni doğmuş bir bebek gibi hiçbir şey yok. İkincisi, yabancı biri evine geldiğinde onu hemen sevmiyorsun, sadece sevemiyorsun. Bir de o zaman Cheri‘nin çok büyük bir hasar görmüş ve zor bir çocuk olduğu gerçeği vardı. Şimdi bile hala acaba öfkeli ve şiddetli olmak yerine tatlı ve kolay bir çocuk olsaydı farklı olur muydu merak ediyorum. Bunun yerine ben sakin, sabırlı bir anneden bir canavara dönüştüm. Asla böyle öfkeli hissetmemiştim. Ama en karanlık anlarda, aramızda hiç bir bağlantı olmadığında bile asla vazgeçmek gibi bir düşüncem olmadı."

Mary Cooper yeni doğmuş bir bebeği evlat edinmişti fakat ilk başlarda ona ‘kızım’ demekte zorlandı. "Bu, 37 yıl önceydi, o zamanlar ben psikiyatrik bir sosyal hizmet uzmanıydım ve üç yaşında bir oğlum vardı. Bu durum hakkında her şeyi bildiğim varsayılsa da doğum yapmak ile evlat edinmek arasındaki farka hazır değilmişim." diyor. "Hazırlanmak için dokuz ayınız yok, doğum evresinden geçmiyorsunuz ve emzirmiyorsunuz. Ben tamamen işin tabiatına değil yetiştirmeye inanan bir insanım, -işin tabiatının önemi olmadığını düşünürdüm- ama fikrim değişti. Aynı genleri paylaşmamanın bir sonucu olarak benim ya da Louise'in hissedeceği farklılıklardan haberdar değildim. Oğlumla kendiliğinden hemen oluşan bir bağ vardı. Louise ile yoktu ve nereye bakarsan bak bize göre farklıydı. Kahverengi şekerimiz olsa beyaz isterdi. Bir şey pişirsem başka bir şey isterdi. Şimdi bile eğer oğlum bize kalmaya gelse üçümüz doğal olarak ve kolayca konuşacak çok şey buluruz. Louise ile ortak noktalarımız çok daha az. Çocuklarımın birini diğerinden daha fazla seviyor değilim, ancak ilişkinin doğası gereği arada dağlar kadar fark var."

Maalesef, Louise büyürken bunu bu şekilde anlamlandırmadı. "Erkek kardeşimin altın çocuk olduğunu ve benim de kara koyun olduğumu ve bu yüzden ondan daha az sevildiğimi hissettim." diyor. "Aslında, 27 yaşıma kadar benim evlat edinildiğimi kimseye söylemedim. O zamana kadar bundan utanıyordum. Fakat sonra gerçek annemi bulmayı düşünmeye başladım ki buldum ve her nasılsa bu yolculuk ebeveynlerimin beni daha az değil sadece farklı şekilde sevdiklerinin farkına varmamı sağladı. Şimdi annemle telefonda her gün konuşuyorum. Biz çok farklıyız, inanılır gibi değil ama ikimiz de şimdi bu farklılıkları kabul ediyoruz ve çok yakınız."

Geç de olsa Louise, anne-babasının onu sevmesini kolaylaştırmadığının farkına varır. "Kara koyun olduğuma karar vermiş olarak kendimi dışlanmış hissettim." diyor.

‘İlk Yara: Evlat Edinilen Çocuğu Anlamak’ kitabının yazarı olan Nancy Verrier, annesinden ayrılan tüm çocukların, yeni ailelerine katıldıkları yaşa bakılmaksızın, yeni anne-babalarıyla olan bağlarını etkileyecek bir travma geçirdiğine inanmaktadır. "Evlat edindiğim kızımı veya biyolojik kızımı farklı şekilde sevdiğimi söylemem; ikisi için de hemen hemen her şeyi yaparım; ancak bağın farklı olduğunu söyleyebilirim ve şimdi bunun kaçınılmaz olduğunu biliyorum." diyor. "Evlat edinilen bir çocuğun kendi annesi ile olan bağları bir kez kopmuştur ve bunun tekrar olmasına izin vermeyecektir."

Yazar, birçok çocuk için bu durum sınama davranışında kendini gösterir, diyor. Bu tür bir çocuk bebekken evlat edinilmiş bile olsa, psikolojik bir mesafe bırakma eğilimindedir. Çünkü yeni anne onları kucakladığında bile asla tamamen sarıp sarmalanmış olmazlar, bu durum gergin kollu bebek fenomeni diye bilinir; bebeğin kolları ona sarılan kişiyi kendinden uzak tutmak için kasılmıştır. Yelpazenin diğer ucunda yapışkan bebek vardır. Bu çocuklar da yeni annelerinin onları bırakacak olma korkusuna çok yapışkan davranarak tepki verirler.

Eğer birisi Nancy'ye, eve getirdiği üç günlük kızı evlat edinen bir çocuğun yetiştirilmesi, biyolojik bir çocuğun yetiştirilmesinden farklı olacağını söyleseydi, onlara gülerdim diyor. 'Tabii ki farklı olmayacak! Küçük bir bebek ne biliyor olabilir?' diye düşünürdüm. Şimdi bağlantının aynı olabileceğini öneren biri için saçmalıyor diye düşüneceğimi biliyorum. Hormonal olarak biyolojik çocuklarımızın istediği şeylere göre ayarlanmış durumdayız. Psikolojik olarak, göbek bağı kesildiğinde bile anne ve çocuk bir süre için tek parça olmaya devam eder. Genler hayat boyu ilişkinin sürmesinde önemli bir rol oynamaya devam eder. Kaşınızı kaldırma şekliniz, nasıl ayakta durduğunuz veya yürüdüğünüz, jestler ve mimikler –bütün bunlar, çocukların kendilerini ailelerine aitmiş gibi hissettiren şeylerdir. Fakat insanların çoğu evlat edinmenin farklı olacağını düşünmedikleri için, evlat edinen çocuk onlara istediği şekilde tepki vermediğinde şok, acı ve kızgınlık hissedebilirler.

Bazı ebeveynler bu kayıpları telafi etmeye çalışıyorlar. Şimdi 20'li ve 30'lu yaşlarındaki üç evlat edinilmiş ve iki biyolojik çocuğa sahip olan Bill Aldridge, ‘Bizde her zaman evlat edindiğimiz çocuklarımızın karşı karşıya kaldığı zorlukları telafi etmek için daha fazla sevgiye ihtiyaç duyacağı hissi vardı. Onları daha fazla sevdik diyemem fakat hislerimizin içinde onlar için her şeyi düzeltmek arzusu da vardı. Sanırım onlara olan sevgimiz kendi çocuklarımıza olandan daha barizdi.’ diyor.

İçinde beş biyolojik ve dört evlat edinilmiş çocuk olan bir ailede yetişen Bella İbik, ebeveynlerinin evlat edindikleri çocuklarının kendilerini özel hissetmeleri için kendilerine göre bir yol izlediklerini söylüyor. "Diğerlerinin aksine kendimizi seçilmiş hissettik ta ki biyolojik çocuklarından birinin annemin bir parçası gibi büyüdüğü noktaya kadar." diyor.

Şu anda 41 yaşında olan Bella, hala annesinin onu bu kadar çok sevmesine şaşırdığını ve hala zaman zaman annesinin tüm çocukları için duygularındaki farklılıkları karşılaştırmaya ihtiyacı olduğunu söylüyor. "Dün kardeşimi ölümünün 23. yıl dönümünde andık. Annemin kendi kanından olan çocuklarından biriydi ve sık sık onun yerine kendi kanından olmayan çocuklarından biri olsun ister miydi diye merak ediyorum. Annemle her şeyi konuşuruz, ben de ona bunu sordum. Elinden geldiğince dürüstçe ve diplomatik olarak yanıt verdi. Hiçbir anne-babanın çocuklarından herhangi birinin ölmesini istemeyeceğini söyledi. Fakat tabutun içindeki bebeğin kafasını okşayarak onunla konuştuğunu görmüştüm –çocukluğumdan kalan asla unutamayacağım bir görüntü- annem onun içinde büyüdüğü ve onu doğurduğu anları düşünüyordu."

Bella yine de kardeşlerinin evlat edinilmiş olup olmadıklarının anneleri ile olan ilişkilerinin doğasındaki en önemli şey olması konusunda ikna olmamıştır: "Annemin en küçük çocuğu Evie kesinlikle onun hiç yanlışı olmayan altın çocuğudur. Eminim ki bu durumun nedeni; onun annemin çok hasta olduğu bir dönemden hemen sonra dünyaya gelmiş olması ve annemin onu fırtına sonrası sığınak olarak görmesidir. Benim düşünceme göre evlat edinilmiş olmayı bir ebeveynin çocukları hakkında farklı duygular beslemesine tek sebep olarak kabul etmek mümkün değildir. Daha başka pek çok değişken bulunmaktadır."

Günümüzde evlat edinilen çocuklar sıklıkla ihmal veya istismar geçmişi olan yaşça büyük çocuklar olduğundan, İngiltere Evlat Edinme Direktörü Jonathan Pearce bu durumun gerektirdiği ebeveynliği ‘terapatik ebeveynlik’ olarak adlandırıyor. "Tabii ki, biyolojik bir çocuğun yetiştirilmesi farklıdır, tıpkı 30 ya da 40 yıl önce evlat edinilmiş bir çocuğu yetiştirmenin farklı olduğu gibi. Emek isteyen diğer herhangi bir işte olduğu gibi ebeveynliğin de sürekli eğitimi içermesi gerektiğini düşünüyorum." diyor. "Bu durum duyguların farklı olduğunu mu gösterir? Evet, gösterir. Farklı olan sevgi midir? Bilemiyorum. Bir aileden diğerine değişir." diyor.

Bir klinik çocuk psikoloğu olan danışman Carol Burniston, evlat edinenlerin terapatik ebeveynlik yapmalarına gereksinim duyulmasının, içlerinden küçük bir azınlığa, çocuklarıyla olan ilişkilerinin doğasını etkileyen psikolojik bir çözüm yolu verdiğine inanıyor. "Sorunlu bir ev yaşamından muzdarip bir evlat edinen anne ile çalıştım; ‘Eğer gerekirse çocuklarımla kalır ve evliliğime son veririm.’ diyordu. Biyolojik bir çocuğun ebeveyninin bunu söylemesini beklersiniz, ancak bir evlat edinen için bu çok güçlü bir düşünce değildir. Evlat edinenlerin küçük bir kısmının ise aklında eğer dayanamazlarsa bu çocuklardan vazgeçmek vardır.”

Nitekim, Birleşik Krallık'ta her beş evlat edinmeden biri evlat edinme kararı kesinleşmeden önce bozuluyor. Diğer taraftan, tabii ki, bu %80'in en azından o zamana kadar sürdüğü anlamına geliyor. Lisa Bentley için zaten dört çocuğu varken sorunlu bir 14 yaş çocuğunu evlat edinmekten vazgeçmeyi düşündüğü bir an bile olmadı. "Aslında, onun için sahip olduğum sevginin çok güçlü olduğunu söyleyebilirim –hatta bir şekilde doğum çocuklarımdan daha çok- çünkü bu çantada keklik bir durum değil." diyor. "Bu durum büyük mücadelelerden ve sürekli özveride bulunmaktan kaynaklanıyor." diyor. Doğal çocuklarıyla olan bağları akıcı ve kolayken biyolojik olmayan kızı ile olan ilişkisi daha yoğundu ve sınanmıştı.

Angela Maddox, eğer biyolojik çocuğa evlat edinmeden sonra sahip olunursa, ebeveynler ile biyolojik olmayan çocukların arasındaki ilişkinin olumlu olma şansının daha yüksek olduğuna inanıyor. "Şu anda 22, 20 ve 19 yaşında üç erkek çocuğu evlat edinmiştik ve beklenmedik bir şekilde -şu anda 16 ve 11 yaşlarında olan- iki biyolojik çocuğumuz oldu, neredeyse doğmadan önce çocuğunuzu bilme hissi beni şaşırttı. Fakat ailemizde var olan oğlanların zaten ailemizde olduklarını bilmek tersi olan bir duruma göre onların kendilerini daha güvende hissetmelerine yardım etti. ‘Önce biz vardık.’ diye hissettiler."

Angela, kocasının Rebecca Walker'ın felsefesine yakın olduğunu ama kendisinin öyle olmadığını söylüyor. "Tüm çocuklarım için sevgim sonsuz. Herhangi bir çocuğu kendi çocuğun gibi sevmek mümkün. Doğum yapma esnasında farklı bir his vardı evet ama hepsi bu kadar." diyor.

Az sayıda ebeveyn, doğum yapmanın bağlanma süreciyle ilgisi olmadığına inanmaktadır. Nadir olanlardan, beş çocuk doğurmuş ve iki de evlat edinmiş olan Molly Morris, "Doğurduğum çocuklar ile evlat edindiklerim arasında hiç bir zaman fark gözetmedim.” diyor. "Benim çocuklarımla olan bağımı sağlayan şey doğumdan çok bakmak ve uğraşmak. Bu görüşü paylaşmayan insanları gerçekten anladığımdan emin değilim."

Pam Hall buna katılmıyor. "Kendi bebeğiniz için hissettiğiniz bağ ile ilgili kelimelerin ötesinde bir şey var: Bu, başka bir bebeği veya çocuğu sevemeyeceğinizi söylemek değil, ama bu tamamen farklı nitelikte bir sevgi. Bence zaten doğum yapmış olan ebeveyn genellikle –her zaman değil- biyolojik olmayan bir çocuk ile bağlantı kurmakta daha iyi bir noktada çünkü ilişki kurmaya yabancı değil. Hayatını bunu nasıl yapacağını aramakla geçirmiyor." diyor. İki tane kendi doğurmuş olduğu ve bir de 30’lu yaşlarının sonlarında evlat edinmiş olduğu çocuğu olan Pam.

Evlat edinen ailelerle psikiyatrik bir sosyal hizmet uzmanı ve analitik bir psikoterapist olarak çalışan Pam, doğum yaparak çocuk sahibi olmuş ailelerin doğum yapmamış olanlara göre evlat edinmek için farklı bir motivasyona sahip olma eğiliminde olduklarını açıklıyor.

"Genellikle onlar evlat edinme sürecini, bir kısırlık durumundan dolayı kendi bebeklerinin yerine geçecek bir bebek arayışı ile başlatmıyorlar.”

Tabii bu her zaman kolay bir süreç olacağı anlamına gelmemekte. "Evlat edindikleri çocukları için aynı duyguları taşımadıkları için suçlululuk duyan ebeveynlerle çalıştım. Bu suçluluğun nedeni olan evlat edinmenin kendi çocuğunuzun olması ile aynı olduğunu varsayımından kurtulmamız gerekmektedir. Hiç kimsenin bu farklılığın her detayını çocuklarına anlatması gerektiğini önermiyorum. Bu çok vahim olurdu. Ama ebeveynlerin bu duyguya sahip çıkmaları ve bunu kabullenmeleri gerekiyor."

Evlat edinilmiş birey olan 25 yaşındaki Lucy Hoole “Ebeveynlerin biyolojik olmayan çocuklarına hissettiği sevginin farklı olduğunu öne sürmenin oldukça yasaklı bir konu olması durumu var. Fakat benim için bu durum bir sorun değil hatta bunun beni ben yapan ve hayatımın bir parçası olan bir durum olduğunu düşünüyorum. Keşke bu konu daha açık olarak konuşulabilse.” diyerek bu görüşe katılıyor.

Bazı isimler değiştirilmiştir.

Bu yazı, Hayat Sende Derneği için Aysen Yenici tarafından aşağıdaki bağlantıdan Türkçeye “Gayriresmi resmiden üstündür.” ilkesiyle çevrilmiştir.

 

Yazının orijinal linkline ulaşmak için tıklayınız.

 

Siz de Hayat Sende’ye bağışta bulunun, koruma altındaki çocuk ve gençlerin hayatlarına umut olun. Bağışlarınız için tıklayın.

 

İçeriği Paylaş:

Yazar Hayat Sende

Hayat  Sende
Devlet koruması altındaki çocuk ve gençlerin hayata eşit, güçlü ve ayrımcılığa uğramadan atıldığı bir dünya için Hayat Sende...

İlginizi Çekebilir: