Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

ANNELER GÜNÜ MÜNASEBETİYLE GÜNDEM: KURUMLARDA BAKIM VEREN ‘ANNE’LER..

ANNELER GÜNÜ MÜNASEBETİYLE GÜNDEM: KURUMLARDA BAKIM VEREN ‘ANNE’LER..

ANNELER GÜNÜ MÜNASEBETİYLE GÜNDEM: KURUMLARDA BAKIM VEREN ‘ANNE’LER..

Çocuk koruma ve bakım sisteminin politik zeminlerde sağlamlaşmaması ve hukuksal dayanaklarına bağlı bir şekilde yürümemesi, kurumların yapılanmasında yetkinin ‘sonsuz’ olduğu yerden ‘kısıtlandıgı’ yere kadar gittikçe artan katı bürokratik süreçleri beraberinde getirir.

Yetkinin ‘sonsuz’ olduğu yerlerde çocuklarla bire bir ilişki kurulmadan süreçler yönetilir (!)

Çocuklarla bire bir ilişki içinde bakımından sorumlu olan kişiye ise ‘bakıcı anne’ ya da ‘anne’ denilmektedir.

‘Anne’ denilmektedir çünkü çalışma doğası bürokratik süreçlerde ne kadar katıysa profesyonel süreçlerde bir o kadar yetersizdir. Çocuğa bakım veren kişiye ‘bakıcı anne’ denilmesi toplumsal cinsiyete dayalı rollerden kesinlikle bağımsız değildir. Üstelik tamamen uyum içindedir, bilinçlidir.

Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne taraf olmuş bir ülkenin bakım veren kişileri profesyonel donanıma ve çalışma şartlarına sahip olmalıdır. Ancak bu ne yazık ki beklenenden öteye gidememektedir.Kadının bakım veren kişi olarak profesyonel çalışması yerine ‘annelik rolü’ ile maruz kaldığı duygusal şiddet biçimleri vardır.

***

Kurum bakımında olan ya da kurum bakımından ayrılmış bireylerle çalışıyorsanız bir çocuğun Ayşe Annesi, Fatma Annesi gibi vardiya sistemine dayanan birçok anne ile kurduğu ilişkiden meydana gelen hikaye ve anılarını dinlersiniz.

Bu anıların hemen hepsi anlatılırken -bazen aradan yıllar geçmiş olmasına karşın- o an yeniden yaşanıyormuş duygusunu verir. Komik ve eğlenceli bir anı o anda karnınıza ağrılar sokana kadar sizi güldürme potansiyeline sahiptir. 

Ama bazı anılar güldürecek kadar sevgili değildir!

Yuva ve yurt hikayelerinde ‘kötü’ anılan ‘anne’ler vardır.

Bu ‘anne’ler çocukluk hikayelerinin damgalananlarındandır ancak ‘anne’ler içinde oldukları ekonomik, sosyal, siyasal kimlik ve bürokratik süreçleriden bağımsız değerlendirirler.

Kurum onlara emir ile ceza arasında çalışma olanağı tanır.

***

Kurumlarda çocuklarla bakım sürecinde bire bir ilgili olan kadınlarla yaptığım çalışmalardan çıkan birkaç sonucu paylaşmam gerekirse;

- Yetiştirme yurdunda çalışan ‘bakıcı anne’ler aslında toplumsal koşullar içinde dezavantajlı kadınlardır.

- Kadın - anne - ’bakıcı anne’ olarak gittikçe baskılanan kadınlardır.

- Evde ve işyerlerinde emeği sömürülen kadınlardır.

- Emeği sömürüldüğü gibi sorumlu olduğu çocuk sayısı vicdani yük ile giderek arttırılan kadınlardır.

- Aslında duyduğumuz kurum içindeki şiddet hikayelerinin bir kısmı kadınların, evlerinde ve içinde oldukları diğer toplumsal ve kamusal alanlarda gördükleri şiddet biçimlerinin yansımasıdır.

***

Ve bakıcı annelerden duyduğum değişmeyen cümle: ‘Belki inanmazsınız ama kendi çocuğumdan ayırmıyorum hiçbirini..’ 

Evet inanıyorum. Sosyal ve ekonomik koşullarda çocukları ile güven ve sevgi bağını kurması ne kadar zor ise, kurum içinde de tıpkı böyle..

***

Kadınları türlü biçimleri ile şiddete maruz bırakan, ‘anne’ kavramı ile daha da baskı altına alan çocuk koruma sistemine karşın tüm bakım veren kadınların daha profesyonel ve eşit çalışma ortamına sahip olacağı ve değerlendirileceği, emeğinin karşılığını alacağı, işi nedeniyle atfedilen kutsallığın yanında ezilmeyeceği günlere..

Sindirilmeden çalışma özgürlüğüne..

 

Ayşe Tek tarafından yazılmıştır.

İçeriği Paylaş:

İlginizi Çekebilir: