Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

Bazı İntiharların Toplumsal Sebepleri Diğerlerinden Daha Görünürdür!

Bazı İntiharların Toplumsal Sebepleri Diğerlerinden Daha Görünürdür!

Bazı İntiharların Toplumsal Sebepleri Diğerlerinden Daha Görünürdür!

Hayat Sende Derneği, “yurt intiharları son bulsun” diyerek bir kampanya başlattı. Dernek, uluslararası istatistiklere göre koruma altında yetişen bireylerin yüzde onunun intihar ettiği bilgisini veriyor, ancak Türkiye’de bu oranın nasıl seyrettiğine ilişkin resmi bir rakamı paylaşamıyor. Çünkü ortada böyle bir rakam yok. Varsa da bu orana, istatistiğe henüz ulaşan kimse yok. Fakat yetiştirme yurdu deneyimi olan gençlerin dertleri üzerine çalışmalar yürüten dernek, sadece son bir ayda yurttan ayrılan dört gencin intihar ettiği bilgisinin kendilerine ulaştığını söylüyor ve bu sayı şimdiye kadar onlara ulaşan “yurttan ayrılan genç intihar etti” haberlerinin küçük bir parçası. Derneğin kampanyası işte tam da bu noktada başlıyor. 


Bunca bilinen, bilinmeyen, kaydı tutulan, tutulmayan, paylaşılan, paylaşılmayan sayı, istatistik, rakam olarak sözü edilen şeyin insan yaşamı olduğunu hatırlamakta fayda var. Bir yandan, ölümün bir sayıya karşılık gelmesinin insan hayatını değersizleştirici bir tutum olduğunu düşünebiliriz. Ama öte yandan, hiçbir şeye, bir sayıya bile karşılık gelmeyen ölümler, intiharlar hayatı daha da değersizleştirir. Sadece gidenin değil, gidenle “yetiştirme yurdunda kalmak” gibi bir ortak noktası olan, geride kalmışların hayatının da değerini düşürür. Ayrıca yurt intiharlarına ilişkin sayıları bilmemek, önlem alamamak, risk altındaki grubun büyüklüğünü öngörememek, yeni düzenlemelere yön verememek gibi sonuçlar da doğuruyor.  


İntihar, tıpkı diğer ölümler gibi sessiz ve dilsiz bir deneyimdir. Onu yaşayan özneye dönüp, “bunu neden yaptın?” diye soramayız. Ölümün, intiharın deneyimi onu yaşayan özneyle beraber yok olup gider. Bu yüzden bu deneyim, deneyimin sahibinin sesine ve sözüne kavuşamaz. Ne var ki, yaşayanlar, geride kalanlar yine de ölümü bilirler. Onu intihar edenin ölümüne doğru giden hayatını izledikleri için bilirler. Sonu intiharla biten bir yaşamın tanığı oldukları için bilirler. Bu tanıklıklarından yola çıkarak,  intiharların ardında bıraktığı sessizlik bozulabilir. Yurt İntiharlarında, tanık olduğumuz yaşamlar, intiharın ölen kişide başlayıp, yine onda biten bir olay olmadığını gösteriyor. İntihar bireysel olduğu kadar, toplumsal da bir ölümdür. Kimi intiharların toplumsal sebepleri diğerlerinden daha görünürdür. Yetiştirme yurdu intiharları da böyledir. Ayrıca, intiharın, benzer yaşam deneyimleri olan bir gruba, diğerlerinden çok daha fazla uğraması tesadüf olamaz. Bu tesadüf olmayış, intiharın sebeplerine ilişkin toplumsal meselelere daha yakından, daha dikkatli, daha eleştirel bakmayı gerektirir. 


Yetiştirme yurdu deneyimi olan bireylerin intiharları toplumsal, kurumsal, bireysel, psikolojik, ekonomik sebeplerin sürekli kesiştiği bir ağın ortasına düşer. Yetiştirme yurdu deneyimi olan gençlerin yaşamlarına dair birçok sıkıntı, sorun, ikilem, çatışma sıralanabilir: hayat boyu yoklayan derin bir yalnızlık hissi, aile desteğinden, bakımından uzak kalmak, güven duygusunun çoğu zaman bir boş gösteren olması, dayanışmanın en ilksel biçiminin deneyimleneceği kardeşlerinden ayrılmak, çocukken acınan, büyümeye başladıkça korkulan kişiler olmak, toplumsal dışlanmanın, etiketlenmenin birçok türüne maruz kalmak, kendi değerini, yeteneklerini keşfedecek imkânlar bulamamak, bedensel sınırlarının saldırıya açık kalması, mekânda süreklilik hissini kaybetmek, kendi biyografisinden, geçmişinden haberdar olamamak, gündelik hayatını yönetebileceği hayat bilgisinden yıllarca uzak kalmak, güçsüz, öfkeli, çaresiz hissedilen zamanların umutlu, huzurlu, mutlu olunan zamanlardan çok daha fazla olması…. Ve çok önemli bir mesele: tüm bu sıralananları kesen ortak eksenin bir süre kurum bakımında kalmak olması.  


Yetiştirme yurdu deneyimi olan kişilerin hayatlarının bu kadar olumsuz ortak noktadan geçerek kurulduğunu bilmek, görmek, duymak, bu kişilerin intiharlarını bireysel, psikolojik, kişinin sadece kendi seçimine gönderme yapan vakalar olarak değerlendirmeyi imkânsız kılıyor. Elbette her yetiştirme yurdu intiharında, hayatını kendi eliyle sonlandıran bir kişi var, bu dünyayı terk eden bir beden var. Geride bir boşluk ve acı kalıyor. Ancak terk edenin yaşamı ve de ölümü kamusal, toplumsal meselelerden azade değil. İzlediğimiz, duyduğumuz, gördüğümüz bu tekil, sessiz ölümler, yetiştirme yurtlarında hala süren birçok hayat üzerine konuşuyor.

 

www.change.org/yurtintiharlarisonbulsun 
 

İçeriği Paylaş:

Yazar Hayat Sende

Hayat  Sende
Devlet koruması altındaki çocuk ve gençlerin hayata eşit, güçlü ve ayrımcılığa uğramadan atıldığı bir dünya için Hayat Sende...

İlginizi Çekebilir: