Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

ETİKETSİZ EĞİTİM MÜMKÜN!

ETİKETSİZ EĞİTİM MÜMKÜN!

ETİKETSİZ EĞİTİM MÜMKÜN!

Modern devlet bireyin yaşamının tüm hücrelerine sızmıştır. Aynen eğitimde olduğu gibi.

Peki eğitime herkes eşit ve ayrımcılığın olmadığı şekilde ulaşabiliyor mu?

Elbette ki hayır!

Geçen yıl Hayat Sende bünyesinde yaptığımız Kurum Bakımından Topluma Geçişte Gençler Çalıştayı’nın raporunda devlet korumasında yetişen bireylerin karşılaştığı ayrımcılığı ele almıştık. Eğitim ortamındaki ayrımcılık bunlardan biriydi.

İşte bu yazı, bu ayrımcılığı yapısöküme uğratmak içindir.

Bu yazı, devlet korumasındaki çocuk ve gençlerin hüsranlarla dolu eğitim ortamı deneyimlerinin bilgeliğiyle şekillenmiştir. 

Devlet Korumasında Yetişenlerin Kaderi: Eğitim Ortamında Ayrımcılık

Hayat Sende ile yaptığımız çalışmalarda devlet korumasındaki gençlerin eğitim ortamında üç tür ayrımcılıkla karşı karşıya olduğunu gördük. 

Kurum Personelinin Etiketlemesi

Kurumlardaki çocuk ve gençlerin saçları aynı şekilde kesilir ve dershanede öğretmen çocuğa sorunca "Yavrum sen kız mısın, erkek misin? Kusura bakma ayırt edemedim.” deyince çocuk gözlerinde biriken yaşları nereye koyacağını bilemez ve yaşadığı içsel travmayı yıllar geçse de anımsar.

Ya da aynı kıyafet, mont ve botla okula gönderilir, onlarca farklı giyinmiş çocuğun içinde aynılaştırılır, etiketlenir.

Tüm bu yanlış yaklaşım yetmiyormuş gibi çocuklar aynı servisle okula gelir ve yine aynı servisle yurtlarına döner. 

Çocukların ve gençlerin "biricik" olduğu sosyal hizmet perspektifi unutulur, bilinçli ya da bilinçsizce toplumda üzerleri fosforlu kalemle çizilir.  

Çocuk ve gençleri aynılaştırma politikasının kaç çocuk üzerinde olumsuz deneyim yarattığını anlamak ve anlatmak gerekirse eğer "Bu ne abi ya, herkeste aynı mont var. Bunları Kızılay mı dağıtıyor?" cümlesini duyduktan sonra montunu kuruma iade etmek isteyen ve yeni bir mont alabilmek için -ve gerekirse üstünü ödeyerek- "Kurum müdürünün kapısında iki ay yattım." diyen bireyin sesine kulak vermek gerekir. 

Bu yalnızca bir uygulama ya da örnek değil, yaşamsal bir gerçektir. 

Sosyal hizmetin güçlendirmesi gerekirken dezavantajlılığı bu biçimde  pekiştirmesi, kendi içinde böylesine korkunç bir çelişkiye düşmesi belki de sayısını tahmin edemeyeceğimiz çocuk ve gencin “ben” duygusunu zedelemiştir.  

Velilerin Etiketlemesi

Devletin memuru çocukları bu kadar etiketlerken, "steril aileler" de tedirgindir. Çocuğunun "yurtlu" bir çocukla bırakın aynı sırada oturmasını, aynı sınıfta bile olmasını istemeyen aileler vardır. 

Çocuklarına sıkı sıkı "Sakın yuvadan Zehra’yla arkadaşlık etme!” diyen velileri de görür okullar. 

Annem seninle arkadaşlık etmemi istemiyor.” denilen çocuğun yaşadığı travma ve içsel utanç, gelecekte yalnızca öfke olarak dönecektir. 

Farkında değilizdir.

Öğretmenlerin ve Okul İdarecilerinin Etiketlemesi

Öğretmeni de okul müdürü de bilinçli veya bilinçsizce etiketleme yapar. Okulda kavga mı çıktı, "Yurtlular odama gelin!" çünkü kavga yapmak "yurtlular"a has bir özelliktir(!) Okulda hırsızlık mı oldu, "Yurtlular, çantanızı boşaltın!" çünkü "yurtlu olmak" hırsız olmayı da beraberinde getirir (!)

Evet, tam da bu şekilde devletin çocukları yine devletin kurumunda kavgacı ve hırsız çocuklar oluverirler! 

Çalışmalarımızın kimisinde ise gördük ki, bazı okullarda müdürlerin şöyle bir ilanı vardı: “Sayın Veliler, Bu yıl çocuklarınızı okula güvenle kaydedebilirsiniz. Yuvadan çocuk almayacağız.

Peki bu kadar soyutlamanın içinde, bu kadar dışlamanın ve etiketlemenin içinde hangi çocuk eğitim hakkını sağlıklı alabilir? Hatta eğitim hakkını alması şurada dursun, eğitim sisteminden kopması kaçınılmaz değil midir? 

Çözüme yakınız: Etiketsiz Eğitim!

Eğitim kurumlarını, eğitimcileri, toplumu ve ailelerin dönüşümünü sağlamak hiç bu kadar yakın olmamıştı.  

Devlet korumasındaki çocuk ve gençlerin eğitim hakkını etiketlenmeden, ötekileştirilmeden alması hiç bu kadar yakınlaşmamıştı.

Sorun varsa, çözüm vardı ve çözüm devlet korumasında olan çocukların eğitim haklarını hak ettikleri gibi almaları için ihtiyacımız olan Etiketsiz Eğitim’di.

Sabancı Vakfı Toplumsal Gelişme Hibe Programı kapsamında Hayat Sende bünyesinde yürüttüğümüz Etiketsiz Eğitim projesiyle ilgili çıktıları yine bu satırlardan paylaşacağım.

İçeriği Paylaş:

İlginizi Çekebilir: