Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

18 YAŞ ÇOK ERKEN, 20 YAŞ EN ERKEN

18 YAŞ ÇOK ERKEN, 20 YAŞ EN ERKEN

18 YAŞ ÇOK ERKEN, 20 YAŞ EN ERKEN

18 Yaşında korumadan ayrılmanın norm olduğu anlatılmıştı yıllarca. Biz de öyle inanmıştık. Hatta derneği kurduğumuzda bile “Mutlak bir gün gelecek ve korumadan ayrılınacak. Biz de aynı şekilde ayrılmadık mı?” diyorduk.

Sonra giderek yüzleşmeye başladık gerçeklerle. Herkes aynı dirençle hayata tutunamıyordu. Yüzler vardı geride hayata tutunamayan.

Neredeyse her ay bir intihar haberi geliyordu yurtlardan ayrılanlardan.

Ve suça sürüklenen, fuhuşa sürüklenen.

Ve acımız artıyordu, pişmanlığımız da.

Ne yapmalı, nasıl yapmalıydık?

Aylar önce yazmıştık aslında tam da şurada. Sadece uygun zamanı beklemek lazımdı bir kampanya için.

Daha önceki kampanya deneyimlerimizden edindiği ve Uluslararası İlişkiler derslerimden hatırladığım kadarıyla Kuzey Yarım Kürede en etkili kamuoyu oluşturma ayları ocak ve şubat aylarıydı.

Tam da işte o anlarda kampanyayı başlattık. 8 kişinin iki haftalık ön çalışması ile önce bilgi notları, talepler, görseller, hangi basın kuruluşlarına ulaşmayı çalışacağımızı, hangi saatler arasında ne eylemi yapacağımızı, imzalarımızı nasıl toparlayacağımızı hep ele aldık.

Kliktivizme inat, dedik ki insan hakları anıtı heykeli önünde dikilelim. Dikildik de.

Sivil polisler geldi üstümüze üstümüze, direndik. Dedik ki, biz şiddetsiz dönüşümü savunuyoruz. Hasan Oğuzhan Aytaç’ın cesaretiydi güçlü kılan. Ben bile yılabilirdim hani.

Ve yürüdük üstüne üstüne.

Tam üç hafta kar kış demeden bekledik orada. İki bine yakın elden imza topladık. Yüzlerce kişi bizleri ziyarete geldi.

Sosyal medyadan takipçilerimizden ellerinde #18yascokerken yazılı fotolar istedik. Özellikle sert duruşlu, kararlı ve gülümsemeyen fotolar oldukça paylaşım aldı. Türkiye’nin dört bir yanından kişiler ve kurumlar destek verdi. Çocuk fotolarını ilkelerimiz gereği kullanmadık.Takipçilerimizi sürekli yenilikçi yöntemlere teşvik ettik. Mesaj kutumuza düşen onlarca fotoda oldukça özensiz fotolar da vardı ama insanlardan aslında yakın mesafe yüz çekimleri fotoları kullanınca etkileşimin arttığını gördük.

Change.org’da kampanyamızı oluşturduk. Kısa bir de link aldık. www.change.org/18yascokerken diye. 22 binden fazla imza topladık.

Kampanya süresince aralıklarla video bilgilendirmeleri yaptık. Videoları youtube üzerinden değil, facebook üzerinden paylaştık. Youtube üzerinden paylaşınca facebook daha az kişiye erişim sağlamakta diye öğrenmiştik Ahtapot Sosyal Medya’dan Oğuzhan Canım’ın eğitiminden.

En çok ne de mi zorlandık? Yurtta yetişen gençler kamuoyunun gözünde abartılı imtiyazlarla donatılmış dezavantajlı bir grup olarak görülüyordu. Ve özellikle kamuda işe yerleştirilme hakları bu bakış açısını tetikleyen ana unsurdu. Bunlarla ilgili başta Bir.One’dan Cansu’nun yönlendirmesiyle çok etkili cevaplamalar yaptık.

İstanbul ayağımızda Arzu Işıklı’mız can suyu oldu, her basın talebine canla başla koştu. Bu noktada sıkıntımız İstanbul’da yeterince basına konuşacak bu zorlukları yaşayan yurtta yetişmiş üyemizin bulunmaması idi. Kurtuluş Kablan can suyu oldu ama basın sürekli kişi hikayeleri üzerinden farklı kişilere ulaşmak istedi zorlandık. Şimdi bir daha yapın dense kampanya her halde en az 5 farklı yurttan ayrılan kişiyi önce bulurdum İstanbul’dan basına konuşabilecek.

En çok kimden mi destek aldık? Empati duygusu yüksek annelerden. Hele de 15-18 yaşındaysa çocukları

Bir.One’dan Ebru ve Cansu’nun organik çevresi muhteşem bir katkı sağladı ve onbimlerce paylaşım aldı çektikleri fotoğraf. Toplam facebook paylaşımı ise iki yüz binden fazla oldu ama maalesef ölçemedik. Sahi nasıl ölçülüyor? Bilen varsa aktarsın.

Twitter’ı hiç mi hiç beceremedik. Buna bir daha çok dikkat edeceğiz.

Sivil örgütler için de imzacı kuruluşlar diye bir liste açtık. 73 sivil toplum örgütü destekledi. En önemlisi de Ulusal Gençlik Parlamentosu içindeki gençlik örgütleriydi. Diğer içinde bulunduğumuz ağlar ve üyeleri o kadar da etkin değildi.

Bloggerlara hep inandık. Ve yıllardır onlara olan inancımız bizi bu kampanyada da taşıdı.

Hep önce kamuya değil, önce topluma anlatıp toplumun sahiplenmesinin önemli olduğuna hep inandık. Toplumsal sahiplenme gelirse kamusal çözüm zaten olur dedik.

Farklı ülkelerdeki korumadan ayrılma yaşlarını basın çok merak etti. Biz de uluslararası ağlarımızdan yararlanıp öğrendik. İlk başta yapabilirdik bunu.

Öncesinde 4-5 tane korumadan ayrılma ve zorluklarla ilgili uluslararası alandan İngilizce makale çevirdik ama artırabilirdik bunu. Keşke daha fazla yapsaydık. Kampanya sürecinde "Korumadan Ayrılmada Dünya Uygulamaları" diye bir makale daha çevirmek zorunda kaldık.

Hashtagleri çok iyi kullandık.

Yasa Tasarısı ve Kanun Değişikliği taleplerinde gerçekten çok zorlandık. Bu süreçte aktif hukukçulara desteğimizin olduğunu bu kadar yalın anlayamazdık.

Taleplerimiz ne miydi?

Korumadan ayrılma yaşı 18’den 21’e çıkarılsın. Koruma deyince halka anlatamayız diye Yurtlardan demiştik.

Bakım Sonrası Rehberlik Hizmetleri mevzuatta vardı ama aktif değildi. Aktifleştirilsin istedik.

SGK primleri korumadan ayrılanların beş yıl boyunca özel sektörde istihdam edilirse devlet tarafından karşılanıyor ama uygulaması yoktu. Aktifleştirilsin dedik.

Son olarak da, kamuoyu bu sorunun üzerine düşünsün istedik.

Sonuç da ne mi oldu?

Şubat başında başlattığımız kampanyada 11 kez ana haber bültenine haber olduk. 25’e yakın ulusal gazeteye çıktık. Birçok bloga ve sözlüklere konu olduk.

Yirmi beşbin imza topladık.

Meclis’e iki defa soru önergesi ve bir defa yasa değişikliği sundurduk.

Korumadan ayrılan gençlerle ilgili akademik çalışmaların misliyle artmasını sağladık. O kadar azdı ki, sadece Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı beş tane uzmanlık tezi verdirdi bu süreçte. Radyo belgeseli çekenler, sempozyum düzenleyenler, yazanlar ve çizenlerin de haddi hesabı yoktu.

Kampanyaya başladığımızın haftası Ankara il Müdürlüğü Bakım Sonrası Rehberlik Hizmetleri Birimini aktifleştirdi.

Kampanyanın ilk ayında Ulaştırma Bakanlığı, tüm il müdürlüklerine yazı yazarak korumadan ayrılan gençlerin lise mezunlarının Türk Telekom gibi kuruluşlarda istihdam edilmesi için çalışma başlattı.

12 Nisan günü Aile ve Sosyal Politikalar Bakan Yardımcısı Sayın Mehmet ERSOY, Dernek Yöneticilerimizi makamında ağırlayarak, isteği dışında, gidecek yeri olmayan hiç bir gencin 20 yaşından önce kurumlardan çıkarılmaması konusunda tüm kurumların talimatlandırıldığını bildirdi.

Başarmıştık.

Benim en önemli kazancımsa ne mi? Değişime inandırdığım sekiz genç. Geleceğe atılmış filiz onlar. Onlar ki, düşlediğimiz değişimin öncüsü olacaklar.

Kampanya sürecinde ne kadar  mı para harcadık. “300 TL”. Projelerle değil, kampanyalarla toplumsal pozitif değişimi aramak çok daha mantıklı, verimli ve maliyet etkin.

Sevgilerimizle,

 

Son söz: Korumadan ayrılma yaşının 18'den 20'ye çıkarılmasının devlete tahmini maliyeti 20 milyon TL civarında. Biz yurttan ayrılanlar için ev açacağız deseydik emin olun bir milyon bağış alırdık. Hatta bazı firmalar bununla ilgili sponsorluk görüşmeleri için çağırdılar da. Biz de kibarca bu gerçeği anlattık. Evi açsak onu sürdürmek ana amacımız olur diğer faaliyetlerimize odaklanamayız. Aslolan bu tarz kampanyaları sürükleyecek insan kaynağını finanse etmek dedik ama tabi kimse desteklemedi. Siz bari destekleyin.

 

Vakıfbank Hesap Numaramız

Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği Ekonomi Bakanlığı Şubesi TR21 0001 5001 5800 7300 1245 04


Bu arada, başlık da Nurşide isimli bir destekçiden

İçeriği Paylaş:

İlginizi Çekebilir: