Lütfen web tarayıcınızın Javascript desteğini aktif ediniz!

100 Yurttan Ses - Gülistan ELMAS

100 Yurttan Ses - Gülistan ELMAS

100 Yurttan Ses - Gülistan ELMAS

Merhaba Gülistan, seni biraz tanıyabilir miyiz?

Merhaba, ben Gülistan Elmas. 24 yaşındayım. Atatürk Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Mezunuyum. Şu an Sağlık Bakanlığına bağlı  Van Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreterliğinde Basın ve İletişim Sorumlusu olarak çalışıyorum. Nene Hatun Kız Yetiştirme Yurdu ve Akasya Çocuk Evlerinde kaldım. Van’a atandım ve özet şeklinde anlatayım. Yuvadan kardeşlerimi aldım. Yağmur ve Narin isminde iki kız kardeş. İşitme engelli kardeşim de var. Onunla da uzakta da olsam ilgileniyorum.

Çocuk Koruma Sistemine neden alındın?

Babamın hasta olması ve ebeveynlik sorumluluklarını yerine getirememesinden dolayı koruma altına alındık.

Geçmişe dönüp baktığında koruma deneyiminde neler seni çok incitti?

Engelli çocuklara yapılan hassasiyetsizliklere çok üzülürdüm. Sağlık sorunlarının  ertelenmesi, göz ardı edilmesi ve geç kalınmışlıklar, insanların yurttaki çocuklara sahipsiz gözüyle bakması, bu çocuklara ne yapılsa hesap soranın ve sahiplenenin olmaması, kendimizi “değersiz” hissetmemiz, diğer insanların değerli olmayı hak ettiği ve kesinlikle benden daha değerliler düşüncesi ve buna bağlı olarak kendimi kıymetsiz hissetmem ilk aklıma gelenler.

Birçok anım insanların bizi hırsız, kötü çocuk, vb. olarak düşünmesi ve muamele etmelerini içeriyor. Hepsi de çok ama çok üzücü deneyimler.

Belirtmek istediğim diğer bir hususta, bakıcı annelerin bize yaklaşımları. Bakıma muhtaç ve hiçbir şeyden haberi olmayan çocuklara, arkadaşlarımıza ve bize bakıcılarımız tarafından yapılan söylemler beni derinden üzerdi.

Kardeşlerimizden ayrı kalmak da apayrı bir acı ve incinmeyi ömür boyu taşımamıza neden oluyor. Bizden uzakta, Ordu’da  kalmak zorunda kalan işitme engelli kardeşimin yalnız oluşu, hasta olduğunda, diş ağrısı çektiğinde bana mesajlarla uzaklardan bildirdiğinde yanında olamamam hepsi beni çok üzerdi. Kardeşimin E-KPSS başvurusunun ne olduğunu, nasıl olduğunu, dekontun, bankanın, bankaya para yatırmanın, sistemden başvuru yapmanın, ÖSYM, YÖK gibi soyut kavramların ne olduğunu bilememesi tam iki yılına mal oldu. Kardeşim hala mağdur. Grup öğretmeninin  kaliteli rehberlik etmemesi, ihmal etmesi suçunu kabul etmemesi önemli bir problem. Kardeşimin hakkını koruyamaması “Bilmiyo” deyip işaret etmesi. Bu kadar haksızlıklar, bizlere yapılan her türlü ihlalin ve ihmalin  meşru olarak görülmesi, yurt çocuklarının önemsenmemesi beni gerçekten çok üzüyor, hakkımızı savunmak adına  dava açtım ama yine güçlü olan kazandı sanırım. Ses çıkmadı 1,5 yıl olacak neredeyse. Arkamızda birilerinin olmayışı, yalnız oluşumuz insanlara her zaman ve her konuda cesaret verdi. Her şeye açığız biz, iyiye de kötüye de.

Koruma deneyimine ilişkin neyi değiştirmek isterdin?

Katılım hakkımın ihmal edilmesine çok üzüldürdüm. Dershane seçiminde sorulmazdı mesela.Kurum personelinin bize yaklaşımı, kuruma aidiyet duygusu hissetmemizi sağlamaktan çok uzaktı. Veli toplantılarına bile gelmezdi hocalarımız. Akran şiddeti ile karşılaştığımızda mesela, personel tarafından hep ’’Ablalar haklıdır.” ifadesi yaygın olarak kullanılırdı. Sesimizi duyuramazdık.

Personelin daha sorumlu olmasını isterdim. Rehberlik mekanizmalarının güçlü olmasını isterdim. Her sorumda veya veya sorunumda, “Yaz gitsin”, ’’Bilmem, karışmam, sonra bana gelmeyin!” gibi başından atma kavramlarına o kadar alıştım ki.

Değiştirmek istediğim bir diğer husus da, ailelerimizle görüşmemiz çocukları değerli hissettirecek ama görüşmelerimiz kısıtlanıyordu. İl dışından gelen yakınlarımız için barınma yeri yoktu ve personele söylediğimizde “Yeri yoksa gelmesin görmeye seni’’ cümlelerini duyuyordum. Oldukça inciticiydi. Ailemizin bizi görmeye gelmesi, bizi güçlü ve hayata bağlı kılıyordu halbuki.

Korumadan ayrıldığında en çok hangi konuda zorlandın?

Evlenip yuvaya kavuşalım desen ayrı dert. Kısaca bizden gelin olmaz, bize kız da verilmez. Hep kötüyüz, kayınvalideler oğullarına layık görmezler, yurt geçmişimiz var, bizler namus yoksunuyuz. Aile nedir bilmeyiz? İyilere ve iyiliklere layık değiliz bizler. Ezik ve kimsesiziz çünkü! Bıktım bu etiketlemelerden. Bunları kızarak yazıyorum şu an. Biz de insanız ve birer kalbimiz var. Sevmenin dilini aksanlı da konuşabilsek konuşuruz. Öğreniriz. Yeter ki bize sevgiyle yaklaşılsın.

Anlatmak istediğin özel bir anı var mı?

Hayatımda en çok üzüldüğüm geceyi anlatayım. Fırtınalı tipili bir kış gecesiydi. Kardeşimin odasındaki arkadaşlarımız izne gitmişti.

Bakıcı  anne, kardeşim dahil herkesi odasına gönderdi. Odada yalnız kalan kardeşim on dakika sonra geri geldi ve bakıcı anneye “Abla, yanında uyusam olur mu?’’ dedi. Bakıcı abla ’Hayır, uyuyamazsın, ben oğlumla uyumuyorum senle mi uyuyacağım.” dedi. Çocuk; ’’Ama abla korkuyorum, pencereden sesler geliyor, kar hızlı yağıyor.” dedi. Bakıcı anne kardeşime kızarak, “Haydi yatağa.” dedi.

Ben o gece başkasının merhametine muhtaç olan bu çocukları ve emir altında büyüyen  bir şey yapamayan aciz beni uyumadan düşündüm. Göz yaşlarım yastığımı ıslattı gece boyu. Yıllar geçse de unutulmayan derin ve acı hatıralar var hatırladıkça yüreğimizi ıslatan, gözlerimizi daldıran. Kuyu gibiyiz derin ve karanlık. İpimizden çekilmez, suyumuzdan içilmez, yanımızdan geçilmez. Gelecekten umut bekleyenler ‘’Suyun rengi, kabının rengidir.’’ Durum böyleyken , Biz rengimizi ve şeklimizi kimden, hangi kaptan alalım peki?

Medeni cesaretin için tebrik ederiz. Dileriz ki sesin, 21. Yüzyılın çoksesliğine koruma altında yetişen bireylerin çağlayan gibi katılacak sesinde önemli bir parça olur.

 

100 Yurttan Ses Kampanyası'na destek olmak için tıklayınız.

İçeriği Paylaş:

Yazar Hayat Sende

Hayat  Sende
Devlet koruması altındaki çocuk ve gençlerin hayata eşit, güçlü ve ayrımcılığa uğramadan atıldığı bir dünya için Hayat Sende...

İlginizi Çekebilir: